Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

43. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 43. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 43. Bölüm bölüm görseli 1

https://music.youtube.com/watch?v=T_E6RNPqruo&si=O_HtpQ1lJU1VCiQK Zihin İlüzyonu ve Kırmızı Ayaz Ağzıma kapanan deriden elin baskısıyla bir an çırpındım. Beni kavrayan güç bir kadına aitti ama yüzü kesinlikle bu topraklara ait değildi. Aynadaki yansımasından gördüğüm kadarıyla soğuk, belirgin ve yabancı hatları vardı. Beni fırtına gibi tuvalet kabininin içine sokup kapıyı üzerimize kilitledi. "Sesini çıkarırsan zararlı sen çıkarsın... Psikolog." Gözleri masmaviydi; derinlerinde katıksız bir düşmanlık yatıyordu. Ağzımdaki siyah eldivenli elini yavaşça çekti ama rahat nefes almama izin vermeden parmaklarını boğazıma geçirdi. Kollarımı kaldırıp onu üzerimden itmeye çalıştım, çaresizce çekiştirdim. "Kimsin sen? Ne istiyorsun benden?" "Sen bizim en büyük düşmanımızsın Menesa," dedi, sesindeki o duygusuz profesyonellikle. "Her yolu denedik ama hepsinden sağ kurtuldun. Belli ki dokunz canlısın. Ama merak etme, artık senin canınla uğraşmayı bıraktık." Boğazımı sıkan eline rağmen nefret dolu gözlerimi yüzüne diktim. Zihnimde bir şimşek çaktı. "Sen... Sen Gülsara’nın bahsettiği kadınsın!" Soğukkanlılığımı korumaya çalışıyordum ama karşımda adeta buzdan bir duvar duruyordu. "Evet," dedi pis pis gülerek. "Onun aklını ilaçla bulandırıp doğru düşünmesini engelledik. Sonunu bilmek ister misin?" Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. "İlaç mı? Ne yaptınız ona, söyleyin!" Kadın yüzüme doğru eğildi, alaycı bir edayla fısıldadı: "İntihar etmesine neden olduk diyelim. Bizim elimizde olan kimse konuşamaz. O sevgili eşin söylemedi mi sana?" Boğazımdaki baskı daha da arttı. "Bırak Allah’ın cezası acımasız caniler sizi!" diye hırladım. İçimden bir ses yankılandı: *Demek Aras biliyordu... Benden gizledi.* "Bu kadar kolay kurtulamayacaksın Menesa. Seni davamıza davet ettik ama sen bizimle oynadın. Üyelerimizin, kardeşlerimizin hepsinin açığa çıkmasına sebep oldun. Bu uğurda çok canımız gitti. Bunun bedelini ağır ödeyeceksin. Bu topraklara kimin hükmedeceğini göreceksin!" Acının ve öfkenin arasından sadece güldüm. "Sizin gibi pislikler bu vatanda asla hüküm süremeyecek! Sizin yeriniz ancak lağım faresi gibi bir bok çukurunda yaşamak. Bana hiçbir şey yapamazsınız, buradan da kurtulamazsın. Burası normal bir hastane değil!" Kadın parmaklarını boğazıma daha da gömdü. "İstesem bir anda işini bitiririm senin. O zaman yakalanmak umurumda bile olmaz. Buraya girmem hiç zor olmadı, hâlâ bizden birileri işe yarıyor. Ama seni öldürmekten beterr edeceğiz. Johnson bunu bizzat istedi. Sana da selam söyledi. 'Dosya meselesi kapandı, artık korkmasın, anneliğinin tadını çıkarsın' dedi." Sesim, boğazıma yapılan baskıdan ötürü kısık ve hırıltılı çıkıyordu. "Dalga mı geçiyorsunuz siz? Ne istiyorsunuz açık açık söyleyin Allah’ın belaları! Şunu bilin ki bu devlet sahipsiz değil, bu vatanı koruyacak binlerce insan var!" Kadın tek elini cebine sokup dokunmatik ekranlı bir telefon çıkardı. Ekranı gözlerimin önüne tuttuğunda kanım çekildi, nefesim boğazımda düğümlendi. İki canlı kamera yayını vardı: Birinci ekranda küvözdeki minik bebeğim Kardelen; ikinci ekranda ise İstanbul’un en kalabalık, en işlek caddesinin ortasında duran bir canlı bomba... Kadın elini boğazımdan çekti. "Ne istiyorsun Allah’ın belası?" diye inledim. O sırada tuvaletin dış kapısı açıldı. Kadın anında belindeki silahı çekip bana doğrulttu. Dışarıdan Ayşen’in sesi yankılandı: "Mesom? Tuvalete mi girdin, hâlâ gelmedin?" Kadın gözleriyle telefonu işaret edip susmamı tembihledi. Sakinleşmeye çalışarak bağırdım: "Ayşen! Buradayım... Geleceğim ben, sen git. İşim uzun biraz." Ayşen kıkırdadı. "Kabız mı oldun kız? Tamam çıkıyorum dışarı." "Tamam Ayşen, git işte... Geleceğim." Ayşen’in adım sesleri uzaklaştığında yine o iblisle baş başa kaldım. "Gördün değil mi?" dedi kadın. "Bebeğinin başındaki hemşire talimatımla o zehiri enjekte edecek. İkinci videoyu anlatmama gerek yok; binlerce insanın yok olması tek bir talimatıma bakar." Gözlerim doldu, kalbim göğüs kafesimi patlatacak gibi çarpmaya başladı. Yumruklarımı öyle sıktım k…

Bölümün tamamını WritePad'de oku