Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer
55. Bölüm
Yazar: Hanife

YENİ BİR GÖĞÜN ALTINDA: KAVUŞMA VE İLK ADIM Aras, kâbusla geçen o bir yıl boyunca tek bir an dahi boş durmamıştı. Karısı o soğuk hastane odasında yaşam mücadelesi verirken, o dışarıda Johnson’ın kurduğu o kirli ağı çökertmek için adım adım iz sürmüştü. Topladığı sarsılmaz delillerle küresel kumpasın bacağını kırmış, Johnson’ı uluslararası çapta aranan bir firari haline getirmişti. Ancak Aras için en büyük zafer, ne adalet ne de intikamdı; Menesa’nın yaşıyor olması, o menekşe gözlerin yeniden dünyaya bakmasıydı. Aras, karısının aldığı her nefes için göğe şükrediyordu. Uyandığı günden bu yana geçen bir haftalık süreçte Menesa’nın yaşamsal değerleri hızla normale dönmüştü. Aras, yatakta oturan karısının minik, narin ellerini iki avucunun arasına alıp aşkla öptü. "Menesa’m, Mor Çiçeğim... Bugün taburcu oluyorsun. Evimize, kızımıza kavuşacağız artık." Menesa mahzun gözlerle bacaklarına baktı, parmaklarını hafifçe kıpırdatmaya çalıştı ama kasları henüz söz dinlemiyordu. "Aras... Yürüyemiyorum. Nasıl yürüyeceğim ben?" "Korkma Mor Çiçeğim," dedi Aras, karısının çenesini tutup yüzünü kendine çevirerek. "Biz ne zorluklar, ne yangınlar atlattık... Bunu da atlatacağız. Sen yanımda ol, iyi ol yeter ki." Menesa’nın gözleri doldu. "İyi ki yanımdasın Aras... Hep beni bekledin, seni yine yalnız bıraktım. Beni affet ne olur..." "Senin hiçbir suçun yok Menesa’m. Allah bizi sınadı. Ben seni bulduğum, seninle hayatımı birleştirdiğim için dünyadaki en mutlu adamım." Menesa gururla baktı kocasına. "Seviyorum seni adam..." "Ben de seni çok seviyorum, kadın..." İkisi de yaşadıkları acıların ortasında ilk kez içtenlikle gülümsediler. Tam o sırada odanın kapısı hafifçe çalındı ve içeri dışarıdan burnunu çeke çeke giren tanıdık bir sima dahil oldu. Fadime, Maraş'tan aldığı yıllık izinle Ankara’ya, dostunun yanına koşmuştu. "Menesa! Dostum... Ben geldim! Geç oldu ama gelebildim çok şükür!" Fadime gözyaşları içinde Menesa’ya sarıldı. "Çok şükür uyandığını görmek nasip oldu. Canım arkadaşım, bir daha öyle uzun uyuma olur mu? Aklımız gitti!" Menesa dostunun sırtını okşarken hafifçe güldü. "Fadik... Görmeyeli ne kadar duygusal olmuşsun sen böyle? Artık ağlamak yok, ben gülmek istiyorum." Aras da bu tabloya tebessümle eşlik ederken Menesa sözlerini kararlılıkla sürdürdü: "Artık ağlamayı yasaklıyorum! Hep güleceğiz. Daha ne yaşayabiliriz ki şu hayatta? Hayat devam ediyor ve bundan sonra Psikolog Menesa Karahanlı sahalara geri dönüyor!" Aras gururla ellerini çırptı. "İşte benim güçlü karım!" "Hadi artık eve gidelim," dedi Menesa sabırsızlıkla. "Kızımı çok özledim. Onu artık telefondan, ekrandan görmek istemiyorum." "Tamam canım karım, doktor gelsin, çıkışımızı yapsın." Çok geçmeden Prof. Dr. Hamdi Bozkaya odaya girdi. Yüzünde gururlu bir hekim tebessümü vardı. "Evet Menesa Hanım, nasılsınız bakalım?" "Çok iyiyim Hamdi Bey... Gitmek istiyorum artık." "Tabii ki gidebilirsiniz. Ancak ilaçlarınızı ve fizik tedavinizi asla ihmal etmeyeceksiniz. Evde yapacağınız egzersizler saati saatine uygulanacak; bu ayağa kalkmanız için hayati önem taşıyor. Allah’ın izniyle yürüyecek, yeniden o eski günlerinize döneceksiniz." Aras öne atılıp Profesör’ün elini minnetle sıktı. "Allah razı olsun Hamdi Bey, bize dünyaları verdiniz." Fadime de mesleki bir sorumlulukla araya girdi: "Hamdi Bey merak etmeyin, ben de bir doktor olarak bu süreçte Menesa’nın başında olacağım, egzersizlerini bizzat takip edeceğim." "Bir hekim olarak yanında bulunmanız harika bir şans Fadime Hanım. Hepinize tekrar çok geçmiş olsun." Hamdi Bey iyi dileklerini sunup odadan ayrıldı. Menesa’nın içi içine sığmıyordu. Bir yıldır hastane kokusuyla, serum hortumlarıyla boğuşmuştu; artık temizlenmek, kızıyla koklaşmak, hayatına kaldığı yerden devam etmek istiyordu. O hastalıklı, yaralı günlerini hatırlasa da geçmişin karanlığına değil, geleceğin ışığına odaklanmayı seçti. Üzerinde Aras’ın ona aldığı, uğuruna inandığı mavi eşofman takımı vardı. Ankara’da onlar için yeni bir sayfa açılıyordu. Belki hayal ettikleri gibi…