78. Bölüm
Yazar: Hanife

Fikrimin İnce Gülü Aras, kalbinin tam ortasından gelen derin bir dürtüyle kollarını Menesa’ya doladı. Genç kadını göğsüne bastırırken, kokusunu içine çekti ve dudaklarından dökülen fısıltı adeta bir yemin gibiydi: "Hatırlamasan da hissetmen çok güzel sevgilim..." Tam o sırada, mutfaktan yükselen neşeli sesleri duyan Ayşen koridorda belirdi. Adımlarını mutfağa doğru yönlendirirken neşeyle solundu: "Ne güzel kokular geldi böyle! Menesa, kahvaltı mı hazırlıyorsun?" Mutfak eşiğinden içeri adım atar atmaz Aras’ı görmesiyle duraksadı. Menesa, arkadaşının şaşkın şaşkın bakan gözlerine muzip bir tebessümle karşılık verdi: "Ne oldu Ayşen? Top patlasa duymazsın, menemene mi uyandın?" Ayşen ellerini beline koyup yapmacık bir kızgınlıkla söylendi: "Bir kere de şaşırt beni kızım ya! Yine Aras’a yaptırdın her şeyi, değil mi?" Menesa, Aras’ın hafifçe gülümseyen yüzüne bakıp durumu kurtarmak ister gibi hemen araya girdi: "Ayşen...! Neyse, ben Utku’ları da çağırayım bir koşu, soğumadan yiyelim." Tam hareketlenecekken Aras, kalın kaşlarını hafifçe çatarak ciddi bir asker edasıyla Menesa’yı süzdü. Üzerindeki rahat, ev halini kastederek sesine korumacı bir ton katmıştı: "Sen bence üstüne bir şeyler giy Menesa, ben çağırırım." Menesa, onun bu ani ciddiyetine ve sahiplenici tavrına karşılık hazır ola geçer gibi yaptı ve kıkırdayarak takıldı: "Tamam komutanım! Hemen değiştiriyorum." Aras, Utku ve diğerlerini çağırmak için evden çıkınca, Ayşen hemen Menesa’nın yanına yanaşıp fısıltıyla çıkıştı: "Kızım sen aptal mısın? Bu ne hal? Sana Aras’ın karşısına böyle yarı çıplak gezme demedim mi ben? Hiç utanmıyor musun?" Menesa gözlerini devirdi, üzerindeki kıyafetleri düzelterek homurdandı: "Görende komple çıplağım sanır Ayşen altı üstü ev hali." Ayşen iç çekerek arkadaşının omuzlarını tuttu: "Ya benim o utangaç, naif Menesam nerede ya? Sen kimsin kızım, ne yaptın arkadaşıma?" "Of Ayşen ya... Ben aynıyım işte," diyerek odasına doğru adımladı Menesa. Gardırobundan siyah, rahat eşofman takımını çıkarıp hızlıca üzerine geçirdi. Kısa süre sonra Aras; Utku ve Demir’le birlikte içeri girdi. Hep beraber neşe içinde kahvaltı masasına oturdular. Menesa, hayatında yediği en lezzetli menemeni tadarken Aras’ı izliyordu. Onun kendisi için çırpınması, hafızasını kaybetmiş olmasına rağmen bir an bile yalnız bırakmayıp sürekli destek olması genç kadının içini sıcacık yapıyordu. Kahvaltının ardından evlerde tatlı bir telaş başladı. Aras ve erkekler düğün için hazırlanmak üzere kendi evlerine geçerken, kızlar da odalarına kapandı. Ayşen, kendi tarzına uygun, zarafetini yansıtan kapalı gri bir abiye elbise seçmişti. Menesa ise odasındaki o gizemli kutuyu açtı. İçinden çıkan mavi ışıltılı, balık modeli elbiseyi üzerine geçirdiğinde aynadaki aksine hayran kaldı. Elbise vücudunu bir kuğu gibi sarmıştı. Kafasındaki dikişlere büyük bir dikkat göstererek, saçlarını maşayla kıvır kıvır yaptı. Buklelerini arkaya doğru zarifçe topladıktan sonra, yüzünün iki yanından hafif kahküller çıkararak şık bir hava kattı. Menesa son bir kez aynada kendine bakıp derin bir nefes alırken dış kapının zili yankılandı. Kalbi göğsünü dövmeye başlamıştı. Heyecanla odasından fırlayıp, "Sen dur Ayşen, ben bakarım!" diye seslendi. Kapı kulpunu aşağı indirip kapıyı açtığı an, eşikte bekleyen Aras’ın adeta nutku tutuldu. Genç adamın sert bakışları, Menesa’nın göz kamaştırıcı güzelliği karşısında tamamen erimiş, gözlerini ondan alamaz hale gelmişti. Menesa da aynı büyülenmişlikle Aras’ı süzüyordu; onu ilk defa jilet gibi bir takım elbisenin içinde, bu kadar heybetli ve yakışıklı görüyordu. Aras, hayranlık dolu bir ses tonuyla mırıldandı: "Çok güzel görünüyorsun Mor Çiçeğim..." Menesa’nın yanaklarına hafif bir pembelik oturdu, gülümseyerek karşılık verdi: "Sen de çok yakışıklı olmuşsun Barut Adam." Aras’ın yüzünde nadir görülen o sıcak gülümsemelerden biri belirdi. "Hazırsanız çıkalım mı diyecektim," diyerek kolunu uzattı. "Tabi, hazırım." Menesa, elbisesinin üzerine siyah kaşe montunu aldı. Ayağındaki bej ren…