Bölüm 51: Misafir
Yazar: Şeydanur İpek

✨Bölüm 51: Misafir✨ Amber Shadow: Nefes almakla yaşamanın aynı şey olduğunu düşünüyordum. Vincent bana ayrımı epey net göstermişti. Aramızdaki düğüm çözüldüğünde kalkıp duş almıştık. Ev bizim için geri kalan her şeyi halletmişti. Banyodan dönünce yatağı temizlenmiş ve toplanmış bulduk. Uzun saçlarımı kuruttum, sadece iç çamaşırımı giyerek Vincent’in yanına döndüm. O da sadece iç çamaşırı ile uzanıyordu. Örtülerin altına girdik, ben onun üzerine uzanmıştım ve göğüslerim çıplak göğsüne yaslanmıştı. Ve saat, artık kaldığı yerden devam ediyordu. Tik tak, tik tak. Sadece anın tadını çıkartıyorduk ki küçük, kısık sesli bir müzik duyulmaya başladı. Kısık bir sesle güldüm. “Ev bize jest mi yapıyor?” diye sorduğumda Vincent güldü. “Kesinlikle öyle yapıyor.” Parmakları omurgam boyunca inip çıkarken içeri dolan ay ışığı her şeyi uhrevi bir güzellikte gösteriyordu. Başını tavandan bana doğru çevirerek burnunu saçlarımın arasına sürttü. “Nasıl hissediyorum bebeğim?” Gözlerimi yumarak iç geçirdim. “Çok huzurlu.” Dudaklarını şakağıma bastırdı. “Ağrın var mı?” “Biraz,” diye mırıldandım. Pekâlâ, ona çaktırmıyordum ama zavallı vajinam isyan bayrağını çekmiş durumdaydı. Aslında ilişki boyunca inanılmaz keyif almıştım, onunla olmak kesinlikle müdavimi olacağım bir şeydi ama şu an beyaz bayrak sallıyordum çünkü düğümlenme ciddi bir ağrıya sebep olmuştu, hala seğiriyordum. “Bana yalan söylemiyorsun, değil mi?” diye sordu ne yaptığımı bilen bir tınıda. Kısa bir an sessiz kaldım ama sonra kısık bir sesle konuştum. “Belki.” “Amber,” dedi bıkkın bir tınıda. “Off tamam,” dedim huysuzca. “Ağrım var ama beni öldürecek kadar değil. Hayal kırıklığı için üzgünüm ama Bay Varess ölümcül değildi.” Vincent yüzünü ovuştururken kısık bir sesle güldü. İki koluyla beni sarıp yüzüme eğilerek beni öptüğünde göğsündeki elimi çenesine kaydırdım. Onun öpücüğünün beni ısıtmasına izin verirken kendimi mutluluktan patlayacakmış gibi hissediyordum. “Senin için yapabileceğim bir şey var mı?” diye sordu dudaklarıma doğru. “Sence evde şarap var mıdır?” diye sorduğumda küçük bir tıkırtı duydum. Vincent başını kaldırıp yanındaki komodine döndü ve her ne gördüyse güldü. “Görünen o ki varmış,” dediğinde avcumu karnına bastırarak gövdemi kaldırdım ve böylece ben de komodinin üzerindeki dolu kadehleri görebildim. “Biliyor musun, burayı neden bu kadar çok sevdiğini şimdi çok daha iyi anlıyorum,” dediğimde Vincent güldü. “Bununla alakası bile yok,” dedi doğrulurken. “Ama yardımcı olmadığını söylemem tabii.” İkimiz de oyma başlığa yaslandık, uzun saçlarım göğüslerimi ve neredeyse gövdemi örterken bacaklarımı Vincent’in kucağına doğru uzattım. Kadehlerden birisini bana uzattı, elinden alırken gözüm yine yüzük parmağıma kaydı. Oradaki küçük parıltı ay ışığında kendini belli etti ama sarı bir ışıkla yandı. Bardağı aldıktan sonra parmağımı yüzüme yaklaştırdım. Parlak ipler kaybolmuştu ama burada… Ortasında düğüm atılmış çift katlı bir halat deseni vardı, parmağımı yüzük gibi saran simli bir dövmeye benziyordu. “Vincent şuna bak,” dedim elimi ona uzattığımda. Vincent elimi avcuna alarak parmağıma baktı, ilk yaptığı şey kendi parmağına bakmak oldu. Ben de merakla onun eline doğru eğildim ve benimkinin aynısı olan düğümlü dövmenin onda da olduğunu gördük. Göz göze geldiğimizde ikimiz de aptal gibi sırıtıyorduk. Elimi yakalayıp ağzına götürdü ve dövmenin üzerini öptü, bu defa ben de onun elini yakaladım ve dövmenin üzerini öptüm. “Sen harika bir şeysin,” dedi bana bakarken. Gülümsedim ve kadehimi ona doğru eğdim. “Bize.” “Eşime.” Ah, bu kesinlikle daha iyiydi. “Eşime,” dedim gülümseyerek. “Siktir, bu gerçekten iyi hissettiriyor.” Kadehini yudumladı. “Amber Shadow’un eşi.” Sırıtarak kendini gösterdi. “O benim.” “Evet, artık tamamen ve resmi olarak benim erkeğimsin,” dediğimde kaşlarını oynattı. Elini ayak bileğimle diz kapağım arasında gidip gelirken gümüş yüzükleri nazikçe tenime sürterek beni uyanık tutuyordu. “Bilirsin bebeğim, bir şeyi istedim mi alırım.” Şarabımı yudumlarken ona hareket çe…