Bölüm 1 Sırık
Yazar: Aystll

Yıllar önce; Henüz daha beş yaşındaydım. Annem beni de diğer annelerin yaptığı gibi mahalle pikniğine götürmüştü. Rüya mahallesi ismini seviyordum bana güzel Rüya’ları hatırlatıyordu nedense. Arkadaşım Yüsra ile birlikte mesire alanındaki ağaçların arasında saklambaç oynuyorduk. Bir ara sert bir gövdeye çarpmıştım ve başım acımıştı. Kimdi o bu kadar sert vücudu olan kişi. Kafamı kaldırdığımda benden beş yaş büyük olan Emir ile karşılaştım. Yüzünde ciddi bir ifade ile bana bakıyordu. -Bana bak maviş cüce dikkatli olsana! Dedi. Gözlerim doldu çok sinir bozucu bir insandı ona sinir oluyordum. -Sensin cüce! Hem benim boyum uzadı bir kere dedim. -Daha beni geçememişsin ama ne haber dedi. Offf sinir şey ne zannediyordu kendini. Benden sadece on santim uzundu her gün süt içersem ona yetişebilirdim ki. Biz tartışırken annemin sesi duyuldu uzaktan. -Parla hadi kızım yüsra’yıda al gel sofra hazır. Önümdeki sırıktan uzaklaşıp Yüsra’ya doğru koştum. El ele tutuşup annemin çağırdığı tarafa doğru gidiyorduk. Mahallemiz Bahar’ın gelişi ile piknik sezonunu açar hep birlikte sayısız piknik organizasyonu yaparlardı.Geçen gün Yüsra’nın annesi Mine teyzeler de toplanıp beş tencere sarma sarmışlardı. Tabi biz o gün Yüsra ile Emir’in Yasemin diye bir kıza ilan-ı aşkını yazdığı mektuptan okuyorduk. Taki Emir bizi okurken görene kadar. -Sizi bacaksızlar okumayı bilmediğiniz halde neden mektubumu alırsınız! O bana ait bir daha eşyalarıma dokunmayın sakın! Halbuki ben okumayı biliyordum. Öğrenmiştim harfleri birleştirerek zamanla çözmüştüm. Annem ve babam biliyordu beni anaokuluna yazdırmıştı çoktan. Emir mektubunda Yasemin’e seni seviyorum yazmıştı. O kaba insan nasıl birini sevebilirdi ki? Günümüz; Annemin sesi ile odamdan kafamı çıkarmıştım. -Kızım sınavına çalış ben Mine teyzenlere yardıma gidiyorum dedi. -Tamam anne! Ne yardımı bu peki? -Yarın pazar ve mahalle pikniğimiz var unuttun mu? Tabi ki unutmuştum. Hatırlamak istemediğim bir yığın saçma piknik anılarım beynimi işgal ediyordu. -Hayır unutmadım bende gelirim daha sonra dedim. Annem kafa sallayıp çoktan kapıdan çıkmıştı. Offf yine mahalle pikniği kim icat etmişti ki bunu böyle. Herkes kendi ailesi ile yalnız gitse olmazmıydı sanki. Oflayarak odama girdim. Karşı binada Mine teyzeler oturuyordu. Benim odam tamda Emir gereksizinin karşısındaydı. Küçükken çok yalvarmıştık Yüsra ile o odada Yüsra kalsaydı şimdi karşılıklı dedikodu yapıyor olurduk. Ben bunları düşünürken karşı odada bir hareketlilik oldu. Bilinç dışı cama doğru yaklaştım, odanın içinde Emir üzerinde sadece bir şort ile geziyordu. Onu öyle görünce ani bir atakla perdemi kapattım. Deli mi ne! Tamam onu gözetlemiyordum ama böyle de gezilmezdi ki, ulu orta her yeri meydanda. Aklıma gelen şey ile öylece kalmıştım. Acaba benim onu gördüğüm gibi o da beni görüyor muydu? Ben onun gibi gezmiyordum odamda ama gezmiş olabilir miydim? Aaaa bütün keyfim kaçmış odaklanıp ders çalışmak zor gelmişti. Telefonumu alıp aşağıya indim ve kapı yanındaki fortmantodan anahtarımı aldım karşı binaya adımladım. Kapıyı arkadaşım Yüsra açmıştı. -Naber bebek? Ders çalıştığını sanıyordum dedi. -Evet ders çalışacaktım ama odaklanamıyorum dedim. İçeri geçince kapı arkasındaki Emir’i gördüm. Az önceki görüntü gözümün önüne geliyordu ister istemez. -Hayırdır ne gördün de bu kadar odaklanma sorunu yaşıyorsun dedi. Biliyor olamazdı değil mi? Anlamışmıydı yok canım nereden anlayacak? -Hiç konular çok ağır geldi kafamı dağıtmak için sarma sarmaya geldim dedim. Başımdan bir an önce gitmesini istiyordum. O ise sanki birşeyleri anlamış gibi davranıyordu. Yanıma geldi ve, -Sence odamı değiştirsem mi? Hani yaz da geldi yukarısı sıcak oluyor dedi. Ahhh lanet! Tabi ki biliyordu ama onu izlemiyordum ki hem neden izleyecektim ki? Ondan hoşlanmıyordum bile canımı sıkıyordu sürekli…