İlk kurban (giriş)
Yazar: karanlikgece_01

— Alo… Ben bir ihbarda bulunmak istiyorum. — Buyurun hanımefendi, sizi dinliyorum. Genç kadının sesi titriyordu. — Ormanlık alanda… Birinin cansız yattığını gördüm. Sanırım… Sanırım ölmüş. Polisin sesi bir anda ciddileşti. — Bulunduğunuz yerin konumunu verebilir misiniz? Hemen ekipleri yönlendirelim. — Adana'nın Sarıçam ilçesindeki Karadenizliler Ormanı'ndayız. — Anladım. Ekipleri hemen oraya yönlendiriyorum. Siz de en yakın karakola gidip ifadenizi verin. — Tamam. Sarıçam Emniyet Müdürlüğü'ne gideceğiz. — Peki. Olay yerinden ayrılmayın, ekiplerimiz kısa süre içerisinde orada olacaktır. — Tamam… Genç kadın telefonu kapattığında birkaç saniye boyunca ekrana bakakaldı. Ellerinin titremesine engel olamıyordu. Az önce gördüğü görüntü gözlerinin önünden gitmiyordu. Bir insanın cansız bedeni… Ve yerdeki kan. Olayın Başlangıcı Her şey, genç kadının sevgilisiyle çıktığı sıradan bir gece yürüyüşüyle başlamıştı. Evlerine yakın ormanlık alanda yürürken, ağaçların arasından gelen tuhaf bir görüntü dikkatlerini çekti. Önce yerde bir çanta olduğunu düşündüler. Sonra biraz daha yaklaştılar. Ve onu gördüler. Yerde hareketsiz yatan bir adam… Karanlığın içerisinde yüzü seçilmiyordu. Ancak üzerindeki kıyafetler kan içindeydi. Genç kadın korkuyla sevgilisinin koluna sarıldı. — Burada biri var… Sevgilisi birkaç adım öne çıktı. Adamın yanına yaklaştığında nefesini tuttu. — Sakın yaklaşma. Ama artık çok geçti. Adamın yaşamadığı belliydi. Genç kadın titreyen elleriyle telefonunu çıkardı ve polisi aradı. İhbarın ardından çift, en yakın karakola giderek ifade verdi. Genç kadın gördüğü her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatırken sesi zaman zaman titredi. Polis memurları ifadelerini aldıktan sonra çiftin şimdilik serbest olduğunu, ancak soruşturmanın seyri doğrultusunda yeniden ifadeye çağrılabileceklerini söyledi. Karakoldan çıktıklarında ikisi de tek kelime etmiyordu. Eve döndüklerinde genç kadın artık kendisini tutamadı. Gözyaşları yanaklarından süzülmeye başladı. Sevgilisi onu kendisine çekerek sakinleştirmeye çalıştı. — Geçti… Artık evdesin. Ama bazı görüntüler insanın zihninden kolay kolay silinmezdi. Genç kadın onun kollarında sessizce ağladı. Bir süre sonra yorgunluktan gözleri kapandı. Ve sevgilisinin kollarında uyuyakaldı. Olay Yeri İncelemesi Polis ekipleri kısa süre içerisinde ormana ulaştı. Bölge güvenlik şeridiyle çevrildi. Olay yeri inceleme ekipleri cesedin bulunduğu alanda titizlikle çalışmaya başladı. Toprakta ayak izleri aranıyor, çevredeki her detay tek tek inceleniyordu. Ancak ekiplerin dikkatini çeken asıl şey cesedin kendisiydi. Kanlar büyük ölçüde kurumaya başlamıştı. Ekiplerin başındaki görevli, yüzündeki şaşkınlıkla komiserin yanına yaklaştı. — Komiserim… — Söyle. Görevli birkaç saniye sustu. — Maktulün yaklaşık altı saat önce öldüğü tahmin ediliyor. Komiser başını salladı. — Ölüm nedeni? Görevli derin bir nefes aldı. — Henüz kesin değil ama… Sesi değişti. — Kalbi yerinden çıkarılmış. Komiser bir an ne diyeceğini bilemedi. — Ne demek kalbi yerinden çıkarılmış? — Bildiğimiz anlamda komiserim. Kalbi… Yok. Komiser cesede doğru baktı. Yüzündeki ifade giderek sertleşti. — Başka ne var? Görevli elindeki delil poşetini kaldırdı. — Bir de bunu bulduk. Poşetin içerisinde katlanmış bir kâğıt vardı. Komiser eldivenlerini taktı ve kâğıdı dikkatlice açtı. Üzerinde birkaç satır yazıyordu: “Sizin kalpsiz dediğiniz insanların kalbini sökerek gerçekten de kalpsiz olmalarını sağladım. Ve devam edeceğim. Bu belki ilk oldu ama asla son olmayacak. Artık ‘kalpsiz’ kelimesi bir mecaz değil, gerçeğin ta kendisi olacak.” Komiser yazıyı birkaç kez okudu. Elindeki kâğıt hafifçe titredi. Karşılarında sıradan bir cinayet yoktu. Bu, bir mesajdı. Bir başlangıçtı. Ve katil, daha fazlasının geleceğini açıkça söylüyordu. Komiser kâğıdı görevliye uzattı. — Bu yazıyı laboratuvara gönderin. Herhangi bir parmak izi, DNA ya da başka bir iz var mı kontrol edilsin. — Emredersiniz. — Bir de… Komiser cesede son kez baktı. — Bu olay basına sızmayacak. — Gizlilik kararı…