Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

52. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

ZEHİR, KAN VE SİPERDEKİ SON NEFES Hücrenin soğuk betonunda acıdan kıvranıyordum. Etimi kemiren o cehennem ateşi çürüyen derimden içeri sızıyor, her nefeste ciğerlerimi kezzapla yakıyordu. Dışarıdan gelen çığlık sesleri, kapıların yumruklanması ve yere yığılan bedenlerin boğuk patırtıları hücremin kilitli demirlerine çarpıp zihnimde kabus gibi yankılanıyordu. Aklımda tek bir düşünce vardı: Kızımı, miniğimi, Kardelen’imi bir daha göremeyecektim. Yaşama sebebim, kalbimin tek sahibi olan o adamı… Aras’ımı bir daha kucaklayamayacaktım. Ama onlara, kızıma, kocama, masum insanlara bir şey olmasına dayanamazdım. Bu lanet, bu zehirli salgın benimle başlamıştı. Burada, bu beton mezarın içinde kalmalı, dışarıya yayılmamalıydı. Gözüm hırpalanmış zemine kaydı. Yasemin’le konuşurken elimden düşen o tuşlu telefon geldi aklıma. Bataryası fırlayıp yatağın demir ayaklarının altına doğru kaymıştı. Zihnimdeki bulanıklığa ve vücudumu kavuran acıya direne direne emekledim. Parmaklarım kanayana kadar yatağın altını taradım. Buldum. Titreyen, morarmış ellerimle bataryayı yuvaya oturtup kapağı kapattım. Açma tuşuna bastım. Eski, emektar bir cihazdı; ekranı cızırdadı, ışığı yandı. Az zamanım vardı, biliyordum. Hücrenin köşesindeki paslı aynadaki aksime bakamıyordum bile. Artık bir insan değil, kimsenin yüzüne bakamayacağı korkunç bir yaratık gibiydim. Aras’ın numarasını ezberden tuşladım. Ailemi, insanları, dünyadaki tek nefesimi korumak zorundaydım. Arama tuşuna bastım. Telefon çalıyordu. O sırada Aras, elinde Mehmet amcanın ifadesiyle karargâha yönelmiş, katıksız bir mutlulukla direksiyonun başındaydı. Yanında oturan Demir, torpido gözündeki evrakları düzenlerken Aras’ın torpidosunda titreyen telefonu fark etti. "Kim arıyor abi?" Aras ekrana baktı. "Bilmiyorum Demir, yabancı bir numara." Önemli veya resmi bir haber olabileceğini düşünerek aramayı yanıtlayıp kulağına götürdü. "Alo!" "Benim… Aras…" Sorumun ve acımın ağırlığıyla sesim pürüzlü, titrek çıkmıştı. Aras benim sesimi duyduğu an göğsü sıkıştı, kalp atışları direksiyonu tutan ellerine kadar yansıdı. "Menesa’m?! Sen… Sen beni nasıl aradın? Bu numara kimin?" "Aras, numarayı boş ver… Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim, dinle beni—" Aras müjdeli haberi bir an önce verip içindeki fırtınayı dindirmek istiyordu, lafımı kesti: "Menesa’m, kurtuldun! Şahit bulduk, ifadeyi aldık! Bundan daha önemli ne olabilir? O cezaevinden çıkıyorsun—" "Aras!" diye bağırdım, boğazımdan sökülen acı bir hıçkırıkla. "Zamanımız yok! Hiçbir şeyden kurtulmadık, beni dinle! Kardelen’im… Kızım evden tek bir adım bile atmayacak! Bütün herkese duyur, kimse sokağa çıkmasın! Sokaktakiler hemen evlerine girsin Aras! Cezaevine sakın kimse gelmesin! Doktorlar, askerler tam teçhizat önlem alsın, gerekirse karantinaya alıp yakın burayı! Çok büyük bir tehlike var… Kızımızı koru Aras!" Aras’ın yüzündeki renk bir anda çekildi. Yüreğine kor bir kanca saplanmış gibi donakaldı. "Sen… Sen ne diyorsun Menesa? Seni kurtaracağım dedim! Ne saçmalıyorsun sen?" "Aras, belki de zamanım bitiyor… Bilmiyorum," dedim, gözlerimden akan sıcak yaşlar yüzümdeki yaraları yakarken. "Bana söz ver! Güçlü olacaksın. Kızımızı ve insanları koruyacaksın. Bu hastalık solunum yoluyla bulaşıyor, herkes maske takmak zorunda! Beni dinle Aras, lütfen herkese duyur! Zaman yok… Vektör-X bir virüs! Aras… Aras seni sev—" Hat kesildi. Ekran karardı. Dıt… Dıt… Dıt… Aras arabanın içinde felç geçirmiş gibi kaldı. Göğsü hızla kalkıp iniyor, neye uğradığını anlamaya çalışıyordu. Telefonu kulağından yavaşça indirirken gırtlağından kopan o vahşi çığlık arabanın camlarını sarstı: "MENESA! MENESA! HAYIRRRR!" Hemen araç telsizine sarıldı, frekansı karargâha ve tüm devriyelere bağladı. Sesi bir komutanın en sert, en çaresiz emri gibi yankılandı: "Salgın var! Tüm birimler teyakkuza geçsin, kimse bölgesinden ayrılmayacak!" Ardından vakit kaybetmeden 112 Acil Merkezi’ni aradı: "Ben Yüzbaşı Aras Karahanlı! Kadın Cezaevinde biyolojik bir salgın başladı. Vakit yok, bölgeye gidecek tüm ekipl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku