ŞAFAĞIN YANKISI

BÖLÜM:1

Yazar:

ŞAFAĞIN YANKISI - İlkay İnci kitap kapağı
ŞAFAĞIN YANKISI kitap kapağı

JUNE “MOR, TURUNCU, MAVİ.” Junethiel Duskmire’in kılıç tuttuğu son gün iki yıl, dokuz ay, beş gün önceydi. Çocuklarının doğdukları günleri bile bilmeyen anaların aksine June sayıyordu. Şafak her söktüğünde duvarın karşısına geçiyor, tırnaklarıyla birer çentik atıyordu. Kimi sabah kanayan parmaklar kimi sabah ise yarısına kadar kopmuş tırnaklar karşılıyordu onu. “Dokuz yüz doksan dokuz.” Tırnağını tırtıklı duvara sürttü. “Dokuz yüz doksan dokuz.” Odada yankılanan ses, June’a büyükannesinin zampara gibi olan kitaplarını hatırlatmıştı. O kuru hışırtı... O anlara gitmek bile midesini bulandırmaya yetmişti. Dün çentiklerin karşısında gereğinden uzun kalmıştı. Kimse görmesin diye kapıyı kilitlemiş, Edwind’in kırma ihtimaline karşı arkasına şifonyeri sürüklemişti. Sırtını ise kuru eşya parçalarına yaslamıştı. Her insanı hayata bağlayan görünmez bir ip vardı. O ip koptuğunda geriye yalnızca boşluk kalırdı. June bunun ne demek olduğunu herkesten iyi biliyordu. Keşke, bilmeseydi. “Bin.” June bir anda kendini yere bıraktı. Mermer zemine hızla yapışırken eteği kalçasına kadar sıyrıldı. Ellerini usulca duvarda gezdirmeye başladı. Pürüzlü yüzeyi avuçlarında hissetti. Bu sabahın ağırlığı, geride kalan dokuz yüz doksan dokuz sabahınkinden fazlaydı. Bugün saymayı bırakacağı gündü. Yara içindeki ellerine baktı. Soylu kadınların elleri narin olurdu. Taşa çentik atmaz, parmaklarını kanatmazlardı. June’un kalbi ince bir sızıyla doldu. Ondan alınan unvanı değil adeta kendi benliğiydi. İlk gün hissettiği acı zamanla körelse de hiçbir zaman kaybolmamıştı. “Aerindel ilahi mahkemeleri buyurmuştur ki Junethiel Duskmire, hiçbir surette eline silah almayacaktır.” June, başını odadaki flamaya çevirdi. Aerindel yeşiliyle altın renginin iç içe geçtiği kumaş, birkaç saniye boyunca sadece bir flamaydı. Sonra renkler mahkeme salonunun duvarlarına dönüştü. June, kafasını iki yana salladı. Kafasının içini boşaltmak istiyordu. “Silahsız savaş stratejisti mi olur? Haremde daha iyi iş yapar bu.” Avuçlarını yüzüne bastırdı. Nefesi düzensizleşti. “Sus, sus, sus.” “Bir kadının kılıçla ne işi olabilir ki? Tanrılar! yoksa tahmin ettiğimiz şey mi?” June’un göğsünden sessiz bir çığlık yükseldi. Geceliğini avucunda sıkıştırıp omzunu soğuk duvara yasladı. “Skyrendil ailesinin göz bebeği değil mi bu?” Genç kadın hıçkırdı. Boğazına oturan düğümü dağıtmak istercesine elini boynuna götürdü. Aklı bir türlü susmuyordu . “Sokakta ölmek üzereyken bulmuşlar bunu. Acıyıp almışlar. Besle kargayı oysun gözünü.” June'un nefesi kesildi. Tırnakları farkında olmadan tenine gömüldü. Acı bedenini ele geçirdiği gibi zihnindeki anılar da silinmeye başladı. Ancak o son cümleyi bir türlü kafasından atamıyordu. Hayatının her anında onu kovalayan bir gölge gibiydi. “Nefes alman gerek.” Sesi ince bir fısıltıydı sanki. Ellerini boynundan usulca çekti. Titreyen parmak uçları kıpkırmızıydı. “Bugün son, June. Bugün son.” Elinin tersiyle gözlerinde biriken yaşları sildi. Yanağına kandan ince bir çizgi bulaştı. Boynu sızlasa da duvara döndü. Yarısı kırılmış tırnağını iki parmağının arasına kıstırdı. Titreyen göğsüne aldırmadan duvarı kazımaya başladı. Ufak bir çıt sesi duyduğunda sırtından tiksindirici bir ürperti geçti. Yine de bırakmadı. Gözlerinden süzülen yaşlar dudaklarına ulaştı. “Bugün son.” Diye fısıldadı. “Sana yemin ederim bugün son.” Titreyen sesi, gözyaşlarını da ağzında biriken acı tükürükleri de yuttu. Kazıdı, kazıdı, kazıdı . Beyaz duvardaki bininci çentiği atana kadar durmadı. “Bin.” Parmağını gevşetti. Kalçasının üzerinde yavaşça geriye kaydı. Eserini şimdi daha net görebiliyordu. Başkalarının ona açtığı yaraların hesabını kendi bedeninden sorması çoğu insana göre acımasızlıktı. Ama bu çentikler ceza değildi. Birer hatırlatıcıydı. Bakışlarını çentiklerden ayırıp karşı duvardaki aynaya çevirdi. Ay ışığını andıran beyaz saçları ıslak yüzüne yapışmış, teniyle adeta bütünleşmişti. Dudaklarındaki soluk morlukla uyumlu gözleri June’a renk katan sayılı şeylerdendi. Aynaya iyice yaklaştı. Eli, y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku