Şafağın Gardiyanları

Bölüm 3: Zebaniler

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 3: Zebaniler✨ “Bu nedir?” diye sordum Janice’e. Bir çizim yapıyordu, şehirdeki en iyi ressamlardan birisiydi. Genellikle gotik çizimler yapardı ama şimdi çizdiği bu şey eski dildeki bir şiire benziyordu. Sadece kuyruklu harflerden oluşan bir kelimeler diziniydi. “Bunu okuyamıyor musun?” Küçük bedenimi kucağına çekti. Taslak çizimdeki yazıya bakarken kaşlarım çatıldı. “Hayır, bu başka bir dil mi teyze?” “Dikkatli bak,” dedi elindeki ince uçlu fırçayla yazıyı gösterdiğinde. Daha iyi odaklanmaya çalıştım ama kelimeler bir araya gelmiyordu. Ne kadar dikkatli bakarsam harflerin kuyrukları o kadar çok birbirine dolanıyordu. “Derin bir nefes al,” diye fısıldadı yatıştırıcı bir sesle. Dediğini yaptım. “Şimdi okumaya başla.” “Yedi günahın bir olduğu en derin katta, sadece en günahkâr olanlar yaşamakta. Cehennemin tek efendisi derin uykusundayken biricik aşkı en derin katta alevler arasında. Dilsizlere çığlık attıran bu acı, iblisin kül olmuş kalbinde bir ihanet, Onu bu ölüm uykusuna yatıran, alevlere teslim ettiği sonsuz mahkûmiyet.” Ben sesli okudukça üzerlerinde yaldızlar parlayan sihirli harflere hayranlıkla baktım. “Bunlar ne demek Janice teyze?” Janice teyze omuz silkti. “Sadece bir şiir,” dedi iç geçirerek. “Sadece bir şiir.” Başımı çevirip yazılara baktığımda hepsi kül olup uçmaya başladı ve geriye beyaz bir zemin kaldı. Sonra her şey titremeye ve yıkılmaya başladığında irkilerek gözlerimi açtım. “Uyandı, uyandı!” Tiz, sevinç dolu bir ses başıma kurşun gibi sapladığında yüzümü buruşturarak başımı başka yöne çevirdim. “Amber.” Daha soğuk ama ilgili bir ses bana seslendiğinde gözlerimi kırpıştırdım. Hala net göremiyordum. Vanya yüzüme doğru eğildiğinde ilgili sesin ona ait olduğunu anladım. “Nasıl hissediyorsun?” diye sordu usulca. “Ben…” Kuru boğazım yüzünden hırıltılı bir ses döküldü dudaklarımdan. Birisi hemen başımı kaldırarak dudaklarıma su bardağını yasladı. Soğuk su o kadar iyi geldi kana kana içtim. Larissa, az önce çığlık atan da oydu muhtemelen, beni kaldırdığı kadar nazik bir biçimde geri yatırdı. “Ne oldu?” diye sorabildim zor da olsa. “Subay Lancaster seni çok fazla zorlayınca bayıldın,” dedi yatağın kenarına oturduğunda. “Tam üç gündür baygınsın, şifacılar kırılma noktasına geldiğini söylediler.” Sikeyim seni Vincent! “Ben hala bunu nasıl yapabildiğine şaşırıyorum,” dedi Lavanya. “Yani… Bu kadar güçlü bir zihinle omega olman…” Ellerini arkasına bağladı ve topukları üzerinde sallandı. “Bilirsin, kırılma vakaları en az omegalarda olur çünkü zihinlerinde kırılacak bir direnç bile yoktur ama oradaki hemşireler konuşurken duydum, şu Vincent denen subayın zihnine giremediğini söylüyorlar. Resmen, girememiş, bu becerememişle aynı anlama geliyor.” Sırıttı. “Helal olsun sana kızım.” Zor da olsa gülümsedim. “Lanet olası piç,” diye inledim olduğum yerde. “Beni mahvetti.” “Ne olacak şimdi?” dedi Vanya, Lisa’ya bakarak. “Amber bayılınca müdahale edildi, ona müdahale edilirken de Subay Lancaster benim zihnime girdi. Bana verdiği sözü tutması için resmen koluna yapıştım. Neyse ki benim zihnimden her şeyi gördü de Binbaşı Nash ikna etmeyi başardı.” “Nash bizi hiç sevmiyor,” dedi Vanya düşünceli bir edayla. “Hiç sorma,” dedim başımı iki yana sallayarak. Ve o an beynimdeki sarsıntıyla homurdandım. Bu ne zaman geçecekti? “Demek uyandın Amber?” Bir doktor başımızda belirdiğinde bütün gözler onun üzerine döndü. Bana tebessüm etti. Zor da olsa elimi kaldırarak ona selam verdim. “Merhaba.” “Kendini nasıl hissediyorsun?” “Başım çatlıyor.” “Bu normal, kırılmanın ucundan dönmüşsün.” Elindeki iğnenin ucundan biraz sıvı fışkırmasına neden olurken yüzünde ne yaptığını bile bir rahatlık vardı. “Şimdi sana ağrı kesici bir iğne yapacağım, bu seni biraz daha uyutacak ama benim önerim uyandıktan sonra kaplıcaya gitmen.” “Kaplıca mı?” dedim kolumu açarken. “Evet, büyülü sular gerçekten şifalı.” Başını salladı ve iğneyi vurmak için eğildi. O iğneyi vururken Larissa onaylayıcı biçimde başımı salladı. “Doktor doğru söylüyor, seni o sulara götürme…

Bölümün tamamını WritePad'de oku