Bölüm 41:İntikamın Kefareti
Yazar: Şeydanur İpek

✨Bölüm 41: İntikamın Kefareti✨ Lavanya Olden: Sia- Alive (kesinlikle bölümün özbeöz şarkısı) Bölüm aşırı derecede uyarıcı, tetikleyici sahneler içermektedir. Okurken dikkatli olmanızı ve rahatsız olduğunuzda bırakmanızı rica ediyorum. Bir tane de anı sahnesi yazılacak. Cehennemin kişiye göre olduğu söylenirdi. İnsanın en korktuğu şey neyse, cehennemi de odur derdi babam. Kendi cehennemimi kendi ellerimle hazırlamıştım ve şimdi o cehennemin içinde acı içerisindeydim. Chris’i parmağımda oynattığım zamanlardan onun benimle bir fareyle oynarmış gibi oynadığı günlere düşmüştüm. Her şeyi biliyor ve kız kardeşimi arıyordu. Durumu Kont’a ya da babasına bildirmiş miydi bilmiyordum. Tek umudum bunu kendine saklamış olmasıydı çünkü hepsi birlikte ararlarsa bulma ihtimalleri daha yüksekti. Ben yeteri kadar güçlü değildim. Chris avlanmama izin vermiyor, beslenmemi sınırlı tutuyor ve beni güçlü gördüğü günlerde ise zorla kanımı emiyordu. Bir hayalete benziyor, gittikçe çöküyordum. Kraliçenin kızı için bir davet düzenleyeceğini öğrenmiş ve o güne kadar benimle kalacağını, o gün davete birlikte katılacağımızı söylemişti. Gösterişli bir geri dönüş yapma peşindeydi ve Kont tarafından destekleniyordu. Yattığım yerde güç bela doğruldum, Chris yakında buradan gitmeyi planlıyordu. Bir yerde uzun süre kalmak ortaya çıkma ihtimalimizi arttıracağından yerimizi değiştirecekti ve Kont’un konutlarından birisine geçecektik. Kont’un konutlarından birisine geçmek demek kimsenin bizi hiçbir koşulda bulamayacağını gösteriyordu. Yataktan indim ve ayaklarımı sürüyerek salona çıktım, evin tek hizmetçisi akşam için hazırlık yapıyordu. Tabağıma koyacağı küçük bir et parçasından daha fazlasını alamayacağımı bilmeme rağmen yemek için sabırsızdım çünkü damarlarım acıyor, dişlerim kamaşıyor, açlık içim kemiriyordu. “Ah, uyanmışsın biriciğim.” Chris’in sesini duyduğumda donuk bakışlarım ona döndü ve ayaklarımı sürüyerek yürümeye devam ettim. “Biraz gülümsemeye çalış hayatım, suratsızlığın resmen can sıkıcı.” Senin varlığın da can sıkıcı orospu çocuğu. Umursamaz bir tavırla somurtamaya devam ettim. “Bana biraz şarap verirsen daha mutlu olabilirim,” diye homurdandım. “Yemekle birlikte bir kadeh alabilirsin,” dediğinde durup ona baktım. Bugün keyfi yerinde miydi? “Yemek hazır efendim,” dedi hizmetçi kadın. “Bize birer kadeh şarap getir.” “Nasıl arzu ederseniz.” Masaya yürüdük ve oturduğumuzda nefes bile almadan etimi kestim. Kadın şarapları getirene kadar ben çoktan yiyip bitirmiştim bile. Chris yanımda açgözlülük ve görgüsüzlük hakkında bir şeylerden yakındı ama siktir et, onu kim takardı ki? Kadehimi hızlıca kaptım ve dirseğimi masaya yaslayarak kadehimi yudumlamaya başladım. “Kont seni mi destekliyor?” diye sordum, kan damlarıma yayılırken biraz olsun kendime gelmiştim. “Evet.” Kendi tabağındaki daha büyük et parçasından birkaç lokma aldı ama sonra geri çekildi. “Sen devam etmek ister misin?” diye sorduğunda gözlerine baktım. Bir tür oyun falan mı oynuyordu? “Elbette istersin biriciğim, çok aç olmalısın.” Kendi tabağındaki eti benim tabağıma bıraktı. “Hadi, yesene.” O yediğine göre ben de yiyebilirdim, değil mi? Zehirli falan olamazdı. Üstelik beni öldürmek şu an onun işine gelmezdi. Benden bir çocuk yapmayı planlıyordu. Çatalımı ve bıçağımı alıp eti böldüm, başta temkinliydim ama sonra da tadın ilk yediğimle aynı gelince düşünmeden onu yedim. “Kız kardeşimden haberi var mı?” dedim eti bölerken. “Onlara söylemedim, kendi çıkarları için onu elimizden almaya çalışabilirler. Ne de olsa kanınız ve yetenekleriniz çok değerli,” dediğinde rahatlama içime yayıldı. Kendimi çok daha iyi hissediyordum, bir noktada ölmek pahasına Christian ile baş edebilirdim ama Kont ile baş etmeye gücüm yoktu. Kimsenin yoktu. Sadece başımı sallayarak onu onayladım ve yemeğime devam ettim. Buraya geldiğimizden beri bu kadar tok olduğumu hatırlamıyordum. Biten tabağımı ileri doğru ittim, yeniden kadehime sarılarak arkama yaslandım. Bu esnada Christian gözlerini benden ayırmamıştı, ona bakmak iste…