Şahmeran

☤4☤

Yazar:

Şahmeran - ceren polat kitap kapağı
Şahmeran kitap kapağı

☤ Bu adam yıllar geçse de aynıydı. En sinir bozucu yanı da buydu. Bir cümlesiyle insanı öfkelendirirken, ikinci cümlesiyle kalbinin en zayıf yerine dokunabiliyordu. Başımı hafifçe kaldırıp doğrudan gözlerinin içine baktım. Mavi gözleri her zamanki gibi sakindi ama o sakinliğin altında bastırılmaya çalışılan bir kıskançlık vardı, onu ilk defa bu kadar açık okuyabiliyordum. Telefon konuşmamızdan beri içinde büyüttüğü düşünce hâlâ peşini bırakmamıştı. Bunu saklamaya çalışıyordu ama ben de onu yıllardır tanıyordum aradan yıllar geçmiş olsa da o hala tanıdığım kişiydi. Bana bakışları, etrafımdaki herkesi görünmez ilan edecek kadar sahipleniciydi. “Ne zamandan beri bu kadar samimiyiz?” diye sordum alaycı bir gülümsemeyle. “Hatırladığım kadarıyla aramıza giren yıllar oldu, bu yılların da şuanki tutumunu gerektirecek herhangi bir yanı yok.” “13 yıl 7 ay 22 gün.” Dedi hiç düşünmeden. “Anlamadım...” Söyledikleri anlamak istemeyecek kadar derindi. “Yıllar dedin ya tamı tamına 13 yıl 7 ay 22 gündür seni görmedim. Hasretin bana günleri hatta saatleri saydırdı, her gün her saat ne zaman seni görebileceğimi nasıl olduğunu düşünmekten delirmek üzereydim. Neyse ki artık buradasın...” Son söylediklerini o kadar kısık sesle söylemişti ki duyup duymadığımdan emin olamamıştım. Bana olan bakışları şükreder gibiydi, birinin varlığının yanında olduğuna şükretmek gibi, bakışlarında çok daha fazlası vardı ama onun tufanına kapılmak delilikti. “Hem sana yolladığım 3800 mektupla samimiyeti geçtim çoktan evli çocuklu olmuş bir samimiyet içerisinde olurduk, şanslısın ki o kadarını şuan yapmayacak kadar ahlaklı bir adamım.” Kalbim istemsizce hızlandı. Ne zaman böyle konuşsa içimde yıllardır susturmaya çalıştığım o aptal kız ayağa kalkıyor, onun söylediklerine inanmak istiyordu. Oysa ben artık o kız değildim. İnanan insanlar hayal kırıklığına uğrardı, ben ise kendime bir daha aynı şeyi yaşatmayacağıma söz vermiştim. Kameramanların sesleri düşüncelerimi böldü. “Buraya bakar mısınız!” “Sayın Vanazan! Sayın Soykan! Bir kare daha lütfen!” Yaşadığımızı baloya gelmeden yarım saat önce basına sızdırmıştık. “Birlikte objektife bakabilir misiniz?” Azrael belimde duran elini çekmedi. Aksine beni kendisine biraz daha yaklaştırdı. Hareketi öylesine doğal görünüyordu ki dışarıdan bakan biri bunun planlanmış bir poz olduğunu düşünürdü. Ben ise onun bunu tamamen doğaçlama yaptığını biliyordum. Bana dönüp göz kırptığında içimden ona sayıdırmaya başladım ama yüzümde yalnızca kusursuz gülümsememi bıraktım. Flaşlar ardı ardına patlıyor, kırmızı halının üzerinde adeta gündüzü yaşatıyordu. “Şu gülüşün...” diye mırıldandı yalnızca benim duyabileceğim bir ses tonuyla. “Yine sahte.” Gülümsemem milim bile bozulmadı. “Sen gerçekten insanların huzurunu kaçırmak için doğmuşsun.” Bunu söyledikçe olmayan keyfim daha çok kaçıyordu. Kimsenin farketmediği maskemi yıllardır görmediğim bu adamın görmesi beni huzursuz ediyordu. “Hayır.” Dedi, gözlerini benden ayırmadan. “Ben yalnızca senin maskeni görebiliyorum.” O cümle, flaşların oluşturduğu bütün uğultunun arasında kulağıma diğer bütün seslerden daha net ulaştı. İçimde bir şey yine çatladı. Bunun fark edilmesine izin vermemek için başımı hafifçe kameralara çevirdim. Victoria Soykan, kameraların önünde kusursuz görünmeliydi. Kimse onun nefes alışının bir anlığına düzensizleştiğini, bakışlarının yarım saniyeliğine titrediğini görmemeliydi. Gazetecilerden biri yüksek sesle sordu. “Sayın Vanazan! Sayın Soykan! Aranızda bir ortaklık mı var, yoksa bu akşam ilk kez mi tanışıyorsunuz?” Azrael cevap vermek için dudaklarını araladı. Ben ise ondan daha hızlı davranıp kameralara dönerek zarif bir tebessümle başımı hafifçe eğdim. “Bu gece yalnızca balonun tadını çıkarmaya geldik. Diğer sorularınızı başka bir zamana saklayalım.” Sesim sakin, kontrollü ve her zamanki kadar kendinden emindi. Gazeteciler istediği cevabı alamayınca başka sorular sormaya çalıştı fakat ben nazik bir tebessümle kırmızı halıda yürümeye başladım. Azrael ise sanki bunun olacağını…

Bölümün tamamını WritePad'de oku