Şafağın Gardiyanları

Bölüm 26: Alfanın Pençesi

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 26: Alfanın Pençesi✨ Amber Shadow: Kemik Kasesi , kutsal bir araçtı. Omega ya da beta olduğunuzda kütüphane binasındaki bu değerli odaya girme şansınız yoktu. Çünkü bu kanınızın o kadar değerli olmadığını gösterirdi. Ama bir sigmanın gücüne sahipseniz o zaman alfa olma ihtimaliniz de vardı. Kemik Kasesi büyülüydü. Kanın asil olup olmadığını bilirdi, kimin alfa kimin sigma olduğunu bilirdi, kim eş kim değil bilirdi. Şimdi, sabah yediklerimi midemde tutmaya çalışırken alfanın uşağı olarak hemen arkasındaydım. Meline ve alfa karşılıklı olarak kâsenin iki yanında duruyor, Binbaşı Rebecca ve Bay Huxley onlara eşlik ediyordu. Eş olup olmadıklarını öğrenmek üzerelerdi. Alfa belindeki hançeri çıkartıp avcuna bir kesik attı, hareketleri o kadar seri ve sakindi ki sanki hiçbir şey olmayacağından emindi. Kan kâsenin içine damladı, damladı, damladı. Kâsenin içinden önce karanlık bir duman yükseldi, ardından kâse beyaz mavi bir ışıkla parlayarak alfanın kanının ne kadar değerli olduğunu gösterdiğinde eğitmenin ve binbaşının yüzünde hayran bir bakış belirdi. Meline de avcunu kesti, yüzünde hiçbir ifade yoktu. Kan Vincent’in kanının üzerine damladığında bir sigma kanı olduğundan kâsenin çatlakları parladı, daha kızıl bir ışık saçtı. Gözlerimi ikisinin kanının birleşiminden ayırmadım. Eğer kâse ikisinin karışmış kanını emerse o zaman eşlerdi. Eğer hiçbir şey olmazsa eş değillerdi. Herkes beklemeye başladı. Karnımdaki ağrı büyüdü, midem kendi içine doğru çökerken ensemdeki uyuşmayı hissettim. Korku muydu bu? Neden bu kadar korkuyordum ki? Altı üstü birkaç aydır tanıdığım ve bu sürenin yarısında da nefret ettiğim bir adamdı. Ne olmuştu da birden başka birisinin eşi olabilir diye korkudan delirir hale gelmiştim? Boğazım kupkuru olduğunda kalp atışımı kulaklarımda duyuyordum. Bekledim. Kalp atışlarımı saydım. Bekledim. Nefesimi tuttum. Bekledim. Hiçbir şey olmadı. Dudaklarım kıvrılırken diğerlerinin yüzüne baktım. Vincent elindeki hançeri beline sokarken Huxley ona bir parça bez uzattı. “Üzgünüm çocuklar,” dedi ikisine hitaben. “Ancak aranızda eşlik bağı yok, yine de kâse kanı yakmadığına göre Vincent,” alfaya döndü. “Meline çocuğunu doğurmak için en uygun sigma.” Meline’nin yüzünde gergin bir ifade belirdi ancak gözlerinde korku vardı. Binbaşının ona uzattığı bezi alarak avcuna bastırdı. “Olur da bir gün çocuk yapmayı düşünürsem,” dedi alfa. “Bunu değerlendiririm. Teşekkürler, şimdi gitmem gerek.” Vincent kapıya yöneldiğinden arkasından gitmek için hareketlendim. Harekete geçmeden önceki kısa süre zarfında Meline ile göz göze geldik. Kaybetmişti ve az önce gördüğüm korku öfkeye dönüşmüştü. Bana öfkeyle bakıyordu, ona kısa bir baş selamı verdim ve alfayı takip ettim. Çift kanatlı odadan çıktığımızda Vincent elindeki bezi cebine soktu, kanaması çoktan durmuştu. Onun bir adım arkasında yürümeye devam ettim. Meline ile eş olmamalarına sevinsem de bir yanım da keşke eş olsalardı diyor, çünkü bu bana bir neden verirdi. Ondan uzak olmak için bir neden. Kalbimi kendime saklamak için bir neden. Kızlar ondan başkasına bakmamı, bir başkası ile olmamı söylüyorlardı. Vincent’in ne kadar samimi olursak olalım o çizgiyi hep önüme çizeceğini biliyordum. Tam da bu yüzden arkadaşlarım kalbimi isteyecek birisini bulmamı öneriyorlardı. Meline’ye yaptığı şeyi bana da yapıyordu. Seks var, uyum var, yakınlık var ama ilişki yok. Sevgi yok. Aşk yok. Kalbin sorumluluğunu almak yok. Duygular yok. Ben ne zaman böyle birisi olmuştum? Ne zamandan beri duygularımın fark edilmesini talep eden birisi olmuştum? Daha da önemlisi ne zamandan beri bu kadar derin şeyler hisseder olmuştum? Alfa bana sadece seks istemediğini söylemişti, aynı zamanda ona eşlik etmemi istiyordu. Tıpkı bir geyşa gibi… Bir eşlikçi olmamı istiyordu, bir cariye gibi. “Amber, sana diyorum.” Vincent’in sesini duyduğumda kendime geldim. “Efendim?” dediğimde gözleri kısaca yüzümde oyalandı, bir şeyler arıyordu ama aradığını bulabildiğini sanmıyordum. Hiçbir şey olmadı ki, maskesi oradaydı. Ondan beni ra…

Bölümün tamamını WritePad'de oku