Şahmeran

☤7☤

Yazar:

Şahmeran – ceren polat kitap kapağı
Şahmeran – ceren polat kitap kapağı

☤ Poligonun yüksek, ağır demir kapıları arkamızdan metalik bir yankıyla kapanırken, içeriye yayılan o tanıdık ve keskin barut kokusu genzimi yakarak ciğerlerime doldu. İnsanların büyük bir çoğunluğu bu ağır, yanık kokudan rahatsız olur, bir an önce temiz havaya çıkmak isterdi; fakat ben kendimi bildim bileli savaşın, askeri disiplinin ve zorlu eğitimlerin kokusunu zihnimdeki ender huzur anlarıyla bağdaştırmıştım. Belki de çocukluğumuzun neşeli oyun alanları yerine silah seslerinin yankılandığı soğuk koridorlarda geçmiş olmasındandı bu; belki de Behzat Komutan’ın bize daha okuma yazmayı tam öğrenmeden, parmaklarımız minicik birer çocuk eliyken ağır silahları söküp takmayı belletmesindendi. Sebebini tam olarak kestiremiyordum ama bildiğim ve emin olduğum tek şey, ne zaman zihnim birbirine dolanan karmakarışık düşüncelerle felç olsa, kendimi böyle çelik ve barut kokan mekanlarda çok daha sakin, çok daha odaklanmış hissettiğimdi. İnsan bazen içindeki fırtınalı düşüncelerden kaçmak için mutlak bir sessizliği değil, bilerek en yüksek gürültüyü seçerdi; çünkü dışarıdaki o patlama sesleri, zihninin içindeki gürültülü çığlıkları bastıran en etkili kalkandı. Miran aracın arka bagajını açıp ağır koruyucu kulaklıklarımızı ve şeffaf poligon gözlüklerimizi çıkardıktan sonra, tek bir fuzuli kelime bile etmeden bana doğru uzattı. Hareketlerindeki o askeri pratiklikte ve sadelikte, her zamanki gibi gereksiz hiçbir jest yoktu. Bana cevabını vermek istemediğim sorular sormuyor, beni ruhumu açmam için zorlamıyor; fakat yalnızca yanımda santim santim durarak bu hayatta asla yalnız olmadığımı kemiklerime kadar hissettiriyordu. İşte bir kadının “ağabey” diye tanımlayacağı duruş tam olarak bundan ibaretti: Karşısındakini kelimelere mecbur bırakmadan, sadece varlığıyla bir kale gibi arkasında durabilmek. “Eğer bugün de kulvardaki bütün hedefleri benden önce ve merkezden vurmayı başarırsan, seninle tam bir hafta boyunca tek bir kelime bile konuşmam Miran,” dedim gözlüklerimi gözüme yerleştirirken. Sözlerim üzerine başını hafifçe çevirip bana öyle ölümüne ciddi, öyle çatık kaşlı bir ifadeyle baktı ki, bir an için gerçekten söylediğim çocukça tehdide inandığını sandım. Fakat çok geçmeden, o kaskatı duruşunun ardında, dudaklarının kenarında sadece benim bildiğim o son derece tanıdık ve sıcak gülümseme belirdi. “Benimle konuşmamaya karar versen bile, o çelik iraden en fazla yarım saat dayanabilir gülüm,” dedi alaycı bir tonla. “Kendine olan bu sarsılmaz güvenin de maşallah, dağları devirecek cinsten.” “Tecrübeyle sabit diyelim biz ona,” diyerek göğsünü kabarttı. Gülerek omzuna hafif ama sağlam bir yumruk geçirdim. “Kendini gereğinden fazla beğeniyorsun haberin olsun.” “Sen de tam olarak öyle yapıyorsun ama,” diye karşılık verdi anında. “Ama ben bunu sonuna kadar hak ediyorum,” dedim çenemi hafifçe yukarı kaldırarak. “Peki senin öz ağabeyinin bunu hak etmediğini hangi cürretle söyleyebilirsin ki?” İkimiz de aynı anda, poligonun soğuk mermerlerinde yankılanan neşeli bir kahkaha attık. Geniş atış alanına adımımızı attığımız an, nöbetçi görevli askerler bizi fark eder etmez bir refleksle hazır ola geçip selam durdular. Askeri bir disiplinle selamlarını aldıktan sonra, hedeflerin kurulduğu açık kulvar bölümüne doğru ağır adımlarla yürüdük. Açık alanda esen hafif rüzgar ileride sırayla dizilmiş hedef kağıtlarını hafifçe dalgalandırıyor, sabah güneşi masanın üzerinde duran çelik namluların yüzeyinde keskin, metalik bir parlaklık bırakıyordu. Glock markalı silahımı masadan elime aldığım ilk an, avuçlarımın arasındaki o tanıdık ağırlık bana her zaman olduğu gibi bir uzvummuşçasına doğal geldi. Şarjörü pratik bir hareketle yuvaya oturtup kontrol ettim, mekanizmayı geriye çekerek sürgüyü bıraktım ve hedefin tam ortasına kilitlenerek doğruldum. Ciğerlerimdeki havayı yavaşça dışarı verip nefesimi sabitledim. Parmağım buz gibi çelik tetiğe milim milim dokundu. Pat... Pat... Pat... Arka arkaya patlayan mermilerin kulaklığı bile aşan keskin sesleri poligonun beton duvarl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku