17. Bölüm: Doruk
Yazar: Tubanur Peker

Doruk'tan Hayatım zirveleri yaşayarak geçti tek bir zaman o zirveyi yaşayamadım içimde bir insan olduğunu anladığım an o zirveden yukarısı olduğunu öğrendim. Şimdi neredeydim? Bütün sesler susmuştu kollarımda kanlar içinde yatan Yaren o an bir vampirin bile ağlayabildiğini anladım. Gözlerimden yaşlar akıyordu, kollarımda gözleri kapanmış bir kadın vardı gözlerinin kapanmasını hiç bir zaman istemediğim o kadın vardı kollarımın arasında. Duyduğum ambulans sesleri oldu ilk sonra boğuk bir ses daha duydum. “Doruk, Yaren’i almaya geldiler bırak artık.” 2 Ay Sonra Ayaz’dan Hayatımız’ın öyle bir yerindeydik ki okuyamadığım okulu okumuş ve sonunda mezun oluyorduk. Hayatımız nasıl mı gidiyordu? Yaren, Asu’yu da alıp mirasına gitti. Evet yaşıyor bu arada, vampir yarısı ölümüne izin vermediği için hayata geri döndü ve bizde artık sadece okulda karşılaşıyorduk merhaba, merhaba dışında konuşmamız bile kalmamıştı. Bugün ise okulda ki son gündü, okul dışında bir mezuniyet daha yapacaklardı Yaren en başta gelmek istememişti ama sonra Doğa’nın ısrarı üzerine gelmişti. Sizin haberiniz yok dimi, Doruk ve Mira’da artık okulumuza gelmişti hatta sınıfımıza. Düşüncelerimden çıkıp hazırlanmaya başladım. Siyah gömlek ve siyah bir pantolon giyip cübbemi de giymiştim elimde kepim ve koca evden tek başıma çıkıyordum. Yaren’den Doğa elbisemin fermuarını çektikten sonra saçlarıma maşa yapmaya başladım o sırada Doğa ise makyajını yapıyordu. “Ayaz iyi.” Dedi bir anda, aynadan yüzüne şok içinde baktım. “Ne?” Diye sordum tam o an saçım yanmak üzereydi ki maşayı saçımdan çektim. “Ayaz’ı merak ediyorsun, belli etmemeye çalışıyorsun ama içinde ki merak… artıyor işte.” O an anladım ki kelimelerim tükenmişti, içimden onu düşünmeden edemeyen bir yanım vardı ama diğer yanım ise umursamak istemiyordu. “Şarkı açsana ya.” Dedim ve o an Doğa’nın acı dolu bakışlarını gördüm ve eline telefonunu alıp şarkı açtı. “Şarkılar bile sana onu hatırlatacak Yaren.” Dediği an duruldum. O sırada şarkıyı dinlemeye başladım gerçekten de sanki ona yazılan bir şarkıydı. Gözlerinin arkasını Sözlerinin alt yazısını Kalp diline çevirdim çoktan Okudum öztürkçe acısını Bak yaldızlarımı döktüm Açtım kapılarımı gir içeri Gör parklarımı bahçelerimi anla Ben büyük harflerden ürktüm Sezen Aksu açmıştı deli, duygulanmam için. Saçım bittikten sonra makyajımı yapmaya başladım. 2 ay içinde iyileşmiş ve ehliyetimi bile almıştım, Asu ise dün gece teyzemde kalmıştı aklım hep ondaydı gözüme uyku bile girmemişti, tek bir an yorgunlukla uyuya kalmıştım. İkimizde hazırlandıktan sonra gri bir ayakkabı giymiştim elbisenin içinde kendimi prenses gibi hissediyordum. “N’oldu?” Diye sordu bir anda Doğa. “Elbisenin içinde prenses gibi hissettim bir an.” Dedim gülerek, Doğa ise göz devirerek bana baktı. “Kraliçe olduğunu unutuyorsun galiba.” Dediği an yeniden hatırladım kraliçe olduğumu. “Parti var yakında Ayaz’la giriş yapman gerekiyor biliyorsun dimi?” Diye sorduğunda derin bir nefes aldım ve nefesi geri verdim, yatağa oturdum ve Doğa’ya baktım. “Zorunda mıyım?” Diye sorduğumda bana tekrardan göz devirdi. “Doruk ile giriş yapmak istiyorsan buyur Dorukla giriş yap!” Dedi sinirle. “Kimse olsun istemiyorum yalnız olmak istiyorum, hatta gelmek bile istemiyorum.” Dedim itiraf ederek. “Kırmızı sana yakışıyor.” Dedi elbiseme bakarak. Uzun askılı ve yırtmacı olan bir elbise giymiştim. “Konuyu değiştirme!” Diye uyardım onu. “Kraliçe oldun çünkü soyunu kurtarmak istedin mirası kızına bırakacaksın Yaren ama şöyle bir gerçek var ki babasının vampir olması gerekiyor ve seni bunun için kabul ettiler Ayazla seni birlikte sandıkları için, yoksa çoktan soyun bitiyordu dedenin cesetini bulup canlandırma ihtimalimizi bile yok edebilirdi insan yanın.” Dediği an olayların ciddiyeti yeniden yüzüme vurulan sert bir rüzgâr gibi hissettirmişti. “Soyum, ailem ve geleceğim Ayaz’la benim elimde yani.” Dedim acı içinde gülümseyerek. “Hadi, hadi hazırsan çıkalım geç kalacağız bize uzak okul biliyorsun.” Dedi ve beraber ilk odadan çıktık. Sonra…