ONUNCU BÖLÜM - KIRILMA
Yazar: VESPER

LİVİA İğneyi çıkardığımda koluma hemen kolonyalı pamuk bastırdım ve beklemeye başladım. Herşey yavaş oldu. Bir an zihnim yavaş yavaş berraklaşmaya başladı. Omuzlarım gevşedi. Ellerimi serbest bırakana kadar avucumu sıktığımın farkında değildim. Kendimi kasmıştım.Ama şimdi yavaş yavaş kendi içime döndüğümde,beni sarsan tüm olaylara bakış açım farklılaşmaya başladı. Korku ortadan kaybolunca insandaki o vicdan azabı ve kendini suçlama eylemleri de ortadan kalkıyormuş. İlk defa derin bir nefes alıp rahatladığımı hissettim. Babama duyduğum o iğrenme,öfkelenme ve acıma duyguları sanki birden bire havaya karışıp kayboldu. Aslında babamda korkularından kaçıyordu. Dışarıdaki o dünyadan kaçıp alkole sığınıyordu. Çalışmayı sevmiyordu ve karısı çalışıyorken neden bende çalışmalıyım ki düşüncesine kendini kaptırmıştı. Dışarıdaki dünyadan korkuyordu babam. Tüm o hayal kırıklıklarını,acılarını ve yaşadığı tüm olayları geride bırakıp evine ve alkolüne sığınmıştı. Ne zavallıca. Ve beni sığındığı dünyasında daha çok vakit geçirmek için de başka bir aileye satmıştı. Ne asilce değil mi? İstemsizce gülümsedim. Ben bu adama mı baba demiştim? Bu adam öldüğünde mi üzülmüştüm.. Annem kahkahalara boğulurken aslında olması gereken tepkiyi veriyormuş. Ben anlamamışım,çocuk aklımla hem annemin hem de babamın ölümüne üzülmüştüm. Ah.. Saçmalık.. Bunca yıl sonra satıldığımı öğrenmem yetmiyormuş gibi bir de kardeşim olduğunu iddia eden bir adam çıktı başıma. Richard. Architect’in rakibi. Üstelik bu kişi Amelia’nın da nişanlısı. İçinde bulunduğum durumu göz önüne alınca yaşadığım hayat nasılda güzelmiş değil mi Tanrım? Siktir Git! kahkahalarıma engel olamadım ve gülmeye başladım. Gözlerimi kapadım,şimdi ne yapacağım diye düşündüm. Düşün Livia,düşün. Elindeki verilere bak. Albert ve Architect’i olabildiğince iyi kullanmalıydım ki bu işten tek parça olarak çıkabileyim. 2 ay önce Architect ile yattığımız için onu daha kolay elime geçirebilirdim. Seni hatırlıyorum demeyecektim ama ona bazı ipuçları sunacaktım.. O da yavaş yavaş bu ipuçlarını birleştirecek ve hatırladığımı anlayıp kendi bana bir adım atacaktı. Albert’ı da formülle ilgili oyalayıp bir şekilde onu oyunun dışına atmalıydım. Sonra da yurt dışına kaçabilirdim. Evet,bunu yapabilirdim. Architect,haklıymışsın. Herşeyi daha net görüyorum ve tüm engellerim kalktı. Gerçi bunu formül için söylemişti ama olsun,önemli değil. O konuda da yapacağım şeyler yavaş yavaş kafamda şekillenmeye başlamıştı. Koltuktan kalktım ve odamdaki banyonun aynasında kendime baktım. Bu Liviayı sevdim diye geçirdim aklımdan. Bu formülü geliştirmek ve deneylere başlamak hayatımda aldığım en iyi kararlardan biriydi. Mariayı kaybetmiştim ama en önemli bir şeyi keşfettim. Gerçekten de korkularımız bizim prangalarımızmış. Cesareti de korkuya bağlayan aptallar illaki vardır. Ama cesareti korku tetiklemez. Cesaret zaten bizim içimizde iyi ve kötünün var olması gibi korku ve cesarette bizimle birlikte doğan şeyler. İçimizde hep var olan şeyler. Mariayı kaybetmem her ne kadar üzücü olsa da o hayatımdaki en önemli köprülerden biriydi. Ve bir şekilde kafese gelmem de tesadüf değildi. Architect benim formül ile ilgili çalışmalar yaptığımı bulmuş,bunu çalmış olsa da bu formülü geliştirmiş ve omegayı bu zamanki haline getirmiş. Evren benim yanımda. Bende bu şansımı kullanacağım ve formülü kusursuz hale getirene kadar elimden gelen herşeyi yapacağım. Hatta çalışmaya başlamalıyım. Tekrar masama döndüm,koltuğa oturdum ve defteri açtım ve şimdiye kadar olan notlarıma baktım. Şimdi ki adımlarımı atarken mantığım öne çıkmıştı. Teoride olabilecek tüm olasılıkları deftere dökmeye ve beyin fırtınası yapmaya başladım. Çalışmaya dalmışken birden kapım tıklandı. Kafamı kaldırdım ve kapıya baktım. “Girin.” Gelen Eli’den başkası değildi. “Müsait misiniz doktor?” “Gel, Eli içeri gir.” Komutumla içeriye girdi ve masamın diğer tarafındaki koltuğa oturdu. Bana bakmaya başladı. Bende ona baktım ve Eli gülümseyerek konuşmaya başladı. “Ben sadece sizi merak etmiştim.…