8. Bölüm: İlk Konuşma
Yazar: Tubanur Peker

İnsanlar asıl bir şeyleri kaybedince anlarmış değerini, evet kaybettim ama bu benim için çok değerliymiş der oysa önceden o değeri göremez. Ayaz, Asu’nun saçlarını okşayarak onu uyuttu ve odadan sessizce çıkıp onu bekleyen arkadaşlarının yanına gitti. “Ayaz olay ne? Bu kızın hayatı böyle değilmiş Asu’dan belli kız ilk defa böyle şeyler yaşadığı kesin noluyor?” Tarık’ın sorusuyla Ayaz Kuzey ve Tarık’a baktı. “Yarın ilk Asu’yu sonra sizi okula bırakacağım zaten son gün Doğa ve ben aramaya devam edeceğiz birilerinin durumu hocalara anlatması lazım. Asu’nun hocası da sorarsa rahatsızdı biz bıraktık dersiniz ağzınızdan sakın bir şey kaçırmayın, lütfen.” Tarık ve Kuzey ilk Ayaz’a sonra Doğaya baktı, yaşadıkları mantıklı gelmiyordu doğal olarak. Biliyorlardı ama Ayaz’ın dediklerini yapmazlarsa hiç bir zaman gerçeği öğrenemeyeceklerdi. “Nasıl istersen Ayaz.” Dedi Tarık ve Kuzey’e baktı. “Biz sizden değil miyiz niye her halt bizden saklanıyor Ayaz, cevap ver neden bizden saklama gereği duyuyorsunuz?” Ayaz’ın gözleri dolmuştu, bir vampir ağlayabilir miydi, bir vampirin nasıl duyguları vardı? “Her şey çok yakında ortaya çıkacak sadece bekleyin bir şeyler yakında ortaya çıkacak, sadece bekleyin.” Ayaz hepsini bırakıp Asu’nun odasına gitti, korkuyordu bir daha gider diye Yaren’in emanetini koruyabilmek için her şeyi yapardı, sonunda can vermek zorunda kalsa bile olsa verirdi. Ayaz ve Asu beraber uyumuştu ve saat 6’da Doğa odaya girdi ve Ayaz’ı uyandırdı. Ayaz uyku sersemi olarak Doğa’ya baktı. “Ayaz acıktım.” Dedi Doğa. Ayaz sağına baktı Asu’yu uyurken görünce üstünü örtüp Doğa ile odadan çıktılar. “Asu’nun yanında böyle konuşma, çok çabuk sorgulayan biri.” Dedi Ayaz ve birlikte evin en alt katına indiler. Doğa 2 tane kan içmişti bile Ayaz 1 taneyi zor bitiriyordu. Doğa’yı zorla geri çekti ve dolabı kapattı. “Bırak Ayaz.” Diyerek dolaba saldırdı Doğa. “Yeter Doğa kendine gel dayanman lazım.” Doğa kabul edemiyordu bu durumu kan içmeden duramıyordu çok acıkmıştı. Ayaz, Doğa'yı anlayabiliyordu ama en büyük korkusunu yaşamak Ayaz'ı daha derinden etkiliyordu. "Ayaz ben doymuyorum." Doğa çaresiz bir şekilde yere çöktü ve ağlamaya başladı. Ayaz o kadarf çaresiz bir durumdaydı ki ne yapacağını bilemez bir hale gelmişti, bir taraftan hoşlandığı kadın bir tarafta çocukluğunu gördüğü bir arkadaşı vardı. Doğa kendine gelince yukarı çıktılar ama Asu'nun korku dolu bakışlarını gördü. "Ayaz abi." Diyerek sarıldı Asu Ayaz'a. Ayaz yere çöktü ve Asu'ya sarıldı. Doğa ve Ayaz birbirine baktı anlam veremez halde. "Güzelim n'oldu?" Asu, Ayaz'a baktı ve konuştu. "Doruk abiyi gördüm odamda ama o Doruk abim değildi, çok korkunç bir yüzü vardı bu kağıt'ı sana vermemi söyledi ve camdan gitti." Asu kağıt'ı verip Ayaz'a yeniden sarıldığında Ayaz ve Doğa birbirne baktı. "Yaren'in nerede olduğu belli oldu." Dedi Doğa. "Sus Doğa!" Diye uyardı Ayaz. "Ben kahvaltı hazırlıyorum yiyip okula gidersiniz tamam mı Asucum?" Diye sordu Doğa. "Olur, ama beni Ayaz abim bıraksın." Diye Ayaz'dan ayrıldı Asu. "Tamam o zaman sizi okula bırakıp abla'nın yanına gidicez tamam mı güzelim?" Hepsi birlikte kahvaltı yaptıktan sonra Ayaz, ilk Kerem ve Tarık'ı okula bıraktı sonra Asu'ya baktı. "Eğer Doruk abin yeniden gelirse bilekliğini çıkarman gerektiğini söylerse ne olursa olsun sakın çıkarma seni bir yere götürmek isterse sakın sen gitmeyi isteme sana dokunmamasını tüm kalbinle iste tamam mı? Seni ablana götürücem bile dese sakın kabul etme tamam mı?" Dedi Ayaz. "Tamam Ayaz abi." Dedi Asu, Ayaz'u ve Doğa'yı öpüp okuluna gitti. "Sence okula bırakmak güvenli bir şey miydi?" Doğa'nın sousu ile Ayaz'ın içinde ki şüphe daha çok büyüdü. "Ne olacak bilmiyorum ama umarım Asu için güzel bir şey olur bugün." Ayaz, Asuyu arkasında bırakıp gaza bastı. Her ne olursa olsun Doruk'u her yerde arayacak ve bulacaktı bu ayrılığın hesabını ona soracaktı. "Onu koruyamadım." Dedi bir anda Ayaz. "Allah kahretsin ki onu koruyamadım." Direksyona vurmaya başladı ve Doğa araya girdi. "Sağ'a çek arabayı Ayaz!" Ayaz a…