Bölüm 12: Ekinoks Çiçeği
Yazar: Şeydanur İpek

✨Bölüm 12: Ekinoks Çiçeği✨ Güneş doğmak üzereydi fakat herkes yataklarındaydı. Genç kadın çekingen adımlarla, göğsünde biriken ölümcül bir korkuyla yürüyordu akademinin içinde. Sessiz koridorlardan geçti, karanlık merdivenleri indi ve en nihayetinde binanın içinden çıktı. Endişesi gözlerinden okunuyordu, kimse onun yüzünde böyle bir duygu görmeye alışkın değildi. Hanımefendi’nin yanına gitmediği sürece böyle bir korku da endişe de hissettiği zaman olmuyordu. Kütüphaneye girerek nöbetçi kıza başıyla selam verdi. Kalbi her saniye biraz daha hızlı atıyordu. Rafların arasından ilerleyerek ıssız kütüphanenin sonunda bulunan odaya vardı. Kimsenin onu görmediğinden emin olmak adına etrafını bir kez daha kolaçan etti ve içeri girdi. Küçük, kutu kadar odanın içerisinde tek sandalye vardı ve Hanımefendi de orada oturuyordu. Kapıyı arkasından usulca örterek Hanımefendi’ye döndü ve bir asker selamı verdi. “Hanımefendi.” “Günaydın,” dedi kadın onu baştan aşağı süzerken. Elinde tuttuğu desenli yelpazeyi açarak yüzüne doğru salladı. “Nasılsın?” “İyiyim hanımefendi.” Genç kız gözlerini yerden kaldırmıyordu. Istırabın Gözleri. İşte onlara asla bakamazdı. Hanımefendi’nin gözlerine bakmak onu iki büklüm etmek ve yerlerde süründürmek için yeterliydi. “Uzun zamandır görüşemedik. Beni daha sık haberdar etmen gerekiyordu her şeyden,” dedi ince sigarasını dudakları arasına yerleştirirken. Arkasında duran koruması anında onun sigarasını yakmak için eğildi ve tutuşturdu. Siyaha boyanmış dudakları arasından gri dumanlar dökülürken gözlerini hafifçe kısmıştı. Avını izler gibi bakıyordu öğrenciye. “Özür dilerim hanımefendi,” dedi genç kız çaresizce. “Akademi çok yoğun ama bir daha olmayacak.” Kadın kadife eldivenle saralı parmakları arasına sigarasını alarak onu şöyle bir süzdü. “Alfa ile aran nasıl?” dedi umursadığı tek şeyi sorarak. Genç kız gözlerini kadifeyle kaplı parmakların üzerinde parlayan yüzüklerde tuttu. Hanımefendi çok uzun konuşulmasını sevmediğinden, “İyi,” dedi. Fakat bugün Hanımefendi başka bir şey aramaktaydı. Bu yüzden, “Biraz açık konuş, anlat,” dedi ve sigarasını yeniden dudakları arasına yerleştirdi. “Hala yatağına alıyor mu seni?” Genç kız yutkundu. O anları pek düşünmemeye çalışıyordu. Alfadan tiksindiğinden değil ama… bunu yapmak istemiyordu. Mecbur kaldığı şeyden tiksiniyordu. Alfa hoş ve nazik bir adamdı, yatakta sertti, bir kadına nasıl dokunması gerektiğini biliyordu ama yatağına aldığı bir kadının isteksiz olduğunu düşünse ona asla dokunmazdı. Fakat genç kadın sevmediği birisine dokunmaktan nefret ediyordu, onu gerçekten arzulamıyorken öyleyleymiş gibi davranmaktan nefret ediyordu. “Başka kadınlar da var,” dedi, eğer yalan söylerse ve Hanımefendi bunu anlarsa canına okurdu. “Alfa kimseyle uzun süre takılmıyor ve bir yandan da eşini arıyor.” Yeniden yutkundu. “Sanıyorum annesi ile aynı sonu paylaşmak istemediğinden yapıyor bunu.” “Başka kadınlar da mı var?” Kaşlarını kaldırdı. “Sana onun becerip kenara attığı bir fahişe ol demedim!” diye bağırdığında genç kız korkuyla irkildi ve Hanımefendi’nin gözlerine bakmak gibi korkunç bir hata yaptı. Istırabın Gözleri. Onun gözlerine baktığı an acı içini sardı, dizlerinin bağı çözüldü ve aciz bir insan gibi acıyla inleyerek yere yığıldı. Hanımefendi istese gözlerini ondan çekebilirdi ama yapmıyordu. Onu cezalandırmak, acıyla sınayarak aklını başına getirmek niyetindeydi. Genç kız yerde kıvranırken, gözleri acıdan ötürü patlayacak gibi irileşirken ve burnundan kanlar süzülürken bile durmadı. Sırtı yere çaptı ve göğsü içini yakan ıstırapla yükseldiğinde dudakları aralandı, boğazından acı bir feryat koptu. Hanımefendi gözlerini çekerek onu rahat bıraktığında damarları ve kasları hala ıstırapla seğiriyor, acının izleri olabilecek en yavaş şekilde siliniyordu. Yine de orada öyle yatamayacağını biliyordu. Bu yüzden elinden gelen en hızlı şekilde dizlerinin üzerine dönerek doğruldu ama ayağa kalkmadı. Bacaklarının onu taşıyacağından emin değildi. Bunun yerine ellerini dizleri üzerinde yumruk y…