Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

50. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 50. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 50. Bölüm bölüm görseli 1

https://music.youtube.com/watch?v=8yk0dNCsN2Y&si=0vcZWFBVvXsXZN5I Dört Duvar Arası Aras, şokun ardından hızla toparlanıp bir adım öne geçti. Menesa’nın önüne hafifçe siper olarak sert ve otoriter bir ses tonuyla polislere döndü: "Durun bir dakika! Ne demek Mert Kılıç'ı öldürmekten?" Polis memuru, elindeki resmi yazıyı göstererek sakin ama tavizsiz bir sesle yanıtladı: "Aras Komutanım, olay yerinde kullanılan cinayet silahı ele geçirildi. Olay Yeri İnceleme'nin ilk kriminal raporuna göre şarjör ve gövde üzerindeki parmak izleri eşleşti; silahın üzerinde sadece Menesa Hanım'ın parmak izi var." Aras’ın gözleri öfkeyle parladı, çenesi kasıldı. Göğsü hırsla kalkıp iniyordu. "Saçmalamayın! Benim karım bir subay, bir askerî psikolog! Günlerdir evinde, gözümün önünde. Nereye götürüyorsunuz?" "Komutanım, usul neyse onu yapıyoruz. İfade vermesi gerek. Lütfen zorluk çıkarmayın." Aras, polisin Menesa’ya doğru attığı adımı keserek tamamen araya girdi. Sesi bu kez daha da alçaldı ama tehditkâr bir ağırlık kazandı: "Merkez Komutanlığı’na haber verdiniz mi? Bir Türk subayını, kışlasına ya da inzibata bilgi vermeden bu şekilde götüremezsiniz. Arama ve gözaltı kararının ıslak imzalı nüshasını görünceye kadar, o kelepçeyi de o elini de karımdan uzak tutacaksın." Polis memuru, Karahanlı'nın gözlerindeki tehlikeli parıltıyı görünce ister istemez bir adım geri atmak zorunda kaldı: "Merkez Komutanlığı’na bilgi verildi Aras Bey, devriye de yolda. Biz sadece savcılık talimatını uyguluyoruz." Aras, arkasındaki gözü yaşlı ve titreyen karısına döndü. Yüzünü kaplayan o devasa çaresizliğe inat, parmaklarını Menesa’nın buz kesmiş eline kenetledi. "Korkma mor çiçeğim. Hiçbir yere yalnız gitmiyorsun, ben de geliyorum. Bu saçmalığı hemen çözeceğim." Menesa tam anlamıyla şoktaydı. Boğazından düğümlenen hıçkırıkların arasından zorlukla fısıldadı: "Aras, kızım var benim... Bensiz ne yapar, bu nasıl olur?" Aklının ucundan geçmeyen, ilmek ilmek örülmüş devasa bir kumpasın tam ortasındaydı. Kapıdaki bağrışma ve hareketlilik üzerine karşı dairenin kapısı açıldı. Demir, kaşları çatılmış bir halde koridora çıktı. Aras, silah arkadaşını karşısında görünce zihnindeki hengamede ilk kez derin bir nefes alabildi. "Demir! Eve geç, Kardelen'in yanına... Ayşen'i çağır, kızım size emanet." Demir durumu kavramaya çalışarak ileri atıldı: "Yüzbaşım ne oluyor?" "Sonra Demir, hadi!" Menesa titreyen elleriyle ayakkabılarını giydi. Aras vestiyerden ceketini kapıp karısının omzuna attı. Bir Türk subayının şerefine halel gelmemesi adına kelepçe takılmadı. Polis nezaretinde binadan çıkıp Emniyet Müdürü'nün tahsis ettiği aracın arka koltuğuna oturdular. Cinayet Büro Amirliği'ne doğru yola çıktıklarında Aras’ın telefonu çaldı. Ekranda "Hikmet Albay" yazıyordu. Aras telefonu hemen açıp kulağına götürdü. "Yüzbaşı Aras! Ben avukat tanıdığımı yollayacağım. Avukat gelmeden Menesa tek bir kelime dahi konuşmayacak!" "Emredersiniz Albayım," dedi Aras ve telefonu kapattı. Yanında bir çocuk gibi büzülmüş olan karısının elini kanını çekene kadar sımsıkı tutuyordu. "Menesa, susma hakkını kullanacaksın. Albay özel bir avukat yolluyor, o gelene kadar kimseye hiçbir şey anlatmayacaksın. Anlaşıldı mı?" Menesa’nın içini kaplayan o derin korku gözlerinden taşıyordu: "Anlaşıldı Yüzbaşım..." Aras başını cama çevirip dışarıdaki akar giden şehir ışıklarına baktı. İçinde fırtınalar kopuyordu: "Menesa, nasıl bir şeyin içine düşürdün kendini böyle? Şimdi seni bu bataktan nasıl kurtaracağım ben?" Onlar emniyet yolundayken, Demir’in vakit kaybetmeden haber vermesiyle Ayşen koşarak eve geldi. Durumun ciddiyetini anlayınca vakit kaybetmeden Fadime’yi de aradı. Kısa sürede hepsi Menesa’nın evinde toplandı. Demir, salonda volta atan Utku’ya döndü: "Yenge, siz bebekle kalın. Biz emniyete gidelim, neler olmuş bir bakalım. Abimizi tek başına bırakmayalım orada." Utku da ceketini giyerken Demir’i onayladı: "Evet kardeşim, gidelim. Abim çok kötüdür şimdi, tek başına yüklenmesin her şeyi." Ayşen kucağındaki minik Kardelen'e…

Bölümün tamamını WritePad'de oku