Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer
41. Bölüm
Yazar: Hanife

Bir Şişenin Döndürdüğü Kader Mükemmel sofranın ve edilen tatlı sohbetlerin ardından masadaki boşlar çabucak toplandı. Herkes yeniden salondaki yerini aldığında, yüzlerde hafif ama sıcak bir tebessüm vardı. Ancak Menesa’nın dudaklarında asılı duran o tebessüm, yüreğindeki fırtınayı örtmeye yetmiyordu. Aklı, fikri, ruhunun her bir parçası hastanedeki o minicik küvözün içinde, kızıyla kalmıştı. Çaktırmamaya çalışarak cebinden çıkardığı telefonun ekranını aralıyor, çaresizce küvözün önünde çekilen o tek fotoğrafa bakıyordu. Aras, yanı başında oturduğu kadının her bir nefes alışını, gözlerindeki o gizli dalgınlığı çok iyi biliyordu. Menesa’nın içinde kopan annelik fırtınasını, evladından ayrı kalmanın getirdiği o ağır yükü iliklerine kadar hissediyor ama onu daha fazla üzmemek için sessizce kolunu arkasına uzatıp omzunu sahiplenici bir tavırla sıkıyordu. Ayşen, salona çökmeye başlayan bu hüzünlü ve ağır havayı dağıtmak adına hızlı adımlarla koridora geçti ve elinde ahşap kasası parıldayan bir gitarla geri döndü. Menesa şaşkınlıkla gözlerini süzdü: "Ne bu şimdi Ayşen?" Ayşen gitarı Menesa’ya doğru uzatarak kıkırdadı: "Kızım gitar işte... Çal da ortamımızın havası değişsin biraz." Aras araya girerek Ayşen’e uyarıcı bir bakış attı: "Ayşen... Menesa hastaneden daha yeni çıktı. İlk günden yüklenmesek mi eşime?" "Ben söyleyeceğim enişte!" dedi Ayşen neşeyle. "Menesa sadece çalacak, vokal bende!" Menesa tutamayarak hafif bir kahkaha attı: "Ha şöyle... Ver şu gitarı da herkes ne kadar 'harika' bir sesin olduğunu anlasın!" Aras kaygılı gözlerle eşine döndü: "Emin misin Mor Çiçeğim?" Menesa, Aras’ın elini tutup sıcacık baktı: "Eminim sevgilim, çok iyiyim merak etme. Canım arkadaşım bana neyin iyi geleceğini çok iyi biliyor." Fadime, Demir ve Utku, iki eski dostun aralarındaki o buzların tamamen eridiğini görmekten büyük bir mutluluk duyuyorlardı. Menesa gitarı dizlerinin üstüne yerleştirdi. Parmakları tellere dokundu, akordunu özenle kontrol ettikten sonra başını kaldırıp Ayşen’e baktı: "Ne çalayım güzel arkadaşım?" "Mevsim Bahar Olunca..." dedi Ayşen heyecanla. "Mevsim Bahar Olunca’yı çal Mesom." Menesa’nın parmakları tellerde zarifçe kaymaya başladı. Oturma odasını ritmik ve dinlendirici bir melodi kapladı. Ayşen heyecanla atıldı ama daha ilk kelimede dili damağına dolandı: "Aşk... Aşk..." Ayşen’in kekelemesi üzerine Menesa gitarı aksatmadan yumuşak, duru ve buğulu sesiyle devraldı: *"Ya Rabb'im, sen büyüksün... Ya Rabb'im, sen görürsün... Durdur geçen zamanı, Kulların gülsün..."* Odanın ortasında çınlayan bu dize, herkesin ruhuna işledi. Salondakiler —Aras hariç— ritme kapılıp Menesa’ya eşlik etmeye başladılar: *"Mevsim bahar olunca, Aşk gönüle dolunca, Sevenler kavuşunca... Yaşamak ne güzel!"* Aras, şarkıyı söyleyen karısına baktı. O duru sese, gitarın tellerinde süzülen ince parmaklara ve yüzünde aylar sonra ilk kez beliren o gerçek tebessüme... Aşık olduğu kadın yanı başındaydı. Gözlerinin içi gülüyordu. Yanı başlarında oturan Demir ise gözlerini bir an bile Fadime’den ayıramıyordu. Şarkıya eşlik ederken dudakları kıpırdayan o Karadeniz kızının zümrüt yeşili gözlerine dalıp gitmişti. Şarkının son akordu çınlayıp bittiğinde salonda güçlü bir alkış koptu. Demir, atmosferin duygusallığını bozmak istercesine hemen Fadime’ye laf attı: "Çok güzel söyledin yine yenge! Bazılarımız detone sesiyle bile senin sesine yetişemedi ama neyse..." Fadime kaşlarını çatarak hışımla Demir’e döndü: "Ula beni mi kastetmektesin? Asıl senin sesin kargaları aratmadı be! Ses varmış gibi konuşuyor bir de..." Menesa kıkırdayarak araya girdi: "Tamam arkadaşım, sakin olun! Hepiniz çok güzel söylediniz. Konu kapansın artık." Ayşen ellerini çırparak söze atıldı: "Evet Mesom ya! Şunları pataklamama az kaldı zaten. En iyisi Doğruluk mu Cesaretlik mi oynayalım!" Aras başını iki yana sallayarak dikkatle Ayşen’e baktı: "Ayşen, ne oyunu? Çocuk muyuz biz? Hem sen Utku’yu tanımıyor musun? Adam sürekli 'cesaret' deyip mahallede Superman olmaya kalkışıyor!" Salon bir anda kahk…