Şafağın Gardiyanları

Bölüm 30: Kırılan Her Şey

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 30: Kırılan Her Şey✨ Vincent Lancaster: Öldür onu! Haddini aştı, bizi karşısına aldı! Onurumuzu kurtar! Öldür onu! Gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. Zihnimin içinde kükreyen sesi yok saymak çok zordu, alfamı sakinleştirmek çok zordu, kendimi kontrol etmem çok zordu, Amber’in yanına gidememek çok zordu. Kahretsin, her şey çok zordu! Hep zordu! Odama girerken hemen arkamdan gelen Sebastian ve Caleb’in adım seslerini duyuyordum, benim peşimden içeri girdiler. Ağzımdaki zehir gibi tadı yutkunurken odanın temizlenmiş haline bakındım. Her şey düzenli görünüyordu, halılar bile değiştirilmişti. Oda havalandırılmıştı ama yeterli değildi. Nefes aldığım an kokusunu alabiliyordum. Gidip camları yeniden açtım ve yeni doldurulmuş sürahiden kendime bir bardak su doldurdum. “Nasılsın kardeşim?” dedi Caleb masaya yaslandığında. “İyiyim.” Suyumu içtim ve bardağı nazikçe yerine bıraktım. “Amber de iyi,” dedi Sebastian tekli koltuğa oturduğunda. Öldür onu! Onurumuzu kurtar! Alfasına saldırdı! Öldür onu! Dişlerimi kenetlerken yatağına yürüdüm ve ucuna oturdum. Kaslarıma kramp giriyor, başımdaki ağrı belli aralıklarla azalıp artıyordu. Kendimi iyi hissetmiyordum, her zamanki gibi değildim. Öfke içimde kabarıyordu, tıpkı toplanan fırtına bulutları gibi. Kendime duyduğum öfke, Amber’e karşı hissettiğim öfke, onun bunları öğrenmesine neden olan şerefsize duyduğum öfke… hepsi göğsümde büyüyordu ve saldırganlığımı tetikliyordu. Dirseklerimi dizlerime yaslayarak başımı ellerimin arasına aldım. İç bilincimle iyi anlaşmamın sırrı onu pek reddetmiyor oluşumdu ama Amber söz konusu olduğunda onu sık sık reddediyordum. Tıpkı iki gece önce onun yanına gittiğimde onu öldürmeden çıkmış olmam gibi. Onu öldürmezdim, yapamazdım işte. Amber’in beni baştan çıkartmak için yanıma geldiği gece alfamın kontrolünü kaybetmiştim. Durdurmak için elimden geleni yapsam da becerememiştim, Amber’e zarar vermişti. Bu yüzden Amber’e durmasını söylemiştim çünkü benim gücüm kendime yetmiyordu ama o yapabilirdi, yapmamıştı. Keşke yapsaydı, tek yapması gereken göz bağını kesmekti ama yapmamıştı ve alfam tamamen çıldırmıştı. Kahretsin, alfa bilinci ile karşı karşıya gelmek yeterince acı vericiyken onu bastırmaya çalışmak imkansıza yakındı ama denemiştim, tanrılara yemin olsun ki denemiştim fakat lanet olsun ki alfamın onun canını yakmasını engelleyememiştim çünkü alfam da farkındaydı. Amber ona meydan okumuştu ve o da meydan okumanın karşılığını vermek istemişti. Sikeyim, hayatımı sikeyim! Küsme, seni de seviyorum. Sesi zihnimin içinde çınlarken parmaklarım kendi saçlarımı kavradı. Her şeyi mahvetmişti. Her şeyi mahvetmiştim. Bu şekilde olmasaydı, benimle konuşsaydı, bana kızsaydı, benimle tartışsaydı o zaman başka olurdu. Anlatabilirdim, anlayabilirdi. Sana güveniyorum. Böyle olmamalıydı. Bu şekilde değil. Çok başka, bambaşka bir şey planlamıştım. İstediğim şey bu değildi. Bu akademide, hatta bu hayatta en çok güvendiğim üç kişiden birisin. Canımı asla yakmazsın, isteyerek yapmazsın. Canını yakacağım en başından belliydi. Canımı yakacağı en başından belliydi. Ama böyle olması… hayır. Benim canımın bu kadar yanmaması gerekiyordu. Ona teslim olamazdım, tamamen kendimi veremezdim, kırılıp dökülen şeyler için yas tutmaya zamanım yoktu. Çünkü sen benim Vincent’im oldun, hatırladın mı? Benimsin. Sen söylemiştin. Hiç Vincent olabildim mi ki? Gözlerimi yumdum. Oldum. Onunlayken hep Vincent oldum, Vincent olmaktan nefret ettim çünkü beni zayıflattı. Zayıflığım ona öfkelenmeme neden oldu, zayıflığım onu kendimden bile korumama neden oldu. Zayıflığım her şeyin mahvolmasına neden oldu. Seni seviyorum. Alfam sessizleşti. Zihnimdeki uçurumun ucunda yatıyordu. Siyah kürkü parlak ve güzeldi. Sanki hiç yara almamış gibiydi ama o altın kurt, çelik pençeleri ve camdan dişleriyle alfama epey bir hasar vermişti. Anılar yüzünden öfkeyle hırladı ama biliyordum, o altın kurdun dişine göre olmasından hoşlanmıştı. “Vincent,” dedi Caleb, sesinde şüphe vardı. “Bir sorun mu var?” Başımı kaldırıp o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku