Ruhun Barut izi l. CİLT

65. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Karlar Altında Bir Çığlık Zaman, sabaha karşı saat dörde doğru amansızca ilerliyordu. Göksun’un Ericek köyüne giden dağ yolu, beyaz bir cehenneme dönmüştü. Kar fırtınasının ortasında ilerlemeye çalışan askeri kamyonun kasasında kazmalar, kürekler, çadırlar ve insani yardım malzemeleri ağzına kadar yüklüydü. Ancak yollardaki kar kalınlığı öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki, devasa askeri araçlar bile kara saplanmamak için tekerleklerine geçirilen kalın zincirlerin yardımıyla adeta çırpınarak ilerliyordu. En öndeki aracın içinde oturan Yüzbaşı Aras, göğsündeki ve karnındaki dikişlerin dondurucu soğukla birlikte sızım sızım sızlamasını umursamamaya çalışıyordu. Zihni ve kalbi, şu an karların altında nefesi tükenmek üzere olan o insanlarlaydı. Arkadaki araçta ise Üsteğmen Tabip Fırat ve tıbbi ilk yardım ekibi, bir cana daha dokunabilmek umuduyla beyaz karanlığın içinde yol alıyordu. Sadece Kahramanmaraş değil, çevre illerin tamamı aynı anda kıyameti yaşamıştı; telsizlerden gelen ihbarlar acı doluydu ve herkese aynı anda yetişmek imkansız görünüyordu. Üstelik gökyüzü de geçit vermiyordu; yoğun kar yağışı ve fırtına nedeniyle askeri helikopterler havalanamamıştı. Saat sabahın beşine doğru yaklaşırken, askeri araçlar Ericek köyünün bağlı olduğu ilçeye zorlukla giriş yaptı. Ancak köyün dik ve sarp rampaları, araçların daha fazla ilerlemesine izin vermedi. Aras, keskin bir komutla araçları durdurdu. Köyün gerisinde, karların ortasında kalmışlardı. Şimdi tek çare yürümekti. "Herkes sırtlanabildiği kadar çadır, ekipman ve yardım malzemesini alsın! Yürüyerek intikal ediyoruz!" diye gürledi Aras. Askerler, devasa yükleri ve sırt çantalarını omuzlarken Menesa da bir an bile tereddüt etmedi. Fiziksel sınırlarını zorlayarak sırtına alabileceği en ağır yardım ekipmanlarını yükledi. Aras, kendi dikişlerinin patlama riskine meydan okurcasına sırtına ağır bir çanta geçirdi. Herkes zamana karşı yarışıyordu; saniyelerin bile bir insanın ömrüne bedel olduğu bir saatteydiler. Menesa, Aras’ın her adımda çaktırmadan elini göğsüne götürüşünü, yüzünün acıyla kasılışını gördükçe kahroluyordu. İçinden bir parça kopup gidiyordu ama şimdi gözyaşı dökme zamanı değildi; o subay üniformasının hakkını vermeli, son derece soğukkanlı kalmalıydı. Karların içinde nefes nefese yapılan yarım saatlik amansız bir yürüyüşün ardından nihayet Ericek köyüne vardılar. Köye adım attıkları an, gökyüzüne yükselen feryatlar, çığlıklar ve ağıtlar askerin de köylünün de ciğerini dağlamaya yetti. Kerpiç evlerin neredeyse tamamı yerle bir olmuş, geriye sadece un ufak olmuş enkaz yığınları kalmıştı. Menesa, beyaz karların ortasında dizlerinin üzerine çökmüş, hıçkıra hıçkıra ağlayan Ceylan’ı görünce içinin paramparça olduğunu hissetti. Köy halkı, ellerinde tırnaklarıyla, bulabildikleri iyi kötü bir tane iş makinesinin arkasında çaresizce toprağı, kerpici kazmaya çalışıyordu. Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü’ydü; ancak takvimlerin en romantik günü, doğanın acımasız öfkesiyle bir anda kapkara bir kaos gününe dönüşmüştü. Menesa, sırtındaki ağır çantayı karların üzerine bıraktığı an, Ceylan onu fark edip koşarak boynuna sarıldı. Genç kızın titreyen bedenini göğsüne bastıran Menesa, bir psikolog askerin tüm metanetiyle onun kulaklarına fısıldadı: "Tamam... Sakin ol Ceylan’ım. Buradayız bak, geldik. Kurtaracağız aileni, lütfen metanetli ol! Eğer sen kendini şimdi bırakırsan, ailene yardım edemezsin. Derin nefes al, sakin ol!" Ceylan’ı teselli etmeye çalışırken, etraftan yükselen "Sesimi duyan var mı?" çığlıklarını ve ölü yakınlarının feryatlarını gören Menesa, gözündeki yaşlara daha fazla engel olamadı. Yaşlar yanaklarından süzülüp karda donuyordu. O sırada Yüzbaşı Aras, timine emir komuta vererek askerleri göçük altındaki insanlara yardıma yönlendiriyordu. Sesindeki o sarsılmaz otoriteyle Menesa’ya döndü: "Teğmenim! Sen doğrudan Üsteğmen Tabip Fırat ile çalışacaksın. Çadırı kurun ve yaralıları karşılayın." Aras, içten içe Menesa’nın enkazların arasına girip kendini tehlikeye atmasını istemiyor,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku