✨Bölüm 59: Yalan Perdesi✨
Yazar: Şeydanur İpek

Herkese iyi akşamlar! Epey uzun bir ara oldu ama inanın bana o kadar yoğundu ki... Eğer instagram hesabımdaki kanalıma üye olmadıysanız oraya da gelin, genellikle güncellemeleri en hızlı oradan paylaşıyorum. Madalyon Cemiyeti'nin ilk kitabı çıkıyor ve çok heyecanlıyım. Onun kapağı ve başka ayrıntıları ile uğraştığımız için bölüm yazmaya zamanım olmadı ama ufak ufak eski düzenimize döneceğiz. Keyifli okumalar dilerim! Ateşlemeyi unutmayın! 🔥 ✨Bölüm 59: Yalan Perdesi✨ Vincent Lancaster: İçimde giderek kararan bir huzursuzluk vardı. Değerlendirdiğim her bir ihtimal beni karamsarlığa bir adım daha yaklaştırıyordu. İçimdeki bunaltıya rağmen yatak odamın kapısına doğru attığım her adımda yüklerimden kurtuluyordum sanki. Kapının kolunu indirirken iç kısımdan belirgin bir baskı hissettim. Dudaklarım kıvrıldı, baskı Amber’den kaynaklanıyordu. Alfalık içgüdüleri uyandığı için alanını korumaya başlamıştı bile. Küçük bir zorlamayla kapıyı açtım, alfa eşimin kat etmesi gereken yol uzundu. Kapıyı arkamdan sessizce kapatırken onu yatağımda buldum. Derin bir uykuda görünüyordu. Onu yatağımda görmek göğsümü ağrıttı. Bu odaya çaresizce döndüğüm günleri, huzursuz uykularımı anımsadım. Onu asla geri kazanamayacağımı düşündüğüm kâbus gibi günlerin ardından yeniden burada olması… Yutkundum. Onsuz asla devam edemezdim. Amber’i uyandırmamaya çalışarak banyoya girdim. Kırk sekiz saat nöbetinin ardından bok gibi kokuyordum. Ne kadar görmezden gelmeye çalışsam da Meline’nin söylediklerini aklımdan çıkartamıyordum. Amber, Aryan İmparatorluğu’nun varisi ile aynı güce sahipti. Endişe beni ele geçirirken kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Bir şey olmayacaktı, onu benden kimse alamazdı. Duştan çıkıp sessizce kurulandım ve iç çamaşırımı giyerek Amber’in yanına uzandım. Bir an bile düşünmeden onu kollarımın arasına çektiğimde koruma içgüdüm hiç olmadığı kadar şiddetliydi. Alfam olduğu yerde daireler çizerek huzursuzluğunu belli ederken ondan farklı durumda değildim. Amber belli belirsiz irkildi. “Şist.” Başını göğsüme yasladım ve saçlarını yeniden öptüm. “Uyu bebeğim.” “Vincent…” Belime sarılırken boğuk bir sesle adımı mırıldandı. Bu huzuru, bu lüksü yeniden kazanmışken onu kimseye veremezdim. Aryanlarla bir bağının olması umurumda değildi. Bir Athera olduğu düşünüldüğünde Aryan soyundan birisinin kızı olması şaşırtıcı olmazdı ama bu hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. O benim eşimdi, bundan sonra yeri benim yanımdı. İmparatorun kendisi bile gelse eşimi benden alamazdı. Amber’in öpücüğü beni kendi zihnimden çıkartmayı başardı. Önce çeneme, sonra boynuma, ardından da omzuma dokunan öpücükleri nemli ve sıcaktı. “Birileri uyanmış,” dedim kalçasını sıktığımda. Başını kaldırıp uyku mahmuru gözlerini benim gözlerime dikti. Uykulu gülümsemesi bütün yüzünü aydınlatırken yanağını okşadım. Evrenin. En. Güzel. Kadını. Başımı yastıktan kaldırıp dudaklarını öptüm. Nazik ve küçük bir öpücüktü. “Merhaba,” diye fısıldadı dudaklarımız ayrıldığında. “Merhaba.” Burnumu burnuna sürttüm. “Ne zaman döndün?” “Yeni, yarım saat kadar önce.” Esnedi. “Saat kaç? Seni beklerken uyuyakalmışım.” “Gece üç.” Yüzüne düşen tutamları kulağının arkasına doğru ittim. “Beni beklemene gerek yok. Akademide çok az boş vaktin var, güzelce dinlenmelisin.” Omuz silkti. “Seni özlemiştim. İki gün uzun bir süre.” Gülümsedim. “Ben de seni özledim.” Amber ağırlığının tamamını üzerime çıkartırken gözlerindeki bakışın değiştiğini fark etmiştim. Yüzüme doğru eğildi. “Seni başka şekillerde de özledim,” diye fısıldadı nefesi dudaklarıma çarparken. “Çok uzun zaman oldu.” Kesinlikle öyle olmuştu. İlk sevişmemizin üzerinden epey zaman geçmişti. Sonrasında onu hiç zorlamamıştım çünkü düğümlenmemiz onu biraz ürkütmüştü. Öte yandan alfam hiç olmadığı kadar kontrollüydü. Neredeyse her gün sekse ihtiyaç duyan alfam şimdi sakindi, Amber’e karşı her zaman açtı ama altın kurdu yanında olduğu sürece seks olmasa da umurunda değildi. Belki de mesele her zaman buydu. Eşimizi bulmak. Bütün bunları bir kenara bırakırsak Amber için çıl…