Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

3. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Sınırda Son Veda ve Geceye Doğan Güneş Aras, sabah namazının huzur dolu huşu ikliminden çıkıp ranzasında sırtüstü uzandığında, zihni de kalbi de adeta bir mengene gibi sıkışıyordu. Gece şafak vakti operasyon için dağlara intikal edecek olması, içindeki o amansız burukluğu körüklüyordu. O, sarp kayalıklardan, mayınlı patikalardan ya da hain pusulardan asla korkmuyordu; onu asıl ürküten, ruhunu bir karabasan gibi saran o sinsi iç sıkıntısıydı. Sanki bu amansız görevden döndüğünde, mor çiçeğini, canından çok sevdiği Menesa’sını bir daha kışlada veya bu üste göremeyecekmiş gibi uğursuz bir his damarlarında dolaşıyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla, saat henüz 06.00’yı gösterdiğinde, üssün korunaklı duvarlarını sarsan derinden ve güçlü bir **"GÜM"** sesi koptu. Menesa ve Fadime, kulakları tırmalayan bu patlama sesiyle yataklarından fırlayarak uyandılar. Yakın bölgelerden topçu atışlarının acımasız sesleri yükselirken, gökyüzünde Türk SİHA’larının motor sesleri, adeta üssün üzerinde koruyucu birer kanat gibi keskin bir keşif uçuşu yapıyordu. Fadime, yüzündeki korku ve şaşkınlığı gizleyemeden, üst ranzadaki Menesa’ya doğru seslendi: "Menesa... Söylesene, biz bu cehennem gürültüsüne gerçekten alışacağız, değil mi?" Menesa ranzasında doğrulup bacaklarını sarkıttı; arkadaşının korkuyla titreyen yeşil gözlerine şefkatle bakarak, "Alışacağız Fadime, mutlaka alışacağız... Korktuğunu biliyorum, içindeki o fırtınayı çok iyi anlıyorum ama inan bana şu an yapacağımız hiçbir şey yok. Dik durmaktan başka çaremiz yok," dedi. Fadime, gerilen sinirlerini biraz olsun yatıştırabilmek umuduyla mahzun bir sesle rica etti: "Menesa, ne olur bana bir şarkı söyler misin? Belki senin o kadife sesinle biraz olsun sakinleşirim, kalbimin ritmi yavaşlar." Menesa, bu zorlu coğrafyada kendisine yoldaş olan kızıl saçlı arkadaşını kırmadı. Ranzasında arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı ve o büyüleyici, yanık sesiyle Mağusa Limanı türküsünün ilk dizelerini mırıldanmaya başladı: *"Magusa Liman'ı limandır, liman aman amman...* *Magusa Liman'ı limandır, liman aman amman...* *Beni öldürende yoktur din iman...* *Beni öldürende yoktur din iman...* *Uyan Ali'm uyan, uyanmaz oldun...* *Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun..."* Menesa'nın yürek telleri titreten o muazzam, duru sesi, bunkerin kalın beton duvarlarını aşıp dışarıdaki sessiz koridora, oradan da küçük havalandırma penceresine kadar taştı. O sırada kendi odasında uykusuzlukla boğuşan Aras, açık olan küçük pencereden karısının sesini kalbinin en derin köşesinde hissetti. O yanık ezgi, adeta ruhuna bir merhem gibi sürüldü ve Aras’ın yorgun göz kapakları, karısının sesinin huzuruyla yavaş yavaş kapandı. Bunkerde ise Menesa türküsüne devam ederken, Fadime o huzurlu tınıyla yeniden derin bir uykuya dalarak sakinleşti. Şarkının son mısrasına gelen Menesa da yorgun düşen bedenine yenik sayıldı ve gözlerini yumdu. Ancak Menesa’nın uykusu huzurlu olmadı. Rüyasında kendisini uçsuz bucaksız, kupkuru bir mayın tarlasının tam ortasında gördü. Gözleri sımsıkı kapalıydı, üzerinde eski, hırpani bir elbise, başında ise rüzgarda savrulan bir örtü vardı. Attığı bilinçsiz bir adımla ayağının altında uğursuz bir metal tıkırtısı hissetti; tam bir mayının üzerine basmıştı. Tam o dehşet anında, kulaklarında çok tanıdık, erkeksi ve sert bir ses yankılandı: **"KIPIRDAMA!"** Menesa, alnından soğuk terler süzülerek büyük bir kabusun ortasından sıçrayarak uyandı. Kalbi göğüs kafesini yırtacak gibi, delicesine atıyordu. Hızla kolundaki saate baktığında zamanın akıp gittiğini, saatin 09.00’a yaklaştığını gördü. Fadime hala derin bir uykudaydı. Arkadaşını uyandırmamak için parmak uçlarında hareket ederek askeri postallarını giydi, eline kişisel bakım çantasını alıp bunkerden dışarı süzüldü. Lavabo ve tuvaletler dışarıdaki büyük bir konteynerin içindeydi ve buradaki herkes, rütbe gözetmeksizin aynı yerde sırayla kişisel bakımını sağlamak zorundaydı. Menesa, konteynere gitmeden önce bunkerin önündeki taş basamağa çöktü. Gördüğü o korkunç rüyayı sanki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku