Bölüm 7: Pençe
Yazar: Şeydanur İpek

✨Bölüm 7: Pençe✨ Amber Shadow: Korkumun beni yenmesine hayatım boyunca izin vermedim. Eğer korkuma boyun eğen birisi olsaydım sokaklarda hayatta kalamazdım ya da bunu kendi başıma yapamazdım. Kimsenin üzerimde baskı kurmasına izin vermedim, burada da bildiğim yoldan gidecektim. Evet, dünyadaki en gururlu kişi değildim ama gurur hala elimde tutmayı sevdiğim bir lükstü. “Umarım sadece siz eğlenmiyorsunuzdur,” dedim omuzlarımı dikleştirdiğimde. “Hım… bunu göreceğiz. Kendi eğlencemi garanti ederim ama seninkini edemem.” Doğruldu ve önüme doğru yürüdü. Üzerinde hiçbir şey yoktu, bu yüzden başkentteki tanrıların heykellerine benzeyen bedeni gözlerimin seyrine açıktı. Geniş omuzlarını takip eden kaslı göğsü, şişkin pazıları ve sırayla inen karın kasları kesinlikle göze hitap ediyordu. Eşofmanın içine doğru kaybolan Adonis kaslarında oyalanırken çekingen değildim. Eminim ki alfa bu tip bakışlara alışkındı. Boynuna doğru inen gerçek pençe izi dikkatimi bir kez daha çekti. Odanın merkezinde duran yatağına doğru yürürken ensesindeki kurt kafası dövmesini gördüm. Düşük belli eşofmanı sayesinde belinin ortasındaki iblis kafası dudaklarımın aralanmasına neden oldu. Kim kendi düşmanını bedenine mühürlendi ki? Belindeki gamzeler her hareketinde daha belirginleşirken gözlerimi kaçırdım. İki kolundaki dövmelere bakındım. Her iki kolunda da birbirinin yansıması halinde yılan dövmesi vardı ve kuyruğu bileklerinin içinden başlayan yıllar kolları boyunca dolanarak geniş omuzlarına çıkıyor ve birbirine doğru kocaman açtıkları ağızlarıyla tıslıyordu. İşte o iki açılmış ağzın arasındaki geniş mesafede, mesafe küçük değildi çünkü omuzları genişti, kurt kafası kendini gösteriyordu. Kanat kaslarının üzerinde anlamadığım birkaç farklı mısra vardı. Hangi dilde olduğunu bilmiyordum ama bana kendi bedenimdeki dövmeleri düşündürdü. Eğer ikimiz de çıplak olsaydık ve tenlerimizin birbirine değdiği samimi bir an yaşasaydık muhtemelen dövmelerden ibaret bir karmaşaya benzerdik. “Kadınlar genelde beni bu kadar incelemezler,” dedi yatağının ucuna oturduğunda. “Eh, çok şey kaçırdıklarını söyleyebilirdim,” dediğimde geri adım atmamaya kararlıydım. Beni utandırmasına, sindirmesine izin vermeyecektim. Her koşulda altta kalmamaya kararlıydım. “Hemen işe koyulduklarına göre daha kazançlı hissediyor olmalılar,” dedi kaba, yaralı ellerini yatağa bastırdığında. Onun gibi çalışan birisinden narin eller beklemek mümkün olmazdı. Parmağındaki yüzüklere bakarken onun da altta kalmayacağını düşündüm. Ürkmüş görünmemek için sırıttım. “Beklemek hazzı arttırır.” Vincent sonunda gülümsedi. “Yaklaşımını sevdim.” “Alfa tarafından övüldüm, mutlu ölebilirim,” diye mırıldandım etrafıma bakınırken. Odası kaldığımız yatakhaneden çok daha iyiydi ve her köşesi derli topluydu. Siyah çarşafları güzelce düzeltilmişti, bir duvar boyu olan kitaplığında tek bir toz zerresi dahi görünmüyordu, camın kenarında küçük bir koltuk takımı bile vardı ve yastıklarına kadar ölçülüp konulmuştu. Odadaki tek dağınıklık kitaplığının önündeki masadaydı. Sanıyorum Marcus ile sohbet ettiğimi duyana kadar orada çalışıyordu. Ben odasına bakınırken onun da beni süzdüğünü hissettim. Sözlerini ona geri satmak için hazırdım. “Erkekler genelde beni bu kadar incelemezler,” dedim gözlerine baktığımda. Gözlerini üzerimden ayırmadan konuştu. “Nedenini anlayabiliyorum.” “Öyle mi? Neymiş?” “Alfa tarafından övülmek hoşuna mı gitti omega?” dedi alayla. “Yeniden mi duymak istiyorsun?” “Aslında sadece alfanın amacını duymak istiyordum,” dedim ona doğru yürüdüğümde. “Beni buraya çağırdın ve teksin ama aslında Subay Sarulas sorumluydu bu işten. Paylaşımcı değilsin ama akademideki herkesi benim üzerime saldın.” Kopkoyu kaşları usulca yükseldiğinde bunu bilmeme şaşırmış gibiydi. “Ve beni kişisel uşağın ilan ettin, ki buna da anlam veremedim çünkü senin uşağın olduğum için benden nefret edecekler kadar bana bulaşmayacak olanlar da var.” Aramızda bir adım kala cesurca durdum. Bir kurdun bu kadar yakınına girmek akıllıca değildi ama bu be…