Şafağın Gardiyanları

Bölüm 20: Karmaşık Ritimler

Yazar:

Şafağın Gardiyanları - Şeydanur İpek kitap kapağı
Şafağın Gardiyanları kitap kapağı

✨Bölüm 20: Karmaşık Ritimler✨ Amber Shadow: Haven and back Son birkaç günde kendimi daha iyi hissediyordum. Sanıyorum akademiye gelişimden bu yana geçirdiğim en günler olabilirdi. Sebastian, Vanya ile uğraşmıyordu. Hatta onu görmezden geliyor bile olabilirdi ki Vanya bundan ilginç şekilde nefret ediyordu ama en azından kimse onu kanatmaya, kalbine elini sokmaya ya da sevişmesi için zorlamaya çalışmıyordu. Lisa iyileşiyordu. Onun bir Anarşi Ozanı olması akademideki herkes için yeniydi. Akademi daha önce, suların kontrolü kraliyete bağlıyken çok fazla sirene eğitim vermişti ancak o zamanlarda bile sadece iki tane Anarşi Ozanı görülmüştü. Şimdi Lisa elimizdeki en nadir güçlerden birisiydi ve sadece adını duymak bile akademideki herkesin ona bakış açısını değiştirmişti. İnsanlar iğrenç derece iki yüzlü pisliklerdi. Artık kimse ona zorbalık yapmıyor, gördüklerinde gülümsüyorlardı. Güç herkese yön veren yegâne şeydi. Lisa bunu daha iyi anlıyordu. Öte yandan yaşadığı korkunç şeyleri unutmaya çalışıyordu, tanrılara şükürler olsun ki düşündüğüm kadar kötü durumda değildi. Bunda sireninin ve Caleb’in etkisi olduğunu düşünüyordum. Caleb… o zorba piçin bu kadar hassas olabileceği kimin aklına gelirdi ki? Gözünü arkadaşımın üzerinden bir an dahi ayırmıyordu, bazen kendi yanımızda olmadığında yemekhanede, antrenman sahasında ya da koşu yolunda dikilen ruhsuz ifadesiyle klonunu görüyordum. Lisa ona hiç yüz vermiyor, hatta konuşmuyordu bile. Eğer Caleb bunu gurur meselesi haline getirdiyse kolay vazgeçmeyecekti ama içimden bir ses gururdan fazlası olduğunu söylüyordu. Larissa yaşadığı sıkıntılardan ötürü derslerden çok geri kalmış ve dönemi en kötü başarı sırasında tamamlayanlar arasında yer almıştı. Bu yüzden akademi on günlük tatili üç güne çekerek onu akademide kalmaya ve burada eksiklerini kapatmaya yönlendirmişti. Yönlendirme, zorunda bırakmanın kibarlaştırılmış haliydi sadece, reddetme hakkınız yoktu. Tabii üst gruplar ve üst sınıflar bizimle uğraşmaya devam ediyordu, bir noktada bundan hepimiz payımızı alıyorduk. Sakin geçen sabahlarımızdan birisinde, büyü tarihi dersine giren Huxley tarafından Lisa kitapların düzenlenmesi için görevlendirilmişti. Biz de kendini yalnız hissetmemesi ya da üst sınıflardan birisinin ona karşı aptalca davranması ihtimaline karşılık orada pinekliyorduk. Özel güçler eğitimi dersini ekmiştik. “Neden bu kadar kafaya takıyorsun anlamıyorum,” dedim elimdeki kâğıdı katlarken. Vanya’ya doğru bir bakış attım ve origami yapmaya geri döndüm. “Seni rahat bıraktı işte.” “Sen onu tanımıyorsun,” dedi kulağındaki on çeşit küpeyle oynarken. “Bu sessizliğin altından bir şey çıkacak.” “Belki de başkasıyla yatman gururunu kırdı ve senden uzaklaştı.” Sorgularcasına tek kaşımı kaldırdım. “Mümkün değil, inan bana.” Ofladı. “Daha öncesinde Chris ile yattığımı da biliyordu ama bu hiçbir zaman ona engel olmadı. Bu takıntı… seks gibi gelip geçici şeyler tarafından yok edilmesi mümkün olmayacak güçte.” Parmakları saçları arasından geçirdi. “Başımıza fena bir bela açacak. Eminim.” “Bence,” dedim elimdeki kurt figürünün kulaklarını katlarken. “Sen, onun tarafından zorbalığa uğramaya o kadar çok maruz kalmışsın ki bunu yapmadığında kendini daha çok tehlike altında hissediyorsun, bir sorun olduğunu düşünüyorsun. Yani senden kaynaklanan bir sıkıntı da var.” “Sebastian sessiz kaldığında işler daha kötüye gider,” diye homurdandı. “Onu tanıyorum, göreceksin.” “Acaba onu yeniden kışkırtmayı denesen…” İyi durumda olduğundan emin olmak için Lisa’ya doğru kısa bir bakış attım. “O Max mı?” Vanya omzunun arkasına doğru bakarak Lisa’nın oldukça yakınında durarak onunla konuşan Max’a baktı. Cidden çok rahatsız edici bir çocuktu ama Lisa’nın yüzünden herhangi bir endişe emaresi okuyamadım. “Gidip çocuğa zor anlar yaşatmalı mıyım?” diye sordu bakışlarını oradan ayırmadan. “Şimdilik gerek yok gibi görünüyor,” diye mırıldandım kurdun diğer kulağını da katlarken. “Lisa’ya anne babası gibi hissettirmemize gerek yok. Hem baksana,” çenemle kütüphanenin o y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku