SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES

ON BİRİNCİ BÖLÜM - BAĞ

Yazar:

SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı
SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı

LİVİA Maç başlamadan on dakika önce kafesin önüne geçtim.Raze benden bunu istemişti.Ma ç sırasında yaşanacak aksiliğe karşı hemen müdahale etmek için kafesin önündeydim. Standart prosedür. Maç gecelerinde kafes dolardı, müşteriler gelirdi, içeriden dışarıya bilgi sızdırılmaya çalışılırdı. Bense kafesin önünde durur, dövüşçülerin notlarına bakar ve kafesin hemen çaprazında duran sandalyede oturur dövüşü izlerdim.Raze ve Marcusta kafesi her iki köşeden her an izlerlerdi. Hem etrafa hem de ellerindeki tabletlerden kameralara bakarlardı. Kim nereye gidiyor,yukarı mı çıkıyor yoksa aşağıya mı iniyor. Hepsini aynı anda kontrol ediyorlardı. Koridorun duvarına başımı yasladım. Notlara bakmıştım yeterince.Ma ç başladı. Eli'yi fark etmem beş dakikamı aldı. Kalabalıktan uzak kenarda duruyordu. Kollarını serbest bırakmış, sırtını duvara yaslamış. Yüzü düzdü, ama o düzlük zorla kurulmuştu. Altında bir şey vardı. Öfkeliydi. Maçı izlemiyordu. Kafesi izlemiyordu. Sadece duruyordu. Yanındaki dövüşçü bir şey söyledi. Eli cevap vermedi. Adam söylediği şeyi tekrarladı. Bu sefer daha yüksek sesle, gülerek. Eli'nin omzuna vurdu. Eli döndü. Tek kelime etmedi. Sadece baktı. O bakış yeterliydi,adam hemen geri çekildi. Gülmeyi kesti, başını çevirdi. Eli tekrar duvara yaslandı. İçimde bir şey gerildi. Kafese başka dövüşçü girdiğini gördüğümde Raze’in yanına gittim.Bana Eli’nin maçının iptal edildiğini söyledi. Yerine başka biri girdi. Eli iki saatten fazla antreman yapmıştı bu akşamki maç için. Neden iptal olmuştu? Cevabı bilmiyordum. Ama Eli'nin o bakışında bir şey vardı,sadece öfke değil. Daha derin bir şey. Anlamaya çalışıyordu. Tahmin ediyor gibiydi ama emin de olamıyordu. Gözlerindeki belirsizlik bakışlarına yansımıştı. Ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Kafeste kurallar belliydi. Raze ona söyleneni yapardı,açıklamazdı. Ama bu gelişme yeni olan bir durumdu. Sanki birşeyler son dakikada değişmişti.Bunu hissedebiliyordum. Düşünmeyi bıraktım. Önüme döndüm. Maç başladığı an kalabalıkta bağırmaya başladı. Işıklar hızla dönüyordu. O döngüsel ritim kafese özgü duvarlardan yayılıyordu. Bir noktada kafamı kaldırdım. Ve onu gördüm. Architect’i. Kalabalığın karşı tarafında duruyordu. Ceketi, o düzgün duruşu, etrafı tarayan bakışları ile etrafa nötr bir şekilde bakıyordu.Kafesteki duruma bakıyordu.Sistematik ve bu duruma alışkın bir şekilde duruyordu. Sonra gözlerimiz buluştu. Gözlerini gözlerimden çekmedi. Durdu. Analiz etmeye başladı.Ben de olduğum yerde ona bakıyordum. Kalabalık arasında maç devam ederken, o gürültünün içinde ikimiz de kıpırdamadık. Bir saniye. İki. Üç. Hepsi o bakışının içinde saklıydı. Konuşmadan gözleriyle söylenecek şeyleri söylüyordu. Bir saat kadar önce yaptığımız konuşmayı,karşılıklı itiraflarımızı.. Sonra Architect başını çevirdi. Kafesi taramaya devam etti. Ben de önüme döndüm.Ellerimi cebime koydum. “Stratejik.” dedim kendime. Hepsi stratejik bir hamle. Ama o üç saniye hâlâ oradaydı. Maç bitti. Kalabalık dağılmaya başladı. Eli'yi aradım gözlerimle. Buldum. Koridorun sonunda, tek başına yürüyordu. Hızlı adımlarla, kimseye bakmadan. Seslensem mi diye düşündüm. Seslenmedim. Bazen zamana ihtiyacımız olurdu,yalnız kalmak isterdik. Onun da şu an buna ihtiyacı vardı.Kafesten çıkan dövüşçünün yaralarına bakmak için arkasından yürüyerek gittim ve ne kadar yaralandığına bakmak istedim. Raze beni durdurdu. “Yarım saat sonra yanına git. Şuan başka işimiz var.”diyerek beni aşağıya yönlendirdi. Muhtemelen omeganın yeni halini cam flakonlara koyacaktık. Raze’i takip ettim ve aşağıya indim. Aşağıya inmeden önce Eli’yi gördüm. Duvara sertçe bir yumruk attı ve bağırdı. Ona baktığımı görünce birden gözlerini gözlerime dikti,bana uzun uzun baktı. Sanki suçlusu benmişim gibi bana baktı ve kafasını çevirdi. Hızlı adımlarla soyunma odasına doğru yürüdü. Aşağıya indik ve tahmin ettiğim gibi cam flakonlara omegaları koymaya başladık. Yarım saat sonra Raze’in telsizinden Architect’in sesini duydum. Odasına çağırıyordu. Raze bana baktı ve odaya do…

Bölümün tamamını WritePad'de oku