Ruhun Barut izi l. CİLT

90. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut izi l. CİLT - 90. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut izi l. CİLT - 90. Bölüm bölüm görseli 1

Vapurda Açan Ömür: İlk Görüşten Ebediyete Aras, Menesa’nın narin elini avuçlarının arasına alıp gözlerinin içine derin bir şefkatle bakarak, "Mor çiçeğim, yarın benimle İstanbul'a gelir misin?" diye sordu. Sesinde, uzun zamandır planladığı bir düşüncenin heyecanı gizliydi. Menesa şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı: "İstanbul'a mı? Ama sevgilim, ertesi gün işe gitmemiz gerekiyor, görev var." Aras, onun endişesini hemen dağıtmak ister gibi gülümseyerek araya girdi: "Pazartesi günü için bir şekilde izin alırız. Yarın erkenden gider, tüm günü orada geçirip gece uçakla döneriz sevgilim. Sadece seninle, o koca şehirde el ele dolaşmak, nefes almak istiyorum." Menesa, bu teklifin cazibesine ve Aras’ın bakışlarındaki arzuya karşı koyamayarak, "Tamam Barut Kokulum," dedi, içini kaplayan ani bir neşeyle. "Gidelim. O zaman benim hemen eve gidip hazırlık yapmam lazım." "Tamam mor çiçeğim, hemen gidelim." Menesa kapıya doğru yürürken birden duraksadı: "İyi ama buraya iki ayrı arabayla geldik, şimdi nasıl yapacağız?" Aras, onun bu pratik telaşına tebessüm ederek, "Benim arabamla döneriz lojmana. Senin arabayı da daha sonra Demir’e aldırırım, olur mu?" diye sordu. "Olur sevgilim. Hemen gidelim hadi, zaman kaybetmeyelim." Aras hızla mutfağa yönelerek kalan erzakları ve kutuları arabasının bagajına yerleştirdi. Menesa da salondan çantasını alıp bahçeye çıktı ve ön koltuğa yerleşti. Aras direksiyona geçmeden önce evdeki pencereleri, tüpü ve kapıları son bir kez kontrol etti. Her şeyin güvenli olduğundan emin olduktan sonra arabayı çalıştırdı. Yol boyunca aralarında tatlı bir sessizlik, radyodan yükselen hafif bir melodi vardı. Lojmanın bahçesine vardıklarında vakit hayli geç olmuştu. Arabadan inip binaya girdiler ve el ele yukarıya, ikinci katın loş koridoruna çıktılar. Dairelerinin kapısının önüne geldiklerinde Aras, Menesa’yı durdurdu. Yaklaşıp onun duru alnına sıcacık, uzun bir öpücük kondurdu: "Güzelce uyu ve dinlen tamam mı? Sabah seni aşağıda, sabırsızlıkla bekliyor olacağım." Menesa, onun gözlerindeki yorgunluğun yerini alan huzuru görerek gülümsedi: "Sen de sevgilim... Huzurla uyu artık, kabusların senden uzak dursun çünkü ben yanındayım. Sabah görüşürüz." "İyi gece yarısı fısıltıları, iyi geceler Mor Çiçeğim." "İyi geceler, Barut Kokulum." Menesa kendi dairesinin kapısını sessizce açıp içeri sızarken, Aras da tam karşıdaki dairesine geçti. Evin içinde çıt çıkmıyordu; Ayşen çoktan derin bir uykuya dalmıştı. Menesa, parmak uçlarında yürüyerek kendi odasına geçti. Kapıyı kapatır kapatmaz sırtını ahşaba yasladı ve kalbinin deli gibi çarptığını hissetti. İçindeki coşku o kadar büyüktü ki, kendi kendine, "İstanbul'a beraber gideceğiz... Ne kadar güzel, inanamıyorum! Çok mutluyum, mutluluktan havalara uçuyorum resmen!" diye fısıldadı. Karşı dairede, kendi odasında yatağın kenarına oturan Aras da en az onun kadar keyifliydi. İçindeki bu katıksız mutluluk, yıllardır kurduğu hayallerden bile daha güzel, daha duruydu. Kendi kendine, "Yarın çok güzel bir gün olacak..." diye mırıldandı. Menesa vakit kaybetmeden küçük bir sırt çantası çıkardı. İçine İstanbul’un sıcak havasına uygun yazlık birkaç parça kıyafet yerleştirdi. Aynaya baktığında heyecanı yüzünden, parıldayan gözlerinden okunuyordu. Hızlıca ılık bir duş aldı, saçlarını kuruladı ve yatağına uzandı. Telefonunu eline alıp Aras’a bir mesaj gönderdi: *"Sabah için çok heyecanlıyım Barut Kokulum."* Aras, ekrandaki mesajı görünce karanlık odada dişlerini sergileyerek gülümsedi ve hemen yazdı: *"Ben de çok heyecanlıyım mor çiçeğim. Uyu hadi."* Menesa, aldığı cevabın huzuruyla yastığına sarılıp saniyeler içinde tatlı bir uykuya dalarak kendini rüyaların kollarına bıraktı. Ancak gecenin ilerleyen saatlerinde, Aras kendi yatağında huzurla uyurken, karanlığın içinden sinsice süzülen o eski düşman kapısını çaldı. Başına aniden, adeta bir balyoz darbesi indirilmiş gibi şiddetli bir ağrı saplandı. Yıllar önce atlattığı, kafatasının içinde sakladığı o eski travma, sinsi bir yılan gibi kıvrılarak kendini bel…

Bölümün tamamını WritePad'de oku