Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer

10. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut İzi ll Barutun Sustuğu Yer – Hanife kitap kapağı

Kör Karanlıkta Bir İlmek Seccadenin pamuklu kumaşına alnını gömdüğünde, Aras’ın göğüs kafesinde üç aydır kilitli duran o demir kapak ilk kez kırıldı. O kışla odasının zifiri karanlığında, secdede kapandığı yerde nefesi kesilene kadar, omuzları sarsıla sarsıla ağladı. Bu ne subay üniformasının ağırlığına benziyordu ne de hudut komutanının o sarsılmaz duruşuna. Bu, bir adamın ruhunun içindeki fay hatlarının un ufak olmasıydı. Akıllarını yitirecek gibi olduğu o geceleri düşündü; herkesin ona "Öldü, nehir o debide kimseyi sağ bırakmaz, kabullen artık" diyerek telkinde bulunuşlarını, teselli makamında kurulan o soğuk cümleleri hatırladı. O ise herkesi sessizce dinlemiş, kalbindeki o ince sızının, o kör umudun peşini hiç bırakmamıştı. Şimdi Menesa yaşıyordu. Karısı, mor çiçeği hemen iki koridor ötede, revir sedyesinde nefes alıyordu. Fakat hıçkırıklar dindikçe, şükrün yerini amansız bir zehir gibi kor bir suçluluk duygusu almaya başladı. Aras başını seccadeden kaldırıp ellerine baktı. O ellerle karısını mayın tarlasından çıkarmıştı ama ya geç kalsaydı? Ya o çelik pim milimetrik bir esnemeyle kurtulup o ölüm tarlasını havaya uçursaydı? Düşüncesi bile boğazına çakıl taşları dizmeye yetiyordu. En çok da canını yakan, kendini asla affetmeyeceği o an hafızasına üşüştü: Sınır hattında, o projektörün kör edici çiğ ışığı altında Menesa’nın hırpani, çamura ve rutubete batmış halini gördüğünde, burnuna gelen o ağır, mağara kokusundan anlık bir irkiliş duymuştu. Kokusundan tiksindiği, yabancı bir kaçak muamelesi yaptığı o kadın, canından öte canıydı. Bahar gözlerine ayna gibi bakan, pırıl pırıl parlayan o dünya güzeli karısı kör olmuştu; karanlığın içinde yapayalnız kalmıştı ve o bunu fark edememişti. Aras revir koridoruna geri döndüğünde, ayakları onu taşımıyor gibiydi. Bir ileri bir geri volta atarken, botlarının beton zeminde çıkardığı ritmik sesler kışlanın sessizliğinde yankılanıyordu. Tam o sırada revir odasının kapısı açıldı ve Tabip Üsteğmen Ali, elindeki tahlil raporlarıyla dışarı çıktı. Aras, Ali’nin yüzündeki ifadeden bir anlam çıkarmak ister gibi adeta doktorun gözlerinin içine gömüldü. Sabırsızlıkla, nefesini tutarak bekledi. Ali, elindeki kâğıtları hafifçe indirip dostunun omuzuna elini koydu: "Kardeşim, müsterih ol. Menesa’nın genel kan değerleri normal. Kafasının arkasındaki o derin yara izine bakılırsa, nehirde sürüklenirken ya da kıyıya vururken çok şiddetli bir darbe almış olmalı. Şu an bilinci yerinde, tehlikeli bir durum yok, sadece vücudu çok bitkin olduğu için derin bir uykuda. Ama..." Ali’nin cümlesini bölen o "ama" kelimesi, Aras’ın göğsüne bir bıçak gibi saplandı. Gözlerini kıstı, Ali’nin omzundaki elini sıkarken sesi titredi: "Çok şükür... Çok şükür Allah’ım... Ama ne Ali? Söyle, gizleme benden, ne oldu?" Ali derin bir nefes alarak gözlerini kaçırdı: "Aras, benim buradaki revir şartlarında yapabileceğim müdahaleler ancak yüzeysel kalıyor. Gözlerinde çok büyük, yapısal hasarlar var. Benim branşım göz olmadığı için kesin bir teşhis koyamam ama durum tıbbi açıdan pek iç açıcı görünmüyor kardeşim. Sığınaktayken geçirdiği enfeksiyon bir şekilde önlenmiş, muhtemelen yaptıkları bitkisel tedavilerle baskılanmış fakat göz dokusunda yoğun bir sıvı oluşumu var. Acil olarak Ankara’ya, tam teşekküllü bir askeri hastaneye sevk etmemiz gerekiyor." Duyduğu her kelime, Aras’ın beyninde bir balyoz gibi patladı. Karısının o karanlıkta ne kadar çaresiz kaldığını, canının nasıl yandığını düşündükçe içi daraldı, öfkesi ve çaresizliği göğsüne sığmadı. Birden arkasını dönüp, sağ yumruğunu revir duvarının sert betonuna büyük bir şiddetle vurdu. *TAK!* Eklemlerinden sızan kan duvarda küçük bir iz bırakırken dişlerini sıkarak inledi: "Koruyamadım Ali... Ben karımı, namusumu, gözümden sakındığım helalimi koruyamadım!" "Senin ne suçun var Aras!" diye çıkıştı Ali, arkadaşını kolundan tutup kendine doğru çekerek. "Patlama çok şiddetliydi, o nehirden sağ çıkması bile başlı başına bir mucize kardeşim. Kendini suçlamayı bırak artık. İyi olacak. Saba…

Bölümün tamamını WritePad'de oku