Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

9. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Geceye Sızan Koku Suriye sınır hattı boyunca uzanan çöl karası gece, dondurucu bir ayazla kışlaya çökmüştü. Gökyüzündeki kurşunî bulutlar az önce duran yağmurun ardından aralanmış, geriye sadece nefes kesen kör bir soğuk bırakmıştı. Hudut karakolunun gözetleme kulesinde, elindeki termal gece görüş dürbünüyle zifiri karanlığı tarayan Yüzbaşı Aras, sınırın yasaklı bölgesine, ölüm tarlasına doğru koşarak yaklaşan bir karaltı fark etti. Mesafe uzaktı, gece simsiyahtı; dürbünün merceğindeki yeşil siluet net seçilmiyordu ama bu gölgenin adımlarında tuhaf, neredeyse delice bir korkusuzluk vardı. Gölge, tel örgülerin ardındaki patikayı geçmiş, askeri bölgenin tam kalbine doğru ilerliyordu. Koşuyordu ama hızı yavaşlıyor, dengesi bozuluyordu. Birden, o dondurucu sessizliğin içinde, kulenin tam dibindeki çakıllardan yankılanan metalik, kuru bir ses kışlanın şahdamarını kesti: *TAK.* Bu ses, toprağın altına sinsi birer yılan gibi gömülmüş olan basma tipli antipersonel mayınlarından birinin tetikleme pimi sesiydi. Koşan gölge, ayağını tam o ölümcül mekanizmanın üzerine basmış ve durmuştu. Aras’ın göz bebekleri dehşetle büyüdü. Saniyeler içinde kuledeki masadan telsizi ve demir gövdeli ağır megafonu kavradı. Kulenin korkuluklarına abanarak, ciğerlerini yırtarcasına gecenin ayazına bağırdı: "DUR! SAKIN KIPIRDAMA! MAYINA BASTIN!" Megafondan yayılan gür, mekanik ses, mayın tarlasının üzerinde bir kırbaç gibi şakladı. O karanlık siluet, Aras’ın sesini duyduğu an bir heykel gibi donakaldı. Genç kadının zihninin dehlizlerinde, o zifiri karanlıkta bir feryat koptu: *"Mayın mı? Mayın ne... Neye bastım ben şimdi?"* Aras, kadının hırpani kıyafetler içindeki o çaresiz duruşunu görünce bir kez daha megafonu dudaklarına dayadı, sesini daha temkinli ama emredici bir tona çekti: "HAREKET EDERSEN MAYIN PATLAR! SANA YARDIM EDECEĞİM, BEKLE! TEK BİR MİLİM BİLE KIPIRDAMA!" O anda kışladaki nöbetçi askerler alarm durumuna geçmişti. Kulenin üzerindeki devasa projektörler homurdanarak döndü ve güçlü, beyaz ışık huzmeleri Menesa’nın tam üzerinde durduğu o ölüm çukuruna çevrildi. Projektörün çiğ ışığı altında, kadının baştan aşağı çamura, pusa bulanmış hali netleşti. Kulenin altındaki nöbetçi uzman çavuş, Aras’a doğru endişeyle bağırdı: "Komutanım! Bölge çok tehlikeli, basma mayın dolu orası! Uzman istihkam ekiplerine haber verseydik, onlar müdahale etseydi?" Aras, kule merdivenlerinden birer üçer atlayarak aşağı inerken gözünü o beyaz ışığın altındaki kadından ayırmıyordu: "Vakit yok! Kıpırdarsa ya da dengesini kaybedip ayağını azıcık çekerse ölür! Kadın bu, görmüyor musun çaresizliğini? Ben gidiyorum!" Menesa’nın yüzü, aylar önce sığınaktaki Türkmen kadınların yüzüne örttüğü o kaba kumaştan peçe ile tamamen kapalıydı; kafasında ise yırtık pırtık, rengi solmuş bir örtü vardı. Aylardır bir mağara kovuğunda, susuzluğun ve imkansızlığın içinde yaşadığı için üzerinden toprağın, rutubetin ve yabani otların karıştığı ağır, keskin bir koku yayılıyordu. Gözlerinde, sığınaktan çıkarken tozdan korunması için sarılmış olan kirli bandaj duruyordu. Bandajın altındaki gözeneklerden projektörün o çiğ ışığı hafifçe sızıyordu ama hiçbir şeyi seçemiyor, göremiyordu. Bilmiyordu... Bilmiyordu ki, ona doğru ölümün kıyısından yürüyerek gelen adam, kokusuna canını feda ettiği kocasıydı. Mor çiçeğin üzerine, aylardır saklandığı o yeraltı dehlizlerinden barutun, hasretin ve gecenin kokusu siniyordu. Menesa soğuktan ve korkudan zangır zangır titriyordu. İki eliyle hafifçe büyüyen karnını sımsıkı tutmuş, bebeğini korumak ister gibi öne doğru bükülmüştü. Kıpırdamamak için tüm kaslarını kilitlemişti ama gecenin ayazı, az önce duran yağmurla ıslanmış kıyafetlerini buzdan bir zırha çevirmişti; parmaklarını bile hissetmiyordu. Aras, sınır hattının bu tehlikeli toprağında pratik bir hafızayla hareket ediyordu. Cebinden çıkardığı birkaç beyaz çakıl taşını, kendi bastığı güvenli noktalara birer işaret olarak bırakıyor, mayınların muhtemel gömülme açılarını hesaplayarak Menesa’ya doğru milim milim…

Bölümün tamamını WritePad'de oku