Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

33. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 33. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer - 33. Bölüm bölüm görseli 1

Ruhun Cenneti Kışlanın o soğuk, devasa beton duvarlarının ardında, Kahramanmaraş’ın karlı dağlarına doğru süzülen güneş, gökyüzünü son kez turuncunun ve kızılın en sıcak tonlarına boyayarak batıyordu. Dışarıdaki o dondurucu ayaza tezat, salondaki ahşap parkelere yansıyan bu loş ve huzurlu ışık altında üç kız, kayıp zamanın acısını çıkarırcasına derin bir sohbete dalmıştı. Fadime’nin de kapıyı çalıp aralarına katılmasıyla, evdeki o ağır, kasvetli hava tamamen dağılmış, salon adeta o eski neşeli ve emniyetli günlerin sıcaklığıyla yeniden dolmuştu. Ayşen, koltuğun kenarına ilişmiş, gözlerinde aylardır biriken o derin hasret ve büyük özlemle Menesa’yı izliyordu. Sanki ona bakarken hala bir rüyada olmaktan, onun birden yok olmasından korkar gibiydi. Dudaklarını büzerek, o bildik sevimli sitemiyle konuştu: "Menesa... Tamam, hadi hafıza gitti, zihnin dumanlıydı sende anladık da... Valla seni o kızla yan yana gördükçe çok kıskandım ya! Beni o yılan sütü emmiş Gülsara için resmen dışladın, saç saça baş başa girdik de yine bana inanmadın ya, aşk olsun." Menesa, sırtını yumuşak krem rengi koltuğa iyice yaslayıp hamileliğin getirdiği tatlı yorgunlukla ayaklarını önündeki sehpaya doğru uzattı. Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi, gözlerini kankasına dikerek takıldı: "Ayşen Hanım, bakıyorum da maşallah... Ben yokken, arkamdan öldüğümü hemen kabullenip evlenilmiş, eksiksiz evler dizilmiş, yuvalar kurulmuş. Hiç de vaktini boşa harcamamışsın." Ayşen’in yüzü bir anda buruklaştı, gözlerindeki o neşeli pırıltı yerini geçmişin getirdiği o derin acıya bıraktı. Ses tonu ciddileşerek mırıldandı: "Ya Menesa... Öyle söyleme ne olur, ben gerçekten çok korktum. Seni tamamen kaybettiğimizi, o nehirde can verdiğini sanınca... Ruhumuz sarsıldı. Hayatın ne kadar kısa olduğunu, sevdiklerimizle geçireceğimiz anları ertelemek için zamanın ne kadar çabuk tükeneceğini anladık. Ölümün soğukluğunu ensemizde hissedince, bazı şeyleri ertelemek için çok geç kalacağımızı düşündük." Menesa, arkadaşının bu içten kırgınlığını görünce hemen doğruldu. Ortamı yumuşatmak ve o buruk havayı dağıtmak için yüzüne en içten tebessümünü yerleştirdi: "Takılıyorum Ayşen’im, canım arkadaşım... Çok haklısın, en doğrusunu yapmışsınız, iyi ki de evlenmişsiniz. Ama bak, eğer benden isteseydi Utku seni, o kadar kolay vermeyebilirdim haberin olsun. Biraz süründürürdüm o yüzbaşının sağ kolunu," dedi göz kırparak. Fadime, başındaki o mavi çemberi hafifçe düzelterek Menesa’ya sevgiyle baktı. Gözlerinde samimi bir mutluluk parlıyordu: "Aramıza, yuvana yeniden döndüğün için o kadar mutluyum ki Menesa... Seninle dertleşmek, o naif sesini duymak ruhuma her zaman çok iyi geliyordu. Senin yokluğun buraları buz kestirmişti." Menesa minnetle gülümsedi: "Ben de size tekrar kavuştuğuma, o zihnimdeki karanlık, o korkunç zor günleri tamamen geride bıraktığıma çok seviniyorum. Fadime, bu arada bakıyorum da Ayşen’le bayağı iyi tanışmış, kaynamışsınız." Fadime, Karadeniz insanının o sıcak, içten gülüşüyle cevap verdi: "Az mı anlattın bana onun o deliliklerini? O yüzden yüzünü görür görmez hemen kaynaştık, kırk yıllık dost gibi olduk zaten." Ayşen sahte bir kızgınlıkla ellerini beline koydu, gülerek araya girdi: "Vay be! Demek sınır boylarında, o görev yerlerinde arkamdan beni çekiştirdiniz ha? Aşk olsun size." Menesa elini salladı: "Aşk olsun asıl sana. Seni yerdiğimiz mi var? Öve öve bitiremiyordum o deli fişek halini." Ayşen, boy farklarına gönderme yaparak o bildik alınganlığıyla homurdandı: "Tabii tabii... Fadime boylu poslu, sen boylu poslu... Yan yana gelince tam birer sülün gibisiniz. Aranızda cücük gibi kalan, boyu bodur kalan tek ben... Tabii översiniz beni anca arkamdan." Menesa kahkaha atarak arkadaşına baktı: "Ayşen, boyla posla ne alakası var Allah aşkına? Sen benim canımdan öte kardeşimsin. Şimdi de Fadime’yi mi kıskanmaya başladın benden?" Fadime, o şiveli, sevimli sesiyle Ayşen’e lafı yapıştırdı: "Ayşen, sen delirdin mi da? Kız hamiledir, canı burnundadır, sen kalkmış burada ergenler gibi alı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku