Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

15. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Hakikatin Beyaz Sayfası Ankara’nın ayazı camları döverken, askeri hastanenin o özel odasında zaman, şifanın ve korkunun tam ortasında asılı kalmıştı. Menesa’nın üzerinde uzun kollu, kar beyazı kışlık bir elbise vardı. Aras, hayatlarında kirli tek bir leke kalmasın, temiz bir sayfa açılsın diye bizzat seçip almıştı bu elbiseyi. Bir aydır sürekli başı öne eğik yatan, banyo yapması dahi yasak olan karısının saçlarını o sabah büyük bir adanmışlıkla, incitmeden taramış ve arkadan narin bir tokayla bağlamıştı. Profesör Doktor Emre Dağlı, genç kadının gözündeki o şeffaf plastik koruyucu kalkanı flasterlerinden ayırmak üzere öne eğildiğinde, Menesa’nın eli gayriihtiyari olarak göğsüne gitti. Parmakları, aylardır boynunda taşıdığı, Aras’ın sınır hattında kopan zincirini gizlice yenileyip ona geri taktığı gümüş asker künyesine kenetlendi. Kalkan yavaşça kalkarken, odadaki hemşire Menesa’nın yüzünün tam karşısına geniş, parlak bir ayna yerleştirdi. "Hazır mısın Çiçek Hanım?" diye sordu Doktor Emre, elindeki damlayı hazırlarken. Menesa, göğsündeki künyeyi sıkarak derin, heyecanlı bir nefes aldı: "Hazırım..." Aylardır zifiri bir karanlığa mahkûm olan kirpikleri yavaşça yukarı doğru aralandı. Gözbebeklerine önce çiğ bir ışık sızdı, ardından odanın içine vuran kış güneşinin renkleri bir nehir gibi aktı ruhuna. Kapkara bir perdenin ardından dünyayı ilk kez çıplak gözle görüyordu. Aynadaki aksine baktığı an, dudaklarında muazzam, kocaman bir tebessüm filizlendi. Görmenin verdiği o tarifsiz saadetle birlikte gözleri istemsizce dolmaya başladı. Titreyen parmaklarını kendi teninde, yanağında gezdirdi; sanki varlığını, hayatta olduğunu yeni idrak ediyordu. Aras, odanın köşesinde nefesini tutmuş, karısının dünyaya yeniden açılan o ela gözlerine bakarak içinden binlerce kez şükrediyordu. Doktor Buğra, dostunun yaşadığı bu yoğun duygu fırtınasını dindirmek ister gibi elini Aras’ın omzuna koydu, ona sarsılmaz bir destek verdi. Menesa, aynadaki aksini, o solgun ama duru çehresini iyice inceledikten sonra birden odada yankılanan neşeli bir kahkaha attı: "Sülgün ablam haklıymış... Gerçekten de güzelmişim," dedi, kendine ve hayata duyduğu büyük bir hayranlıkla. Aras, karısının bu çocuksu sevinci karşısında içindeki tüm hüzne rağmen istemsizce gülümsedi. Menesa üzerindeki elbiseye bakıp kumaşı parmaklarının arasında ezdi, rengini zihninde eşleştirmeye çalışarak: "Bu üzerimdeki elbise... Beyaz, değil mi?" diye sordu. Doktor Emre gururla başını salladı: "Evet Çiçek. Hafızan renkleri, isimleri unutmamış. Peki, beni, odayı net görebiliyor musun şimdi?" Menesa’nın bakışları direkt aynadaki görüntüsüne odaklanmıştı. Tam o sırada hemşire, muayenenin bittiğini belirterek aynayı yavaşça kenara çekti. Aynanın perdesi kalktığı an, Menesa’nın dünyasında beliren ilk yüz Aras oldu. Menesa, pürdikkat karşısındaki bu adama bakarken Aras’ın göğüs kafesinde kalbi delice, adeta duracakmış gibi çarpmaya başladı. Bu anı yıllar önce, karısı hafızasının yarısını kaybettiğinde de yaşamıştı; o zaman da ona böyle bakmıştı Menesa. Fakat şimdi durum çok daha amansızdı. Karısı tamamen bomboş bir hafızayla, ona sanki ilk kez gördüğü bir yabancıymış gibi bakıyordu. Menesa, Aras’ın kehribar gözlerinde uzunca durduktan sonra, bakışlarını hiçbir şey anımsamayarak yanındaki sivil kıyafetli Doktor Buğra’ya çevirdi. Aras’ın içi buruklaştı, ruhu bir kez daha o kimsesizliğin ortasına terk edildi. "Çok net görüyorum," diyerek Doktor Emre’ye döndü Menesa. Saçları şakaklarından kırlaşmış, kırk beş yaşlarındaki babacan doktoru inceledi. Ardından yüzündeki o büyük mutlulukla, elini hamile karnına koyarak yataktan yavaşça ayağa kalktı. Doktor Buğra bu hastanede resmi görevli olmadığı için üzerinde sivil kıyafetleri vardı. Aras ise sınır hattından getirdiği kıyafetlerin içindeydi; üzerine siyah bir kazak, altına koyu renk bir kot pantolon giymişti. En önemlisi, Menesa gözlerini açtığında onu o darmadağın haliyle ürkütmemek, belki de zihninde bir aşinalık uyandırmak umuduyla sabah uzayan tüm sakalları…

Bölümün tamamını WritePad'de oku