Şahmeran

☤3☤

Yazar:

Şahmeran - ceren polat kitap kapağı
Şahmeran kitap kapağı

☤ Mektubu birkaç saniye daha elimde tuttum. Siyah zarfın üstündeki altın işlemeler, güneş ışığını yakalayıp parıldarken parmaklarımın arasında ağırlaşıyormuş gibi hissediliyordu. Yıllardır her mektupta aynı mühür, aynı düzen, aynı özlem dolu sözler vardı. Hiçbir zaman gönderenin adını yazmazdı çünkü yazmasına gerek yoktu, bu dünyada bana “Hükmüm” diye hitap eden tek bir adam vardı. Azrael Vanazan. İçimde yükselen özlemi bastırmak için zarfı buruşturacak kadar sıkmak istedim ama yapmadım. Onun bana gönderdiği hiçbir şeyi yok etmezdim. Bu zayıflık değildi, yalnızca alışkanlıktı. Kendime söylediğim yalan buydu. Mektubu dikkatlice katlayıp üniformamın iç cebine yerleştirdim. Sonra yüzümdeki ifadeyi düzelttim, omuzlarımı dikleştirdim ve kamelyadan çıktım. Victoria Soykan geri dönüyordu; duygularını saklamayı yıllar önce öğrenmiş kadın. Eğitim alanına döndüğümde Miran çoktan acemileri süründürmeye başlamıştı. Üç yüz kişi çamurun içinde şınav çekiyor, bağırıyor, nefes nefese kalıyordu. Miran ise ellerini arkasında birleştirmiş, yüzünde memnuniyetsiz bir ifadeyle onların etrafında dolaşıyordu. “Bu mu sizin dayanıklılığınız?” diye gürlediğinde bütün alan titremiş gibi oldu. “Daha onuncu dakikada ölüyorsunuz.” Beni görünce kısa bir bakış attı. O bakışta “Mektup kimden?” sorusu vardı ama sormadı. Miran bazen canımı sıksa da sınırlarımı en iyi bilen insanlardan biriydi. “Komutanım,” dedi Hakan yanıma gelip hazır ol konumuna geçerek. “Acemiler ikinci parkura geçti.” “Geçmeyenler de geçecek asker.” “Emredersiniz komutanım.” Onun korkuyla karışık ciddiyetine bakınca gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Zavallı çocuk hâlâ yılanlarımdan kaçarken yaşadığı travmayı atlatamamıştı. Günün geri kalanı bağırışlar, koşu sesleri, silah söküp takma talimleri ve Miran’ın acemilere ettiği yaratıcı hakaretlerle geçti. Miran başka bir seviyedeydi; bir insanı yalnızca bakışlarıyla bile ağlatabilirdi bana gelirsek öldürmekten beter ederdim. Akşamüstüne doğru eğitim alanı boşalmaya başladığında omuzlarım ağrıyor, topuklu ayakkabılarımın içinde ayaklarım sızlıyordu ama buna rağmen dik yürümeye devam ettim. Bu acı benim için hiçbir şeydi çok ağır şeylere maruz kalmıştım o yüzden acılar benim neznimde acı kategorisine bile giremezdi hem topuklu ayakkabılar bebeğimdi getirdikleri verdikleri hazın yanında bir hiçti. Acemilerin haline bakınca onları koğuşlarına göndermiş kalan dağınıklıkları ben, Miran ve ona dinlenmesini söylememe rağmen gitmeyip yardım eden Hakan’la toplamaya başlamıştık. Ortalık toplanınca Hakan’ı da gönderip araçlarımıza yöneldik, bindiğimizde Miran başını koltuğa yasladı. “Şu cezaları biraz daha sık verseler keşke.” “Katılıyorum. Bugün oldukça eğlenceliydi.” Bir gün onların iyi bir asker olduğunu bilmek bizi heyecanlandırıyordu çünkü başarılı bir asker ciddiyet isterdi ve bunu biz eğitimlerle onlara çok iyi aşılıyor, bu tempoya alıştırıyorduk. Yol boyunca da bir daha konuşmadık, ikimizin de sessizlikte düşünmesi gereken çok mevzusu vardı. Köşke vardığımızda hava kararmaya başlamıştı. Araçtan iner inmez gözüm terasa takıldı. Gazel, her zamanki sallanan sandalyesinde oturuyordu. Üzerinde parlak mavi gömleği, altında siyah pantolonu vardı. Sarı saçlarını dağınık bir topuz yapmış, bacak bacak üstüne atmıştı. Parmağının arasındaki sigaranın dumanı geceye karışırken gözlerini gökyüzüne dikmişti. Miran’ın adımları bir anlığına yavaşladı. Bakışlarını Gazel’in elindeki sigaradan ayırmadı. O bakışta öfke yoktu, kızgınlık yoktu; yalnızca insanın içini sızlatan sessiz bir hüzün vardı. Gazel ise onu fark etmesine rağmen dönüp bakmadı. Miran ona bakmaya devam etse de o hiç oralı olmuyordu, onu da en çok bunun kahrettiği gözlerinden belliydi. Miran güzel bir seven adamdı, sevdiği kadını üstün tutardı tıpkı her konu da Gazel’e yaptığı gibi ama gel gör ki bu karşı taraf için geçerli değildi. Bu aşk tek taraflı, mağlubiyetli bir aşktı. Miran pes edip başımın üstünden öptükten sonra köşke girdi, ona baktıkça içim sızlıyordu hele ki böylesine seven biri…

Bölümün tamamını WritePad'de oku