Ruhun Kefeni

30. Bölüm - Final: Vampir

Yazar:

Ruhun Kefeni - Tubanur Peker kitap kapağı
Ruhun Kefeni kitap kapağı

Bazı hikayelerin sonu ağırdır her ne olursa olsun, bazı masallar güzel biterken bazı masallar acı içinde biterdi ama bazıları o kadar belirsiz biterdi ki şaşırır kalırdık. Biz o belirsiz masalın sonundayız, devamı var ama bir o kadar da belirsiz bir masal da. “Yaren Su.” Diye seslendi abim. “Efendim abi, artık rahat mı bıraksan beni.” Dedim, beni o kadar sinir etmeye başlamıştı ki artık çek git Yaren diyordum kendime. “Acıktım ben ya şu güzel olan arkadaşına söylesene hayrına bana bir yemek hazırlasın.” Dediğinde gülerek cevap verdim “Sana yemek yokmuş abi aç kalacakmışsın.” Dedim ve bana ters ters baktı. “Komik değildi hemde hiç komik değildi.” Dedi ve araya atladım. “Ben güzel yemek yapamıyor muyum, neden benden istemiyorsun?” Diye sordum ve klasik o cevap geldi. “ Yapamıyorsun, berbat yemek yapıyorsun. ” Her abiler aynı olmak zorunda mıydı? Bunlara bu gıcıklık ne ara yükleniyor çok merak ediyorum aslında. “Tamam derim.” Dedim ve mutfağa gittim, neyse ki Doğa’da mutfaktaydı. “Senden yemek istiyor ama ben yapıcam sen sadece yanımda dur.” Dedim gülerek. Ben yemek yaparken Doğa ise benimle sohbet etti, abim anlamasın diye arada mutfaktan çıkıp geri mutfağa gidiyordum. Yemek hazır olduğunda Doğa’ya verdim ve gülümsedim. “Sen götür ki anlamasın ben sana yardım ediyor gibi gözükeyim.” Dedim ve yemeği Doğa götürürken ben kaşık çatal falan götürdüm ve Doğa ile birbirimize baktık. “Ayaz nasıl?” Diye sordum bir anda. “Konuşmadım hiç, yazmadı ve aramadı bilmiyorum yani.” Dedi ve hüzünlü bir şekilde camdan dışarı baktım. “Ben hazırlanıp biraz dışarı çıkacağım.” Dedim ve odama gidip üzerimi değiştirdim spor ayakkabı giydim. Kulaklıklarımı takıp bir şarkı açtım ve evden çıktım sahile doğru yürümeye başladım. Ne hallerde olduğumuzu düşündüm ne yaşıyorduk, ne yaşayacaktık bilmiyordum ama yaşadıklarımız bizi iyileştirmek yerine yerin dibine sokuyordu. Ölümüm mü yaklaşıyordu yoksa ben mi iyice kendimi kaybediyordum bilmiyordum ama bildiğim bir şey vardı. Ben hiç bir zaman mutlu olamayacaktım. Şarkı’nın sözlerini dinlemeye başladım ve o an anladım ki bu şarkı benim için yazılmıştı. Kimse yeni yara açamaz artık Çok canım yandı, acımaz artık Bugün düşerse yarın kalkar Bu kız kendine acımaz artık Canım o kadar acımıştı ki artık canımın yanmayacağına o kadar emindim ki, bir banka oturdum yanımdan o kadar insanlar geçiyordu ama umrumda değildi hemde hiç biri umrumda değildi. Yanımdan bir çift geçene kadar tabii ki, şimdi Ayaz’ın bir ailesi olacaktı mutlu bir ailesi Mira ile ama ben bu hikayenin hiç bir yerinde olmayacaktım, bu hikayede benim yerim yoktu ve olmayacaktı. Çalan telefonuma baktım ve onun adını duyduğumda kalbimde hissettiğim kelebekler uçmaya başladı, kalbim sıkışıyordu canımı yakıyordu ama bu telefonu açamayacağımı çok iyi biliyordum, beni araması doğru değildi ve benim de o telefonu açmam doğru değildi. Sonra telefonum bir kere daha titredi ama bu sefer mesaj gelmişti. Mesajı açtım ve okumaya başladım. Ayaz: Yaren tanıştığımız yere gel seni orada bekliyor olacağım, her şeyi bir mesajla veya bir aramayla değil benden duyman gerekiyor seni saat 20.00’da bekliyor olacağım. Neydi şimdi bu mesaj? (Ayaz’dan) “Onu okula mı çağırdın?” Diye sordu Doruk. “Evet.” Dedim heyecanla. “Mira bunu öğrenirse ne olur biliyorsun dimi Ayaz?” Diye sordu Doruk. “Biliyorum ama umrumda değil Doruk, o senin çocuğunu taşıyor benim çocuğumu taşıdığını düşünerek bunca acıyı çektim, bunca acıyı çektirdim ama artık yok olmayacak onun istediği hiç bir şeyi ona vermeyeceğim!” Dedim sert bir şekilde. “Sen vermesen de o almayı bilir biliyorsun Ayaz.” Dedi Doruk ve umursamadan evden çıktım arabama bindim ve İstanbul’a doğru yol almaya başladım. Radyomda mutlu müzikler vardı artık her şey mutlu ve güzel olacaktı. 2 saatin sonunda okula gelmiştim sınıfa çıkıp orayı süslemeye başladım ama garip bir şekilde okulda araştırma yapıyorlardı, ne olduğunu anlamamıştım aslında pek de umrumda olan bir durum değildi. Sınıfı güzelce süsleyip geçmişi hatırlamaya başladım, her şeyin b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku