Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

29. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Buzdan Duvarlar, Sinsi Planlar Takvimler 8 Şubat Cumartesi gününü gösterdiğinde, kış Maraş'ın yüksek yamaçlarına tüm ağırlığıyla çökmüştü. Öğle vaktinin o puslu, gri aydınlığında dışarıda lapa lapa kar yağıyor, lojmanın bahçesindeki çam ağaçlarının dalları beyaz örtünün yüküyle aşağıya doğru bükülüyordu. Birinci kattaki dairesinin salonunda, Ayşen elindeki sıcak kahve fincanını sıkarak camdan dışarıyı izliyor, içindeki bitmek bilmeyen sıkıntıyla kara kara düşünüyordu. Hemen yanı başında, yeşil gözleri en az dışarıdaki hava kadar buğulu olan Tabip Üsteğmen Fadime duruyordu. İki kadın, dışarıdaki o sessiz beyazlığı izlerken aslında yukarıdaki dairede her geçen gün daha da büyüyen o ruhsal fırtınanın ağırlığını omuzlarında taşıyorlardı. Bu sırada lojmanda hayat kendi rutininde akıyordu; Utku zorlu bir kış nöbeti için birliğine gitmiş, Demir ise kendi dairesinde, dışarıdaki soğuktan kaçıp bilgisayarının başına geçerek vakit öldürmeye çekilmişti. Aras ise günlerdir yüzü gülmeyen, adeta yaşayan bir ölüye dönen karısının ve evinin eksiklerini, mutfak ihtiyaçlarını tamamlamak adına arabasına atlayıp çarşının yolunu tutmuştu. Ayşen, parmaklarını yakan fincanı sehpanın üzerine sertçe bırakarak sessizliği öfke ve çaresizlik karışımı bir sesle böldü: "Fadime, valla böyle olmayacak ya... Ben artık dayanamıyorum, gözümün önünde eriyip gidiyorlar. Aras’a baksana bir; dağ gibi adam aşkından, kahrından süzüldü, iğne ipliğe döndü resmen. Yukarıda bir dram yaşanıyor ve biz elimiz kolumuz bağlı izliyoruz. Bak, en yakın arkadaşım Zeyno memlekette doğum yaptı, onun bile yanına gidip bir hayırlı olsun diyemiyorum sırf Menesa’yı burada bırakmamak için. Ama o kız... O Gülsara denilen yılan, Menesa’yı resmen hipnotize ediyor, zehirliyor. Aras ise o büyük minnet duygusu yüzünden bunu bir türlü anlamıyor, göremiyor!" Fadime, camdaki buğuyu parmak ucuyla silerken yeşil gözleri iyice buğulandı, boğazındaki düğüm sesine yansıdı: "Ben de çok üzülüyorum Ayşen, inan içim parçalanıyor... Menesa’yla biz o sınır hattındaki dumanı tüten askeri üste ne günler geçirdik. Bir sırdaş, bir can dost olduk onunla. Patlama gününü, o cehennem anını ben bugüne kadar tam hatırlamıyordum, hafızam yeni yeni yerine geldi. Menesa o gün... O gün o kadar heyecanlı, o kadar mutluydu ki anlatamam. Karnındaki o küçücük canı öğrenmişti, Aras’ına anne olacağının o büyük müjdesini vermek için dakikaları sayıyor, sabırsızlıktan yerinde duramıyordu. Sonra... Sonra ansızın gelen o hain bombalar, o patlama sesi bütün hayatımızı, hayallerimizi bir saniyede altüst etti." Ayşen, işittiği bu acı gerçeklerin ağırlığıyla daha fazla dayanamadı; hıçkırıkları boğazından boşaldı ve koltuğa çökerek hüngür hüngür ağlamaya başladı. "Ben... Ben burada sıcacık evimde öylece otururken, hiçbir şeyden habersiz yaşarken siz orada ne acılar, neler yaşamışsınız böyle..." dedi gözyaşları sicim gibi akarken. "Askerimizin, ordumuzun hakkı gerçekten ödenmez. Bu vatan için, bizim huzurumuz için kendi canlarını, gençliklerini, hayatlarını gözlerini kırpmadan feda ediyorlar." Fadime yavaşça eğilip Ayşen’in omuzlarını sıktı, gözlerini dışarıdaki karlara dikerek, "Öyle ya Ayşen... Öyle ya gülüm..." diye mırıldandı. Ayşen bir süre sonra derin bir nefes alarak gözyaşlarını elinin tersiyle sildi. Yüzünde ani bir kararlılık belirdi, bakışlarını Fadime’ye dikti: "Fadime, benim bir fikrim var. Bu böyle gitmeyecekse bizim bir şeyler yapmamız lazım. Bu şeytan kızı, bu Gülsara’yı ne yapıp edip o evden birkaç saatliğine de olsa uzaklaştırmamız şart. Belki... Belki Aras ile Menesa evde tamamen baş başa kalırlarsa, araya giren o üçüncü göz olmadan konuşabilirler, kalbi yumuşar Menesa’nın." Fadime’nin gözleri umutla parladı. "Evet kız, bak bu çok iyi akıl. Çok doğru dedin." "İyi dediysem de... Ama nasıl?" diye hayıflandı Ayşen, kaşlarını çatarak. "Hangi bahaneyle, nasıl çıkacak ki o kız o evden? Ben kadın başıma ne dediysem, ne bahane bulduysam yanaşmadı. Bir adım bile ayrılmıyor Menesa’nın yanından, gitmek istemiyor hiçbir yere." F…

Bölümün tamamını WritePad'de oku