GİRİŞ☤
Yazar: ceren polat

Dikkat: Bu kurgu tamamiyle hayali ve gerçek dışıdır! Rahatsız ögeler içermektedir! Küçük yaşta ve etkilenebilecek olan kişilerin okumasını tavsiye etmem. ☤ Yıllar sonra dünyaya gelen ilk saf kan küçük Şahmeran aynadaki yansımasına bakıyordu. Siyaha çalan koyu kahve saçları, büyük ama çekik yeşil gözleri, hokka burnu, dolgun dudağı ve çıkık elmacık kemikler 12 yaşındaki Victoria’yı muazzam bir tabloya benzetiyordu. Üzerindeki beyaz elbise onu prenseslere benzetirken elbisenin üstüne giydiği rütbeli kırmızı pelerinli onu bir askere benzetiyordu ama o ikisi de olmak istemiyordu sadece özgür kalmak istiyordu. Şuan da kocaman bir sarayın Şahmeran soyuna ait odalarından birinde kalıyordu. Saray o kadar büyüktü ki yüzlerce odası vardı. Saray yeşilliklerle dolu koca bir arazinin içindeydi tüm yüzyılların en şaşalı, gösterişli ve büyük olanıydı sarayın girişine serilen kırmızı halı çok uzundu çünkü soylu ailelerin sarayın ihtişamıyla onların gözünü boyamak istiyorlardı çiçeklerle süslenmesinin sebebi bile buydu ayrıca etrafı binlerce muhafızla doluydu çünkü bugün soylu ailelerin toplandığı o yegane gündü. Soylu aileler için inanılmaz bir fırsattı Kral ve Kraliçe’nin gözüne girmek için ellerinden geleni yapmalılardı saraya girebildikleri yegane anlardan biriydi çocukları buraya her gün gelseler de yetişkinlerin Kral’la görüştüğü nadir günlerden bir gündü. Ellerinden gelenin en iyisini yapmalılardı. Şahmeran ailesinin buna ihtiyacı yoktu. Güç, onların kanından akardı kimsenin hatta Kral’ın bile yalakalığını yapmalarına gerek yoktu onlar zaten Saray mensuplarının gözdesiydi. 12 soylu ailenin ikinci gözdesiydi birincisi ise her zamanki gibi Vanazan ailesiydi. Victoria kaldığı odaya göz gezdirdiğinde bir başkasında hayranlık uyandıran şeyler onda sadece tiksinti uyandırıyordu. Koca odanın her tarafı altın döşemeli, lüks eşyalı ve tavandan sarkan elmaslardan oluşan koca avizeyle gözünde ihtişam değil ruhsuz bir odaydı hemde onun yılanına yani yeşil yılana özel döşenmesine rağmen zaten odada sevdiği tek şey yılanlardı. Odanın kapısını açtıklarında görülen ilk şey hemen üstünde beyaz bir ayı postuyla duran kocaman yataktı. Kocaman pencerelerde Barok tarzı, altın sırma işlemeli, kavisli üst tentesi ve kenara doğru daralan kruvaze kesimli ağır yeşil kadife saray perdesi vardı. Yatağın hemen yanında duran iki komodin vardı. Komodinin çekmece kulplarında Şahmeran soyuna özgü duran açılmış altın kanatlara sahip bir asanın etrafına dolanmış iki yılandan oluşan, son derece simetrik ve altın bir kadüse sembolü vardı. Kadüse sembolü şuanda onun boynundaki kolyede de vardı tek farkla ondaki kendi yılanına özel renkteki yeşil renginde bir yakut vardı, semboldeki asanın ucundaydı. Onu canı gibi saklıyordu çünkü kimse henüz onun safkan bir Şahmeran olduğunu bilmiyorlardı eğer bilselerdi şuanda yaşadığı zorluğun bin katını yaşardı. Odanın içindeki yılan sembolleri onu cezbeden tek şeydi çünkü o diğer Şahmeran’ların aksine yılanlara bayılırdı. Hatta beslediği iki yılanı vardı. 2 yıl önce daha doğmadan ölecek olan o 2 bebek yılanı kurtarmıştı. O iki yılan bebek şuanda 2 yaşındalardı ve artık renkleri belirginleşmişti, biri yeşil renkte bir pitondu yaklaşık 120 cm’di diğeri ise yeşil anakonda yılanıydı yaklaşık 240 cm’di ve ikisini de çok seviyordu. Dışarıdan duyduğu seslerle yasak olsa da odasının kapalı penceresine doğru yaklaştı. Pencerede rengarenk camlarla ihtişamlı bir yılan deseni vardı her ailenin kendine has sembolleri olduğu için bu semboller odanın kime ait olduğunu apaçık ortaya koyuyordu o yüzden pencereyi çaktırmadan görebileceği şekilde açan Victoria göreceklerinin cezasının kesileceğini bilmeden dışarıda ne döndüğünü anlamadan izlemeye başladı ta ki kapıya yaklaşan adım seslerini duyana kadar. Farkettirmediğini sanarak sessiz bir şekilde pencereyi kapatıp yatağın yanındaki pencereden kapı tarafındaki duvara doğru hızlı ve dikkatli bir şekilde koştu. Kapı açılmadan altın işlemeli aynasının karşısında geçip bekledi. Kapının açılmasıyla annesi Ma…