2-♟️
Yazar: loral's 🕯️

🕯️ Alarmın çalmasıyla artık kalktım. Uzanırken elimi komodinin üzerine uzatıp telefonumu aldım. Ekranın ışığı yüzüme parlamasıyla gözlerim kamaştı. Gözlerimi zorlukla açıp saate baktım. Saat 9' a 5 vardı. Geç kalmıştım! Allah kahretsin! Okulun ikinci gününden geç kaldım. Benim başımada anca böyle şey gelirdi zaten. Daha ikinci günden! İnsan yeni geldiği okulda en son ne ister? Dikkat çekmek. Ben ne yapıyordum? Koşa koşa tüm dikkatleri üzerime çekecek şekilde geç kalıyordum. Harika. Gerçekten harika. "Allah kahretsin!" diye homurdandım, üstümdeki battaniyeyi ayağıma dolayarak yataktan indim. Az kalsın yere kapaklanıyordum. Benim hayatım neden normal ilerleyemiyordu? Bir kişi de sabah kalkar, hazırlanır, vaktinde okula giderdi. Ben ise daha ikinci günden rezil olmanın yeni bir yolunu bulmuştum. Aklımda tek bir düşünce dönüp duruyordu. Ya öğretmen sınıfa almazsa? Ya herkes bana bakarsa? Midem düğümlendi. Heyecandan mıydı, korkudan mıydı, yoksa panikten mi, bilmiyordum. Bildiğim tek şey zamanın akıp gittiğiydi. Dolabı açıp elime geçen ilk kıyafetleri çektim. Saçım desen ayrı bir savaş alanıydı. Aynaya bakmaya bile vaktim yoktu. Zaten baksam da moralim bozulurdu. Bugün güzel başlamıyordu. Ve içimde garip bir his vardı. Sanki sadece geç kalmayacak, aynı zamanda başıma yine bir şeyler gelecekti. Merdivenleri ikişer ikişer indim. Ayağım son basamakta kayınca korkuyla duvara tutundum. Daha evden çıkmadan hastanelik olacaktım neredeyse. Bugün gerçekten benimle dalga geçiyordu. "Afet! Kahvaltı?" diye annemin sesi mutfaktan yükseldi. "Yok anne, geç kaldım!" diye bağırdım kapıya yönelirken."Asla olmaz, aç gidemezsin!" Diye bağırdı. Normalde tartışırdım. Ama saate baktığım anda tartışacak lüksüm olmadığını anladım. Mutfağa dalıp tezgahtaki tostun yarısını kaptığım gibi çantamı omzuma geçirdim. "En azından ilacını al!" dedi bu kez daha ciddi bir sesle. Olduğum yerde durdum. Kalbim... Bazen onu unutmaya çalışıyordum ama o kendini unutturmuyordu. Komodinin üzerindeki kutuyu sabah telaşında almamıştım. İçimde yükselen panik bir anda yerini suçluluğa bıraktı. Geri dönüp ilacımı aldım, çantamın ön gözüne koydum. "Tamam, aldım!" Deyip seslendim. Annem kapıya kadar gelip saçımı düzeltmeye çalıştı. "Sakin ol biraz. Dünya sonu değil." Dedi. Ben onun kadar rahat değildim. Çünkü dünya sonu olmayabilirdi ama lise öğrencileri bazen ondan beter olabiliyordu. Kapıyı çekip çıktığım anda sabah ayazı yüzüme vurdu. Sokak kalabalıktı. Herkes bir yerlere yetişiyordu. Ben de nefes nefese durağa doğru koşmaya başladım. Çantam omzumda zıplıyor, ayakkabım ayağımı vuruyor, saçlarım gözümün önüne geliyordu. Otobüsü kaçırırsam bittim. Köşeyi döndüğüm anda durağı gördüm. Ve tam o sırada otobüs kapılarını kapatıyordu. "Dur! Dur biraz!" diye elim havada bağırdım. Şoför bana baktı. Bir an durmayacak sandım. Sonra kapılar tekrar açıldı. Nefes nefese içeri bindim. Kartımı okutup en yakın boş koltuğa çöktüm. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki herkes duyuyor sanıyordum. Başımı cama yaslayıp yolun akmasını izledim. Bir insan ilk günden geç kalmayı nasıl becerirdi kafam almıyordu. Nasıl sınıfa girecektim? Hocaya ne söyleyecektim? Otobüs ikinci durağında durmuştu ama benim bekleyecek zamanım yoktu ki. Bütün öğrenciler dersteyken ben otobüste, her durakta durup insan alıyordum. Otobüs sanki bugün özellikle yavaş gidiyordu. Normalde fark etmediğim tüm kırmızı ışıklar, tüm duraklar, tüm yaşlı amcaların kart okutma süresi bile gözüme batıyordu. Şoförün aynadan bana baktığını yakalayınca hemen gözlerimi kaçırdım. Sanki geç kalmamın suçlusu oymuş gibi içimden söyleniyordum ama asıl suçlu bendim. Alarmı erteleyen, beş dakika daha diye diye kendini kandıran bendim. Bir kadın yanıma oturunca çantamı dizlerime aldım. Ayağımı yere ritimsizce vuruyordum. Durduramıyordum kendimi. İçimdeki telaş vücudumdan dışarı taşmaya çalışıyordu resmen. Telefonumu çıkarıp saate baktım. Dakikalar koşuyordu. Ben ise yerimde çakılı kalmış gibiydim. Ya boş yer kalmazsa? Boğazım kurudu. Böyle anlarda insanın ak…