8. Bölüm
Yazar: 🍷

Bölüm görselleri

Motorla u dönüşü yapıp hızla okula doğru geri dönüyorduk. Aras aramış ve Doruk’un gerçekten arkasına adam toplayarak geldiğini haber vermişti. Bunu Kerem’e ilk söylediğimde şaka yaptığımı sanmıştı ama gözlerime uzun uzun baktıktan sonra ciddiyetimi anlayıp başını sallamıştı. Okula yaklaşırken beline sarılan kollarımı yavaşça gevşettim. Çok uzaklaşmamıştık neyse ki... Kerem motoru hızlıca stop ettirdiğinde ilk inen ben oldum. Okulun önünde on beş-yirmiye yakın çocuk toplanmıştı. Kerem önde, ben hemen arkasında kalabalığa doğru ilerledik. Kerem tam Doruk’un arkasında durdu. Parmağıyla omuzuna dokunduğu an Doruk arkasını döndü ama ne olduğunu anlayamadan Kerem’in suratına geçirdiği okkalı yumrukla sendeleyip geriledi. Getirdiği adamlardan birkaçı Doruk’u düşmesin diye tuttu. "Ne oldu, korktun mu avel?" diyerek sırıttı Kerem. Doruk kanayan dudağını elinin tersiyle silip pişkince güldü. "Sizin o grubunuzun ben ta a—" Lafını tamamlayamadan Aras, "Haydeee, dıgıdık dıgıdık!" diye bağırarak doğrudan Doruk’un üstüne atladı! O anki bütün gergin atmosfer bir anda dağılır gibi oldu. Ben şaşkınlıkla olan biteni izlerken yutkunup Özgür’e baktım. Doruk öfkeyle Aras’ı sırtından çekip yere fırlattı. Aras yere kapaklanırken bana bakınca hemen yanına koştum. Elimi uzattığımda, "Ekinciğim, dizim acıyor..." diye büzüldü. Elimi tutup ayağa kalktı. Doruk’a sinirli bakışlarımı fırlatıp Aras’ı yakındaki banklardan birine oturttum. O sırada Berk yumruklarını sıkmış, tam anlamıyla bir kavgaya girmek için tetikte bekliyordu. Aynen ya, zaten Aras’ı saymazsak üç kişi en fazla ne yapabilirdi ki? Aras dizini oğuşturarak, "Gazi oldum ben Ekinciğim..." deyince ister istemez gülümsedim. Her durumda insanı güldürmeyi başarıyordu. Başımı Doruk’a çevirdim. "Artık gidin, olay büyümesin! Zaten okuldan da ayrılmışsın." Yanıt vermeyince doğrudan gözlerinin içine bakıp ekledim: "Git." Doruk elimdeki bateri bagetlerine baktı. Daha fazla uzatmak istemiyormuş gibi arkasını dönüp gidecekken Berk aniden ensesinden tuttuğu gibi onu kendine çevirdi ve bam! Mükemmel bir kafa attı! Ben sırıtırken Aras’a döndüm; ağzı açık, şaşkınlıkla olan biteni izliyordu. Özgür ise Aras’ın aksine bunu çoktan tahmin etmiş gibi elleri cebinde sakince seyrediyordu. O sırada Kerem kendisini tutmaya çalışan adamlardan sıyrılıp etrafındakilere baktı. "Sizi de mi böyle yapmamızı istersiniz?" diyerek meydan okurcasına kollarını iki yana açtı. Adamlardan biri Kerem’in üstüne atlamak için koştuğunda çelme takmamla yere kapaklanması bir oldu. "Bu kadar hızlı olma şampiyon," diyerek yerdeki çocuğa baktım. O da ela gözleriyle şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Kerem bana bakıp göz kırptı; bunu harika bir teşekkür olarak kabul ettim. Çocuklardan biri Kerem’e yumruk savururken diğeri Özgür’ü sıkıştırmıştı. Berk ise Kerem’in arkasını kolluyordu. Okul boşalmıştı, dersler çoktan bitmişti. Aniden cebimden telefonumu çıkarıp havaya kaldırdım. "Eğer şimdi gitmezseniz polisi arıyorum!" diye bağırdığım an Aras çığlık çığlığa grubun arasına daldı: "Aaaaaaa! Yangın var!" Ve tam o saniyede okulun alarm sirenleri çalmaya başladı! "Oha..." dedim içimden. Hayatımda bu kadar zamanlaması mükemmel bir an yaşamamıştım. Aras bana bakıp bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Siren sesiyle birlikte çocuklar panikle kaçışmaya başladı. Kerem’in yanına koştum. "İyi misin?" Başını hafifçe salladı. Aras gülerek yanımıza geldi. "Sana demiştim Salça Kafa, senden daha zekiyim diye!" diyerek böbürlendi. Sonra hemen elini dizine götürüp dudaklarını büzdü: "Ahh Ekinciğim, çok acıyor..." "Sirenleri sen mi çalıştırdın?!" "Ne sandın?" diyerek göğsünü kabarttı. Başımı iki yana salladım. Özgür yanımıza gelip Aras’a baktı. "Bu aralar fazla Pepee izlediğinin farkındasın değil mi?" Aras başını salladı. "Saçmalama istersen, asla öyle bir şey yok! Bu arada Ekinciğim..." "Tamam, bu kadar yeterli gerçekten," dedim gülerek. "Sizce de bugün biraz fazla şey yaşamadık mı?" Kerem yanıma yanaştı. "Seni eve bırakmamı ister misin? Geç kaldın zaten.…