Ruhun Barut izi l. CİLT

64. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

65 Saniye Ayşen, masada Utku’nun yönelttiği o doğrudan soru karşısında köşeye sıkıştığını hissedince, kendini kurtarmak adına hiç düşünmeden Menesa’yı adeta ateşe attı. Yüzüne yapay bir rahatlama maskesi geçirip, "Baha kız ismi değil Utku," dedi bilmiş bir edayla. "Bahadır normalde... Biz kısaca Baha diyoruz. Menesa’nın mahallesinden çocukluk aşkı olur kendisi." Utku’nun yüzündeki o gergin, şüpheci ifade yerini anında derin bir nefese ve rahatlamaya bıraktı. Ancak o rahatlama dalgası masadaki diğer herkesi teyakkuza geçirmişti; bakışlar bir anda Menesa’ya döndü. Bu sefer öksürük nöbeti geçirme sırası Aras’taydı. Lokması boğazına dizilen Yüzbaşı, gözlerini kısarak, büyük bir şok ve hayal kırıklığıyla Menesa’ya döndü. Ayşen ortaya öyle bir bomba bırakmıştı ki, pimi çekilen o bombanın dumanı masayı anında zehirlemeye yetti. Menesa, masadakilerin üzerindeki o baskıcı ve sorgulayıcı bakışlarını savuşturmaya çalışarak, "Ne bakıyorsunuz öyle?" diye çıkıştı. "Evet, Baha benim çocukluk arkadaşım." Ardından masanın altından Ayşen’in kaval kemiğine okkalı bir tekme savurarak dişlerinin arasından fısıldadı: "Saçmalıyor işte, bakmayın siz ona!" Fakat ok yaydan çıkmıştı bir kere. Aras’ın kıskançlıktan ve öfkeden boyun damarları, şakaklarındaki mavilikler belirginleşti. Çenesi öyle bir kasıldı ki kemikleri sayılacaktı neredeyse. "Ben doydum," diyerek sandalyesini sertçe geriye itti ve masadan kalktı. Menesa, arkasından bakarken hemen yanındaki Ayşen’e döndü, sesindeki öfkeyi bastırmaya çalışarak, "Aferin Ayşen... Lokmamızı boğazımıza dizdin resmen. Tut şu dilini diyorum sana, azıcık kendini tut!" diye fısıldadı. Demir ise masada oturduğu yerde küçüldükçe küçülüyordu; bu konuyu açarak pimini çektiği için vicdan azabından ölecek gibiydi. Aras, lavaboya gidip ellerini buz gibi suyla yıkadıktan sonra koridora çıktı. Tam o esnada Menesa arkasından yetişti ve adamın o güçlü, gergin kolundan yavaşça çekerek onu lojmanın soğuk balkonuna çıkardı. "Aras...!" dedi, sesindeki o çaresiz dürüstlükle. "Baha benim sadece arkadaşım, çocukluktan beri böyle bu. Ayşen’in dediği gibi bir şey yok ortada, o zamanlar daha bebe sayılacak yaştaydım ben." Aras, kış ayazının vurduğu balkonda yüzünü asmaya, bakışlarını uzaklara dikmeye devam etti. Menesa onun bu inatçı halini yumuşatmak ister gibi bir adım daha yaklaştı. "Barut kokulum, yapma ama böyle... Zeyno ile Baha çift olarak geliyorlar zaten, evliler. Biz sadece dostuz. Şu an resmen çocuk gibi kıskançlık yapıyorsun." Aras "çift" kelimesini duyduğu an kehribar gözleri şaşkınlıkla büyüdü, içindeki o taş gibi oturan ağırlık hafifledi ama "kıskançlık" ithamını gururuna yediremeyerek hemen inkar yoluna gitti. "Hayır... Kıskanmadım!" "İnkar etme Aras, kıskançlıktan boynundaki damarlar yerinden çıkacaktı neredeyse." Aras, daha fazla kaçamayacağını anlayınca derin bir nefes alıp arkasındaki duvara yaslandı. Bakışları ciddileşti, koyulaştı. "Menesa... Evet, seni kıskanıyorum. Eski aşklarından, geçmişinden, sana değen o yabancı çift gözlerden, hatta senin etrafında uçan sinekten bile kıskanıyorum. Elimde değil... Senin için her şeyde, hayatta ilk olmak isterdim." Menesa, adamın yüzündeki o katıksız, çocuksu ama bir o kadar da derin ciddiyete baktı. İçindeki tüm kırgınlık eriyip gitti. "Zaten benim için ilksin Aras," dedi gözlerinin içine baka baka. "Evet, geçmişimde takıldığım, konuştuğum erkek arkadaşlarım oldu. Ama yemin ederim sadece o lise yıllarının, popülerlik uğruna yapılan saçma sapan çocukça hevesleriydi. Ben bütün ilklerimi, o gerçek hissi seninle yaşadım sevgilim. Sana kalbimi verdim; ömrüm boyunca o kalbi senden başka hiçbir erkeğe vermedim. Önceden hayatı toz pembe, bir oyun gibi görüyordum. Şimdi ise senin sayende gerçeğin tam içindeyim. Sevdiğimi söylediğim ilk erkek sensin benim." Aras, Menesa’nın bu beklenmedik, tatlı ilan-ı aşkı karşısında adeta büyülendi. Kadının ona duygularını bu kadar içten, bu kadar şeffaf bir şekilde açması içindeki tüm kıskançlık yangınını söndürmüş, yerini hayranlığa bırakmıştı.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku