Şafağın Gardiyanları

Bölüm 37: Kalbin Istırabı

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 37: Kalbin Istırabı✨ Lavanya Olden: Kader tanrıçaları, senin için bir ilmek değil de düğüm attığında ölümle burun buruna geliyordun. İpini kopartıyorlardı ve senin için her şey bitiyordu. İşte tam da bu noktada, işim bitmişti. Birden birisi dürtmüş gibi gözlerim açıldı. Sanki bilincim açılmadan önce bile içgüdülerim uyanmıştı ve bedenim alarm vermeye başlamıştı. Olduğum yerde doğrulduğumda kendimi kocaman bir yatağın ortasında buldum. Hayatta kalma içgüdülerimden ötürü hemen bedenimi yokladım. Hiçbir yerimde yara bere yoktu. Üzerimdeki örtüyü atarak ayakta durdum. Dünkü elbisemin yerini bol bir tişört ve kısa bir şort almıştı, bu da demek oluyordu ki birisi beni soymuştu. Bedenim ürperirken etrafına bakındım. Burası yüksek tavanlı, büyük ve iyi döşenmiş bir yatak odasıydı. Daha önce gördüğüm bir yer değildi. Ben kendimi koruyabileceğim keskin bir şey ararken odanın dışındaki ayak sesleri beni daha da endişelendirdi. Ne yapacağımı bilemez halde öylece kalakalmıştım ki odanın kapısı açıldı. Ve onu gördüm. Christian’ı. Birden dün geceden kalma bütün hatıralar üzerime çökmeye başladı. Sebastian’ın yaptıkları, Noah’ın bedeninin parçaları, benim onu öldürmüş olmam, kaçışım ve Christian’ın gelişi. Sebastian’ı öldürdüm. Christian geri döndü. Kendi içimde boğulmaya başladım. Christian’ın var olduğu bir cehenneme düşerken Sebastian’ı öldürerek kendimi tamamen bu zebani ile yalnız bırakmıştım. Ve hissediyordum. Artık benim için iyi hiçbir şey yoktu. Gözlerimi bile kırpamaz halde onun mavi gözlerine bakarken dudaklarım aralanmıştı. Gerçekten karşımda olduğunu kabullenmek ya da idrak etmek o kadar zordu ki. O öldüğü için yargılanmış, hapis yatmış, ölüm cezasına çarptırılmış ve dahası o öldüğü için gardiyanlara gönderilmiştim. Ama hayattaydı, burada, karşımdaydı. “Sen…” Kekeledim, konuşamıyordum. Kapıyı tamamen açarak odaya girdiğinde yüzünde alışkın olduğum donuk ama yumuşak ifade vardı. Christian uzun boylu, epeyce yapılı, sarışın bir adamdı. Sebastian’dan biraz daha kısa ama ondan daha kaslıydı. Yüzü daha kemikliydi ve saçları daha kısaydı, genellikle geriye doğru taradığı saçları normalden de kısa duruyordu. Karşımdaydı, sapasağlamdı. “Benden o kadar kurtulacağını mı sandın, biriciğim ?” dedi bana yaklaşırken. Christian’ın yanında tam beş sene kalmıştım. Beş sene boyunca zorunluluklarım, çektiğim acılar, bedenimin geliştirdiği tepkiler bile ona göre şekil almıştı. Planımı ince ince işlerken varlığımın bazı parçaları bile bir refleks gibi Christian’ın varlığı ya da yokluğuna göre hareket ediyordu. Ve bedenim yine aynısını yapıyordu. Onun varlığına göre şekil alıyordu. Omuzlarımın gerildiğini hissediyordum, bedenim etrafta bir avcının varlığını hissettiğinden ötürü daha hassas durumdaydı. Koku duyum daha hassastı ve dişlerim kamaşıyordu ama yüzümde yumuşak bir ifade vardı. Elimde değildi, bu benim rolümdü ve ben o sahneden inemezdim. Daha da kötüsü bedenim onun dokunuşuna bile alışkındı. Öylesine kötü bir durumdaydım, öylesine acı verici bir durumdaydım ki benim bedenim… benim bedenim onun tarafından tecavüze uğramaya bile alışkındı. Ben öylesine bir acının göbeğindeydim ki, hayatta kalma içgüdüm mide bulantıma rağmen bedenimin istekli bir kadının bedeniyle aynı tepkilerini vermesini sağlayabilirdi. Ve ölümün bile işe yaramadığı bu sınırda kendimi gerçekten çaresiz hissediyordum. Christian yanıma geldiğinde, tam önümde durduğunda başımı kaldırarak titreyen göz bebeklerimi onun gözlerine diktim. Elini kaldırdı, usulca yanağımı okşadı. Sanki şefkat gibiydi ama yalandı çünkü maskem düşmüştü. Biliyordum, o da biliyordu. Christian’a karşı kazandığım her zaferde ve her savaşta sahip olduğum tek şey onun bana olan takıntısıydı, sözde hastalıklı sevgisiydi ama artık onu sevmediğimi biliyordu. “Seni özledim biriciğim,” dedi bana doğru eğildiğinde. Öylece ona bakmaya devam ediyordum, nasıl bir oyun oynuyordu, ne yapacaktı, ne kadar ileri gidecekti, beni öldürecek miydi, Sebastian’ı öldürdüğümden haberi var mıydı? Sebastian’ı öldürdüm. Bu dü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku