Ruhun Barut izi l. CİLT

95. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

İllüzyonun Sonu ve Enkazın Çığlığı "Aşk, karşı tarafta kendi içimizdeki eksik parçayı bulduğumuz yanılsamasıyla başlar. Bir insanı gerçekten sevmek ise, o illüzyon bittiğinde ve onun tüm kusurlarını gördüğümüzde başlar." — Carl Gustav Jung Aksu Çayı’nın o hırçın sularından, puslu fırtınalarından sağ kurtulan Menesa, lojmandaki dairesine adeta bir enkaz gibi sığınmıştı. Ayşen’in şefkatli desteğiyle banyoya girmiş, üzerindeki o ağır, ıslak askeri üniformayı ve tenine sinen barut kokulu suyu nihayet akıtmıştı. Banyodan çıktığında, üzerine geçirdiği hafif bir atlet ve şortla yatağın soğuk çarşaflarına doğru usulca uzandı. Fiziksel acısı her yanını sarsa da en can yakıcı olanı aynadaki aksiydi: Dizlerindeki eski yaralar henüz yeni yeni kabuk bağlıyorken, beyaz boynundaki o iğrenç ipin bıraktığı morluk, sanki bir esaret zinciri gibi kendisini acımasızca belli ediyordu. Ayşen, elinde buz torbasıyla odaya girdi. En yakın arkadaşının bu darmadağın halini gördükçe içi sızlıyor, boğazı düğümleniyordu. Yatağın kenarına ilişip buzu Menesa’nın moraran, şişmiş ayak bileğine yavaşça yerleştirdi. Ortamdaki o ağır havayı dağıtmak istercesine, kendisini tutamayarak söylenmeye başladı: "Arkadaşım, konuşmayayım, üzerine gitmeyeyim diyorum ama sende de aksiyon hiç bitmiyor maşallah... Sürekli bir badire, sürekli bir ölüm kalım savaşı! Yarın ilk iş seni bir okuyup üfleteyim valla, kurşun mu döktürürüz ne yaparız? Nazar var kesin sende, nazar!" Menesa, acıyla gerilen yüzüne hüzünlü bir tebessüm kondurmaya çalıştı. "Ayşen, gerçekten harika bir moral kaynağısın," diye fısıldadı çatallı bir sesle. "Söz, bir dahaki aksiyona seni de çağıracağım, böylece içinde kalmaz, yerinde canlı canlı izlersin." "Yok, yok! Almayayım ben," diyerek ellerini salladı Ayşen. "Ben bu hayatın ev kuşu olmaya, uzaktan dua etmeye devam edeyim, o bana yeter." Bu küçük atışma Menesa’yı hafifçe güldürdü ama gülüşü uzun sürmedi. Ayşen buz torbasını biraz sertçe bastırınca Menesa acıyla inledi: "Ya Ayşen! Çok bastırma, canım çıktı zaten, acıdı!" Ayşen kaşlarını kaldırdı, yapmacık bir sertlikle çıkıştı: "Kızım, sen dağlarda, karargahta askerlik yapıyorsun, orada kurşunlara kafa tutuyorsun da burada canın ne kadar tatlı? Al bak, kendin yap o zaman!" Menesa buzu eline alırken yorgun bir iç çekti: "Ben yaparım evet, Ayşen... Ben hallederim." Ayşen’in bakışları derinleşti, sesindeki neşeli ton yerini sorgulayan bir ciddiyete bıraktı: "Neyin var senin? Aras’la yine kavga mı ettiniz aşağıda?" "Etmeme gerek yok ki," dedi Menesa, gözlerini tavana dikerek. "Adamın varlığı bile beni çıldırtmaya yetiyor zaten. Aşağıda tutturdu 'yürüyemiyorsun' diye, zorla kucağına aldı beni. Kızdım, bağırdım, bir sürü laf saydım ama dinleyen kim?" Ayşen’in gözleri muziplikle parıldadı: "Bak sen enişteme! Ay ne kadar romantik ya... Resmen seni kollarında taşımış. Bizim Utku’da hiç böyle hareketler yok valla. Benimkisi biraz nazlı, biraz çekingen kalıyor onun yanında!" Menesa sinirle doğrulmaya çalıştı: "Ayşen ne diyorsun sen ya? Ben burada canımın kırgınlığından, yaşadığım hayal kırıklığından bahsediyorum, sen bana orada romantizm masalları anlatıyorsun! Çık dışarı Ayşen, valla bak, git salonda otur!" "İyi be, tamam, çıkıyorum!" diyerek buz torbasını Menesa’ya bırakan Ayşen odadan söylenerek çıktı. Karşı dairede ise bambaşka bir fırtına kopuyordu. Aras, göğsündeki o dindiremediği öfke ve çaresizlikle evine girmişti. Salonun ortasında bir o tarafa bir bu tarafa volta atarken, peşinden gelen Demir ve Utku’ya içindeki tüm zehri kusuyordu: "Bu hale gelmiş, boynundaki izle hâlâ bana atar yapıyor, beni kendinden uzaklaştırıyor ya! Elin adamına, o eski polise resmen canını siper ediyor benim gözümün önünde! Beni delirtmeye mi çalışıyor bu kadın? Amacı ne, beni öldürmek mi?" Demir, komutanının odada fırtınalar estiren bu halini sakinleştirmek amacıyla öne çıktı: "Abi, sakin ol gözünü seveyim. Kız daha yeni ölümden döndü, araba çaya uçmuş, boğulma tehlikesi atlatmış... Şoktadır, ne yaptığını, ne hissettiğini o da bilmiyo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku