Şafağın Gardiyanları

Bölüm 43: Cehennem Çukuru

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 43: Cehennem Çukuru✨ Vincent Lancaster: Morana Akademisi Müdürlüğü, Konu: Nakil Talebi Ben Omega Amber Shadow, birinci sınıfta eğitim alan 427 numaralı mahkûm öğrenci. Eğitimimi, İkinci Bölge Karakolu yakınlarında bulunan Ana Mihenk Taşları’nda tamamlamak için izninizi ve onayınızı istiyorum. Talebim saygı değer Alfa Vincent Lancaster tarafından da onay görmüştür. Elbette son karar size ait. Binbaşı Rebecca Astor’a arz ederim. Elimdeki kâğıdı buruşturmamak için kendimi zor tutarken masanın üzerine bıraktım. Demek onunla gidecekti? Gözlerimi yumarken nefes alamadığımı fark ettim. Göğsümde sanki üzerime dev bir iblis düşmüş gibi ağır bir sıkışma vardı. Kaburgalarımı kırmak istiyor, ciğerlerimi parçalıyordu. Gitmek istiyordu, gerçekten de beni tamamen arkasında bırakıyordu. Onu biraz zorlarsam, belki sıkıştırırsam yalan söylediğini itiraf eder diye düşünmüştüm. Senden intikam almak istedim, canını yakmak istedim, der ve aslında onunla olmadığını, onu sevmediğini söyler diye beklemiştim ama gerçekten de onu seçiyor ve onu istiyordu. Yalan söylememişti, onunla olmuştu. Dahası bundan sonra da onunla olmak istiyordu. “Gerçekten gitmesini uygun buldun mu Vincent?” diye sordu binbaşı. Yutkundum ve sadece başımı salladım. “Uygundur.” “O zaman ben de onay veriyorum, biliyorsun o bölgelerde omegalar gerçekten eksik. Hizmet edilmesi gereken saygı değer askerlerimiz kendi işlerini kendileri yapmak zorunda kalıyorlar, bu yüzden hemen gönderilmesini sağlayacağım. Arthur da oraya gitmek istiyordu. Birlikte gönderirim.” Hizmet etmek. Amber’i hiç hizmet ederken düşünemiyordum. Bu kanıma dokunuyordu ama kendine layık gördüğü şeyi yaşamasına izin vermekten başka çarem yoktu. “Başka bir şey yoksa dinlenmeye çekileceğim,” dedim ona baktığımda. “Sen iyi misin evlat?” dedi binbaşı ayağa kalktığında. Ellerini arkasında bağlamış, beni izliyordu. “Daha iyi olacağım,” dedim başımı sallayarak. “Biraz uyumam lazım.” Ona selam verdim ve kapıya yöneldim. “Kendine dikkat et,” dedi ben çıkarken. Kapıyı usulca arkamdan çektim ve kendi odama yöneldim. Sabahın körüydü, gece boyunca hiç uyumamıştım. Cebimde buraya gelmeden önce Meri’den aldığım uyku hapları duruyordu. Daha önce de teklif etmişti ama hep reddetmiştim, şimdi o kadar sınıra dayanmış haldeydim ki uykusuzluk beni güçsüz düşürüyordu. Odama dönerken, “Alfam,” diyen bir ses duydum ve durup yatakhane koridorunun başında bekleyen kıza baktım. Ben duraksayınca hızlı adımlarla bana doğru yürüdü, selam verdi. “Sizinle konuşmak istediğim bir konu vardı.” Onu tepeden tırnağa süzdüm, adını hatırlamıyordum. Kafam yerinde olsaydı belki hatırlardım ama şu an kimi görsem unuturmuşum gibi geliyordu. Yine de bu kızla daha önce yattığımı anımsıyordum, dönem başında mıydı? Belki de. Amber’den çok önceydi. Amber… Başkasının ona dokunmasına izin veren kadın. Ona birbirimizin yüzüne bakamayız, demiştim. Sanırım değil yüz yüze, göz göze bile gelmemizi istemiyordu. Onun için kendi yolumdan sapmıştım. Yeni bir yol inşa etmek istemiştim ama önemsizdi. Belki de yapmam gereken onun yolundan gitmekti. “Odama gel,” dedim ve yürümeye başladım. O da beni hemen bir adım arkamdan takip ediyordu. Bu odaya en son ne zaman bir kadın almıştım, anımsamıyordum. Odada hala onun kokusu vardı, nereye baksam ona dair bir şeyler görüyordum. İç geçirdim. Zamanla giderdi, zamanla kurtulurdum. Tıpkı onun benden kurtulduğu gibi. Dağınık odamın içinde ilerledim ve yatağımın kenarına oturdum. Kız hemen karşımda duruyor ve parlayan gözlerle bana bakıyordu. Onu buraya neden çağırdığımı biliyordu, hiç rahatsız olmadığını ifadesinden anlayabiliyordum. Güzel ve alımlı bir kadındı, istekli olduğu her halinden belliydi. Baskılayıcı iğnesi yemekten çürümeye başlayan etime baktım, bana geri döneceğini düşünmüştüm. Ona aittim, her şeyimle. Alfam zihnimin içindeki uçurumda dolanıp duruyordu. O uçurum karanlık ve kurumuş bir ormanın kenarındaydı. Dibinde ne vardı bilmiyordum ama uzun uzun bakmazdım çünkü uçuruma ne kadar uzun bakarsan o da sana bakmaya başl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku