Ruhun Barut izi l. CİLT

6. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

HAYATTAKİ ŞANSIM Kahvelerimizi içtikten sonra Yüzbaşı Aras, müsaade isteyip A Blok'taki evine gitmek üzere Albay’ın konutundan ayrılmıştı. Fahriye teyze kendi ısrarıyla artık ona teyze dememi istemişti bana misafir odasında mis kokulu, pamuk gibi bir yatak hazırladı. Hayatımda ilk kez yabancı bir evde, yabancı bir yatakta kalıyordum ama garip bir şekilde, sanki yıllardır bu duvarların arasında büyümüşüm gibi huzurlu hissetmiştim. Bu evin içinde, Halis Albay’ın ve Fahriye teyzenin o babacan tavırlarında çözemediğim, adını koyamadığım sıcak bir tuhaflık vardı. Sabah saat tam 06:00’da alarmın o keskin sesiyle gözlerimi açtım. Dakikalar içinde hızlıca hazırlandım; askeri üniformam dün yerleşmeye çalıştığım kendi lojmanımda kaldığı için üzerime sivil, rahat kıyafetler seçmiştim. Niyetim Albay’dan önce uyanıp nezaketen hazır bulunmaktı ama salona adım attığımda donakaldım. Fahriye teyze mükellef bir kahvaltı sofrasını çoktan donatmış, Halis Albay ise ütülü sivil kıyafetleriyle gazetesini okuyarak masada oturuyordu. *"Bu adam bir Yüzbaşıdan bile önce nasıl böyle çelik gibi uyanabiliyor?"* diye geçirdim içimden hayranlıkla. "Günaydın kızım," dedi Albay, sesindeki o babacan tınıyla. Uykunun verdiği şapşallıkla ve askeri refleksle aniden dikleşip asker selamı verince, Albay’ın yüzünde sıcak bir tebessüm belirdi. "Rahat ol Teğmenim, burası karargah değil, evimiz." Kahvaltı ederken Fahriye teyze elindeki çaydanlıkla bana hüzün dolu, uzaklara dalan bakışlarla baktı. "Aybüke’mi büyütebilseydim, o da okuyup senin gibi güçlü bir kadın olsaydı... Tam seninle aynı yaşlarda, yirmi altısında olacaktı," dedi. Sesi o kadar buruktu ki, içim parçalandı. Adı Aybüke olacaktı demek... "Belki de cennetten sizi izliyor ve sizinle gurur duyuyordur Fahriye teyze," dedim, elini şefkatle sıkarak. Halis Albay, gözlerindeki o derin burukluğu gizlemek ister gibi boğazını temizledi ve o otoriter sesiyle konuyu toparladı: "Vatan beklemez, hadi bakalım." Birlikte evden çıktık. Prensip gereği ve kışladaki dedikoduların önüne geçmek adına Albay’ın makam aracına binmeyi nazikçe reddettim, arkadan gelen diğer rütbeli askerlerin olduğu araca geçtim. Öğlene doğru, dün gece yarım kalan taşınma işlerimi halletmek ve kargolarımı karşılamak için Albayların oturduğu o yukarıdaki korunaklı konut bölgesinden ayrılıp, genç subayların kaldığı alt taraftaki **A Blok lojmanlarına** geri döndüm. Merdivenleri serileşerek çıktım ve ikinci kata ulaştım. Koridor sessizdi. Tam **3 numaralı dairemin** kapısına gelmişken, anahtarın çantamda olmadığını fark ettim. Hafızamı zorlayınca dün yedek anahtarı Utku’ya verdiğim an duru bir şekilde aklıma geldi. Derin bir nefes alıp tam karşımdaki **4 numaranın** kapısına yöneldim ve nazikçe çaldım. Birkaç saniye sonra kapı açıldı ama açılmasıyla birlikte gözlerimi nereye kaçıracağımı şaşırmam bir oldu! Kapıyı açan Utku’ydu ama üzerinde hiçbir şey yoktu; kelimenin tam anlamıyla üstü çıplaktı! Gözleri yarı kapalı, uykudan yeni uyanmış, darmadağın bir haldeydi. Onu kışladaki o jilet gibi nizamından uzak, bu hırpalanmış sivil haliyle ansızın karşımda görünce hemen arkamı dönüp gözlerimi sıktım. Aniden bir erkeğin çıplak gövdesiyle karşılaşmanın şoku, mesleki estetik algımı bile sarsmıştı. Tam o sırada içeriden, koridoru inleten o boğuk ve sert ses yükseldi: "Oğlum sen manyak mısın? Kapıyı öyle mi açıyorsun sivil bir kadına? Git çabuk üstüne bir şey giy, çaylak!" Aras’ın o gür sesini ve ardından Utku’nun homurlanarak uzaklaşan ayak seslerini duyunca gözlerimi yavaşça açtım. Aras kapı eşiğinde dikilmiş, o kalın kara kaşlarının altındaki kehribar gözleriyle doğrudan bana bakıyordu. Üzerinde siyah bir tişört vardı ve her zamanki gibi sarsılmaz görünüyordu. "Sizi dinliyorum Menesa? Kusuruna bakma, çaylağın uykusu ağırdır, ne yaptığını bilmiyor," dedi, sesini biraz yumuşatarak. "Sorun değil Yüzbaşım... Şey, anahtarımı istemeye gelmiştim. Utku'da kalmıştı." "Anahtarın bende, bekle getireyim." "Ama ben dün Utku’ya emanet etmiştim?" dediğimde, Aras’ın dudak ken…

Bölümün tamamını WritePad'de oku