Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

28. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Devam Eden Kül Rengi Sabahlarda Büyüyen Uçurum Fadime, ikinci katın o buz kesmiş, zehirli havasını arkasında bırakarak adımlarını hızla alt kata, Ayşen’in dairesine doğru yöneltti. Koridorun soğukluğundan sonra içeri girdiğinde, burnuna taze ekmek ve demli çay kokusu çarptı. Utku, sabahın ilk ışıklarıyla fırından yeni aldığı, dumanı tüten sıcak ekmekleri masanın ortasına bırakmış, Demir ile birlikte sessizce kahvaltı yapıyordu. Aras ise masanın en ucunda, elindeki çay bardağını parmak uçlarıyla sıkarak öylece oturuyordu. Önündeki tabak bomboştu; günlerdir boğazından geçmeyen her lokma gibi, içini kavuran o amansız sıkıntı yüzünden tek bir zeytine bile dokunacak hali kalmamıştı. Ayşen, Fadime’nin içeri girdiğini görünce hemen ayağa kalktı, yüzündeki gerginliği gizlemeye çalışarak sandalyeyi çekti. "Biz seninle tam anlamıyla tanışamadık yukarıdaki kargaşada... Ben Ayşen. Utku’nun eşiyim, Menesa’nın da çocukluğundan beri en yakın kankası, sırdaşıyım." Fadime, üzerindeki askeri montun önünü hafifçe aralayarak buruk bir tebessümle elini uzattı. "Ben de Tabip Üsteğmen Fadime. Memnun oldum Ayşen..." Tam o sırada masada oturan Demir, çayından büyük bir yudum alıp homurdanarak araya girdi: "Ben pek memnun olmadım valla." Fadime’nin Karadenizli damarı saniyeler içinde kabardı. Bakışlarını Demir’e dikip lafı gediğine koydu: "Bende senden memnun olmadım zaten, meraklındım sanki!" Ayşen, masadaki bu ani elektriklenmeyi fark edince iki elini yana açarak araya girdi, ortamı yumuşatmak ister gibi gülümsedi: "Ne o öyle, kırk yıllık anlaşamayan evli çiftler gibi sabah sabah hemen didişmeye başladınız?" Sözün ağırlığıyla Demir ve Fadime aynı anda yutkunup öksürük krizine girdiler. Fadime çayından bir yudum alıp, "Allah yazdıysa bozsun!" dedi, sesindeki hırçınlığı gizlemeyerek. Demir de Ayşen’in sözlerine karşılık kaşlarını çatarak, "Evet Ayşen, Allah yazdıysa bozsun valla. Bir de bu yaştan sonra Laz kafasıyla uğraşamam ben, ömrümü yer," diye homurdandı. Fadime’nin gözleri çakmak çakmak oldu. "Ben senin gibi kuş beyinli, kalas bir adamla uğraşamam asıl!" "Yeter!" diyerek masaya hafifçe vurdu Aras. Sesi o kadar derinden, o kadar yorgun geliyordu ki masadaki herkes bir anda sustu. "Valla arkadaşlar, benim şu an burada sizin çocukça kavgalarınızı, didişmelerinizi dinleyecek tek bir saniyem, halim yok. İçim yanıyor zaten." Fadime başını mahcupça öne eğdi. "Aras, kusura bakma ya... Haklısın." Demir de başını sallayarak, "Abi, kusura bakma... Bizimki de laf işte," diye mırıldandı. Fadime sandalyeye yerleşip derin bir nefes aldı, bakışlarını Aras’a çevirdi. "Ben az önce yukarı dairesine çıktım, Menesa’yı gördüm." Aras, bir aydır duymayı beklediği o ismin geçmesiyle bir anda yorgun gövdesini dikleştirdi, gözlerinde anlık bir umut parıltısıyla öne atıldı. "Konuştu mu seninle Fadime? Nasıldı? Bir şey dedi mi benim hakkımda?" Fadime’nin yüzü gölgelendi, iç çekerek başını iki yana salladı. "Aras... Menesa’nın kafası çok, ama çok karışık. Ne yalan söyleyeyim, ben de tam olarak bir anlam veremedim. Sanki derin, aşılmaz bir depresyonun içinde gibi..." Aras’ın o anlık parlayan gözleri yeniden söndü, omuzları çöktü, yüzü tamamen düştü. "Ulaşamıyorum ona Fadime... Günlerdir, haftalardır kapının ardındayım ama aramızda sanki bin yıllık bir uçurum var. Beni pencerenin aralığından, kapı deliğinden bile görse, karnındaki o masum bebeği ondan zorla alacağımı zannediyor. Ölesiye korkuyor benden. Benden ya... Kocası, Aras’ından..." "Bilmiyorum..." dedi Fadime, bardağını masaya bırakırken düşünceli bir sesle. "Ama o kızda, o başında bekleyen Gülsara’da bir tuhaflık var. Bana bakışları, o kapıdaki duruşu hiç normal gelmedi." Ayşen bir anda yerinden fırlayacak gibi öne atıldı, elini masaya vurdu. "Heh! Gülsara’yı diyorsun değil mi? Bir aydır bas bas bağırıyorum, o kız fena, o kız tehlikeli diyorum ama bu evde kimse beni dinlemiyor! En sonunda haksız yere saldıran, kıskançlık yapan kötü taraf ben oluyorum!" Aras kaşlarını çatarak Ayşen’e baktı, sesinde hala o kıza karşı duy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku