2. Kitap 3. Bölüm
Yazar: Tubanur Peker

Bazen gece bitti gözükür, oysa güneş daha yeni batmıştır. “Kim bu saygısız!” diye bağırdım. Karanlığın içinden gelen ses… sakindi. “Senin için… Gece’yim, Yaren Su Yutar.” Sesin geldiği yere baktım ama hiçbir şey göremedim. Sadece karanlık. Fazla karanlık. Kaşlarımı çattım. “Yüzünü göstermeden konuşan biriyle uğraşacak vaktim yok.” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra… çok yakından gelen bir fısıltı: “Görsen… daha çok korkarsın.” Kalbim bir anlığına hızlandı ama geri adım atmadım. “Cesaretin yok demek ki.” dedim sertçe. Bu sefer güldü. Ama o gülüş… insan gibi değildi. “Vampir olunca sana gereksiz bir özgüven gelmiş.” Bu cümlede bir şey vardı. Tanıdık ama hatırlayamadığım kadar uzak. Gözlerimi kıstım. “Sen kimsin?” Cevap vermedi. Sessizlik o kadar uzadı ki, gittiğini sandım. Tam arkamı dönecekken “Görüşeceğiz… sahte vampir.” Bu sefer ses arkamdan geldi. Sesi boynumda hissettim o tam o an hızla arkama döndüm. Yine kimse yoktu. Dişlerimi sıktım. “Görüşelim.” Sesim kararlıydı ama içimde bir şey yerinden oynamıştı. Arkamı dönmeden sesimi yükselterek konuştum. “Kapıları kapatın. Kimse tek başına dolaşmayacak. Gece nöbeti başlasın.” Tam yürümeye başlamıştım an o ses son kez fısıldadı: “İstediğin kadar saklan…” Durdum sadece. “…zarar sana çoktan dokundu.” Ve bu sefer gerçekten gitti. Ama ben artık yalnız değildim. Odama çıktım kafamda dediği şeyler, tehlikeler artıyordu. “Yaren.” Camdan bir yarasa girip vampire dönüştü. “Doğa, hoş geldin.” Dedim Doğa’ya sarılıp. “Asıl sen hoş geldin.” Dedi ve gülümsedim. “İlk tanıştığımız güne gittim gözlerini görünce.” Dedim ve güldüm. “Evet sınıfta karşılaştık yanıma oturmuştun.” Dediğinde elimi başıma koydum. Bizim tanıştığımız gün böyle değildi. “Hayır ya okulun bahçesinde tanıştık!” Doğa gülerek bana baktı. “İnanamıyorum sana Doruk beynini tamamen ele almış ve her şeyi yanlış hatırlıyorsun.” Dedi Doğa ve odamın kapısını çarparak çıktı. Tam o sırada Ayaz odama girdi ve bana şaşırarak baktı. “Neyi var?” Diye sordu kapıyı gösterirken. “Kafayı yemiş, geçmişi hatırlamıyor bana hatırlamıyorum gibi laf sokuyor.” Dedim sinirle ve yatağıma oturdum. “Güzelim bak Asu’dan sonra bu hale gelmen normal.” Dedi ve şaşırarak suratına baktım. “Nasıl Asu’dan sonra?” Diye sordum. Asu sadece teyzemin kızıydı. “Kardeşin olmadığını öğrendin ya.” Dedi ve başımı salladım. “Asu’u benim kuzenimdi hep kardeşim gibi ama öz değil yani. Sen iyi misin Ayaz?” Diye sordum elini tutup. "Ben iyiyim ama senin iyi olup olmadığından emin değilim." Dedi ve beni baştan aşağı süzdü. "Bu neydi?" Diye sordum bende onu süzerek. "Olabilir mi acaba?" Kendi kendine konuşuyor gibiydi. Bende anlamlı bir bakış attım sadece. "Boşver sen beni. Doğa ile konuşmalarınız şimdi olanlar kafamı karıştırdı." Dedi ve odadan çıktı. (Ayaz'dan) Ruhum sıkışmıştı, herkes mi geçmişi unutup yerine farklı hikayeler eklemişti bilmiyordum ama bunun neden olduğunu da tahmin edebiliyordum. Çalan telefonuma baktım bilinmeyen numara yazıyordu, telefonu açtım ve ses bekledim. "Seni eski okulda bekliyorum." Dedi ve telefon kapandı. Merdivenlerden indim dışarı çıktım ve arabama bindim. Yolları izleyerek gittim, kafamda dönen sorular cevapsız olan her şey beni sinir ediyordu. Okula geldiğim harabe gördüm sonra seslendim. "Nerdesin!" Bu bir soru değildi bu ölüme yaklaşan birinin eceli olmaktı. Ses yoktu, sesini çıkarmak değil saklambaç istiyordu. Ben ise o sınıfa doğru gittim, ayaklarım kalbim beni o sınıfa götürdü. O sınıfta ve Yaren'in sırasında oturan kızı gördüm. "Burada olmayı o kadar istedim ki, onun yerinde olmayı ama sen bana bırak onun yerini bu sırada olan herkese verdiğin yeri vermedin." Tarık, Kuzey ve Doğa'nın yerini gösterdi. "Sen kimsin?" Diye sordum. "Ben Gece, senin karanlığın ve sen beni çok iyi tanıyorsun. Zaten senden başka kimse doğru düzgün geçmişi hatırlamıyorlar." Dedi gülerek tam o an da bir ses geldi. "Ayaz tut onu kaçmasın!" Gelen sesle ilk atladım ve o kızı tuttum. "Neden ama?" Diye sordum kızı tutarken. "Ölmesi gerekiyor çünkü." Dedi Asaf dede. "Neden?"…