Şafağın Gardiyanları

Bölüm 27: Uğursuz Kedi

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 27: Uğursuz Kedi✨ Lavanya Olden: Aileme ilk olarak ihanet eden soyumuzun efendisi olan Kont Lucas olmuştu. Yönetimi altındaki Lordlara karşı adaletli olamamıştı. Aileme ikinci olarak ihanet eden Lord Grantham’dı. Emrindeki kardeşine ve askerlerine ailem yok etmeleri için emir vermişti. Yeğenine de kardeşimi öldürtmüştü. Ölümlerinden sonra bile aileme ihanet edilmeye devam ediliyordu. Aileme son olarak ihanet eden kişi bendim. Ayladır buradaydım. Onun işini çabucak bitirmeyi planlayarak buraya gelmiştim ama daha fazla berbat etmek dışında hiçbir şey yapmamıştım. Sebastian benimle oynuyordu ve ben de izin veriyordum. Tören bitmişti, herkes tatili değerlendirmek adına hazırlıklarını yapmak için hareketlenmişti bile. Hemen ileride babası ile konuşan Lisa’yı ve onun çaprazında alfanın arkasında bekleyen Amber’i gördüm. İkisi de rahat bırakmaya karar verdiğimde bana doğru yaklaşan Sebastian’ı gördüm. Olduğum yerde kaldım çünkü kaçmak daha fazla kovalaması dışında hiçbir işe yaramayacaktı. Yanıma geldiğinde eğilip tek koluyla beni kalçalarımın altından kavradığı gibi kaldırdı ve böylece yüzlerimizi hizaladı. Ellerim omuzlarına tutunurken şaşkınlığımı atamadan beni öptü. Öylece. Herkesin içinde. “Sebastian,” dedim geri çekilmeye çalıştığımda. “Ne yapıyorsun?” diye fısıldadım dudaklarına doğru. “Seni öpüyorum,” dedi umursamaz bir tınıda. “Yasak mı?” Yutkundum. “Öyle olsaydı umursar mıydın?” “Yasaklar çiğnenmek içindir.” Omuz silkti. “Hadi odama gidelim,” dedi ve yürümeye başladı. “Ben kendim yürürüm,” diye homurdandım ama cümlem bittiğinde onun odasına girmiştik bile. Kan büyüsünün bir sınırı var mıydı bilmiyordum. Kara büyüden daha kapsamlı olduğu bir gerçekti ama Sebastian’ın elinde bambaşka bir şeye dönüşüyordu. Beni çalışma masasının üzerine bıraktı ve resmi askeri kıyafetini soyunmaya başladı. Son sınıfların bu ceketli, kravatlı şeyi giymeleri zorunluydu. Onun soyunmasını izlerken etrafıma bakındım. Odası her zamanki gibi gösterişli ve karamsardı. Üzerinde oturduğum masaya dağılmış dosyalar ve vampir soyu hakkındaki derecelendirmeler dikkatimi çekti. Uzanıp dosyalardan bir tanesini aldım. Ve arasında kalemin kaldığı kısmı aralandığımda gördüğüm başlık boğazımın düğümlenmesine neden oldu. Vatheron Aile Ağacı. Yan sayfada ise bambaşka bir başlık vardı. Garrison Aile Ağacı. Babamın ve annemin ailesine ait soyağaçlarına bakarken sayfaların alt kısmında birleştiklerini fark ettim ve usulca yutkundum. Evlilikleri temsil eden kırmızı çizgi iki ismi birleştiriyordu. Beckham Vatheron ve Marissa Garrison. Annemle babamın isimlerine bakarken kaşlarım daha çok çatıldı ve başımın arkasına bir ağrı belirdi. İkisinin arasındaki kırmızı çizgiden iki ince ok aşağıdaki iki farklı ismi işaret ediyordu. Beatrice Vatheron ve Francesca Vatheron. Kız kardeşimin isminde takılı kaldım. Katili hemen yanı başımdaydı. Karşımda soyunuyor, rahatça hareket ediyordu. Çok rahat bir hayat yaşıyor, istediğinde bana dokunuyor, beni damgalıyor ve benden çocuklar yapmak istiyordu. Tanrılar… küstah piç! “Neye bakıyorsun böyle dikkatli?” dedi yanıma geldiğinde. “Bunlar ne?” diye sordum her şeyden habersiz gibi. “Büyük hanedanlıkların soyağaçlarını bilmediğini söyleme bana.” Kasıtlı olarak kınayan bir bakış attım. “Hepsini biliyorum,” dedi yeni giydiği pantolonunun fermuarını çekerken. “Bu ailelerin hepsi ölmedi mi?” diye sordum. “Evet,” dedi o da sakince. “Hepsi öldü.” “Herkes duymuştu,” dedim dosyayı kapatıp yerine bırakırken. “Suikasttı sanırım.” “Pek sayılmaz.” Dönüp en koyu kırmızı renkteki ipek gömleklerinden birisini aldı ve giyinirken bana baktı. “Pek sayılmaz mı?” Bu da ne demekti? “Kimin yaptığı belli mi?” “Elbette belli,” dedi umursamaz bir tınıda. Bana doğru yürüdü ve bacaklarımın arasına girdi. “Sadece alt tabakalar bunu kimin yaptığını bilmezler. Oysa ölenler bunun kimin yaptığından kesinlikle haberdardır.” Sohbeti devam ettirmek adına gömleğine uzandım ve en üst düğmeden başlayarak iliklemeye başladım. “Beni aşağıladın mı sen az önce?” dedim ona ak…

Bölümün tamamını WritePad'de oku