7. Bölüm
Yazar: 🍷

Bölüm görselleri

Motordan inip kaskı çıkardım ve Kerem’e uzattım. Kerem kaskı alıp motorun koltuğuna koydu. "Teşekkürler," diyerek gülümsediğimde o da sırıttı. Yanağındaki o tatlı gamze yine belirmişti. "Gel seni sınıfına bırakayım. Şu Don Kişot’un da seninle derdi neymiş öğreneyim hem." "O kim?" Kerem düşündü. "Coşku muydu... yoksa... Ha! Buldum, Doruk." "Don Kişot..." diyerek kahkaha attım. Ben gülerken Kerem durmuş, pürdikkat beni izliyordu. Bu bakış beni biraz utandırıp rahatsız edince gülmeyi kesip okula doğru yürümeye başladım. O da elleri cebinde yanımda yürüyordu. Üzerinde yine o siyah kot ceketi vardı, dağınık saçları dalga dalga dökülüyordu. Okula beraber girmemizle birlikte bahçedeki tüm bakışlar bize döndü. Normalde bütün grupla takıldığımız için dikkat çekmezdik ama sadece ikimiz olunca... fısıltılar başlamıştı bile. Ayağımdaki ayakabılarımı yere sürüyerek ilerlerken Kerem bana döndü. "Ne var?" dedim. Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Adım atmaya bile üşenenini de ilk defa görüyorum." Başımı iki yana salladım. "Belki üşeniyorum, olamaz mı?" Kerem durup bana baktı. "Belli oluyor zaten..." dedi ve elini cebinden çıkardı. "Tamam hadi, ben sınıfa geçiyorum," diyerek ona dil çıkardım ve merdivenlere yöneldim. Arkamdan güldüğünü duyunca ben de sırıttım. Sınıfın kapısına kadar benimle geldi. İçeri göz gezdirip, "Nerede, gelmedi mi?" diye sordu. Omuzlarımı silktim. "Bilmem." O sırada sınıftan çıkan bir arkadaşımız lafa girdi: "Boşuna beklemeyin abi, göt korkusundan okuldan ayrılmış. Giderayak da seni şikayet etmiş Ekin." "Duydum, merak etme," dedim bıkkınlıkla. Kerem endişeyle bana bakıyordu. Ona bakmayı kesip başımı cama çevirdim. O sırada bahçeye giren Aras, Özgür ve Berk bana el salladı. Ben de onlara karşılık verdim. Kapıya döndüğümde Kerem hâlâ gözlerini benden ayırmamıştı. "Hadi aşağı inelim," dedim atmosfırı dağıtmak için. "Hem çocuklara şarkıyı gösterirsin." Bahçeye indiğimizde Kerem hemen arkamdan geliyordu. Aras’ı görür görmez kollarımı açıp sarılmak için koşmaya başladım. O da aynı coşkuyla kollarını açtı. "İşte büyük aşıklar buluşması!" diye bağırarak bana sarıldı. Gülerek başımı kaldırdım. "Kerem şarkının sözlerini bitirmiş!" dediğim an Aras beni omuzlarımdan tutup Özgür’e doğru fırlattı! "Oha, yavaş be ayı!" diye çemkirdim dengemi zor sağlarken. Aras çoktan Kerem’in elindeki kağıdı kapmıştı. Tam o sırada okulun bahçe kapısında kim belirse beğenirsiniz? Doruk! "Has si—" demeye kalmadan Özgür’ün uyarır gibi bakmasıyla elimi anında ağzıma bastırdım. Aras kağıdı okurken tepinmeye başladı: "Oğlum bu nasıl sözler, buram buram aşk lan bu!" Kerem ise gözlerini dikmiş, okul kapısında dikilen Doruk’a bakıyordu. Aras, Kerem’in kolunu dürttü. "Pişt, baksana oğlum! Bu ne ya, kovboy filmi gibi! Bir tek aradan yuvarlanan çalı topu eksik." Sonra bana döndü. "Ekin, sen şu rüzgarda sürüklenen çalı topu olsana!" Elimi alnıma vurdum. "Sus biraz Aras, hiç sırası değil..." "Ne dedim ki ben?" diyerek yanımda durdu. Kerem kapıya, Doruk’a doğru yürümeye başladı. Önünü kesmek için hamle yapacakken Berk kolumdan tutup yerimde kalmamı işaret etti. Sonra kendi öne atıldı ve doğrudan Doruk’un üzerine yürüdü! Özgür’e baktım; aralarındaki en sakini oydu, bir facia çıkacaksa ancak o engelleyebilirdi. Aras ise elleriyle gözlerini kapattı. "Kanlı vahşete hazır ol Salça Kafa..." diye mırıldandı. "Sus Aras, azıcık hayırlı bir şey çıksın ağzından!" Sözümü bitiremeden bahçede yankılanan bir ÇAT sesiyle Aras’la göz göz geldiğimiz bir oldu! İkimiz de aynı anda gözlerimizi açıp bağırmaya başladık. Berk, tek bir saniye bile beklemeden Doruk’un suratına mükemmel bir yumruk oturtmuştu! Aras bana dönüp, "Salça Kafa, bunların hepsi senin suçun! Sıçan gibi ortalığı karıştırmasaydın böyle olmazdı değil mi?" deyince içimden Aras’ı boğma ihtimallerini değerlendirmeye başladım. Kerem de öfkeyle ileri atılacakken daha fazla dayanamayıp yanına koştum. Sağ elini kenetlemiş, yumruk yapmıştı. "Şşt, sakin ol..." diyerek gözlerinin içine baktım…