Ruhun Barut izi l. CİLT

58. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

DOST MASKELİ HAİN; BARUT KOKULU İTİRAF Menesa, botlarının altında ezilen karın çıkardığı o hafif, tekinsiz hışırtıyı bile minimuma indirmeye çalışarak arabadan indi. Adımlarını karda iz belli etmeyecek şekilde, profesyonel bir subay dikkatiyle seçiyordu. Yamaçtan yukarı tırmandıkça, dondurucu dağ havasında yankılanan silah sesleri kulaklarında daha da netleşmeye, birer ölüm ritmi gibi tınlamaya başlamıştı. Kalbi göğüs kafesini amansızca döverken, nihayet kayalıkların ardındaki o düzlükte Aras’ı görebildi. Ancak zihnini bulandıran, damarlarındaki kanı donduran bir gariplik vardı: Aras tek başınaydı. *“Onun timiyle, askerleriyle burada olması gerekiyordu. Neden yalnız?”* diye geçirdi içinden. Tam şüpheyle elini belindeki beylik tabancasına atmak üzereydi ki, arkasındaki çalılıklardan yükselen bir karaltının hızla yaklaştığını fark etti. Ani bir refleksle arkasına döndüğünde, şaşkınlıktan ve boğazına düğümlenen korkudan nefesi kesildi. "Selim? Sen miydin?" dedi, sesinin titremesine engel olamayarak. "Evet, benim Menesa," dedi Selim. Yüzünde hiçbir insani duygu barındırmayan, adeta bir ölünün yüzü gibi donuk ve maskeli bir ifade vardı. "Senin burada ne işin var?" Menesa, suçüstü yakalanmanın verdiği panikle kekeledi: "Ben... Ben Aras’a bakmaya geldim..." "Menesa burası tehlikeli, hemen geri dönmelisin," dedi Selim. Sesi, bir saniye sonra yapacağı vahşeti gizlemeye çalışan tekinsiz bir kalınlıktaydı. "Hayır, dönmem! Aras’a yardım edelim ne olur, baksana tek başına..." Selim’in dudakları, yüzündeki o donuk maskeyi yırtarak şeytani, buz gibi bir kıvrımla yukarı doğru büküldü. "Korkma Menesa... Onlar Aras için çerezlik. Ama sen... Sen kolay lokma olmayacaksın." Menesa'nın midesine buzdan bir bıçak saplanmış gibi oldu. "Ne diyorsun Selim sen? Ne saçmalıyorsun?" O esnada vadideki silah sesleri bıçak gibi kesildi. Aras, son iki teröristi de tam alnından indirmişti ama silahından yükselen o kuru, mekanik ses, mermisinin tamamen tükendiğini soğuk bir tokat gibi haber veriyordu. Selim, Menesa’nın bu anlık dalgınlığından faydalanarak vahşi bir hamle yaptı; kızın parmaklarının arasındaki araba anahtarını etini koparır gibi sertçe çekip aldı. "Selim ne yapıyorsun?" diye haykırdı Menesa, şaşkınlık ve dehşet içinde. "Aras’ı köşeye sıkıştırıyorum Menesa," dedi Selim. Sesindeki tüm dost maskeleri düşmüş, geriye sadece avını köşeye sıkıştırmış bir hainin çiğ çıplaklığı kalmıştı. "Bakalım seni gerçekten o kadar çok seviyor mu? Korkma... Onu değil, seni vuracağım onun gözleri önünde. İşte o zaman ölmek için bana yalvaracak!" Menesa'nın üzerine bir kova kaynar su dökülmüş, ardından o su buz tutmuş gibi oldu. Karşısındaki adam iki yıldır tanıdığı, Aras'ın omuz omuza çarpıştığı dostu değil, Bahar'ın telefonda bahsettiği o kumral hainin ta kendisiydi. "Selim... Sen Aras’ın dostuydun, bunu ona nasıl yaparsın? Hiç mi sevmedin, hiç mi değer vermedin ona?" "Yalan yok, yakın dostumdu," dedi Selim alaycı, sarsılmaz bir soğukkanlılıkla. Gözlerinde en ufak bir pişmanlık kırıntısı bile yoktu. "But it's just business, Menesa. Emir gelince demiri de keser derler. Sen istikbalimiz için savaşmadın ama ben tüm gücümle, bana vaat edilen o mutlak güç için savaşıyorum." "Vatana ihanetin hiçbir bahanesi olamaz Selim! Sen kör olmuşsun, delirmissin!" Selim, Menesa’nın bu laflarına karşılık soğuk bir gıcırtıyla silahını çekti. Sert, kemik kıran bir hamleyle kızın kolunu arkaya doğru büküp namlunun sıcak, ölümcül ucunu şakağına dayadı. "Düş önüme. Yukarı doğru yürüyeceğiz." Menesa, şakağındaki soğuk demirin ve kafatasını zorlayan baskının dehşetiyle, Selim’in canlı kalkanı olarak kayalıkların tepesine, Aras’ın tam karşısına doğru yürümek zorunda kaldı. Her adımında ölümün kokusunu soluyordu. Aras, mermisi biten tüfeğini indirmiş, ciğerlerini yakan derin nefesler alarak etrafı kontrol ediyordu ki, yukarıdan gelen kar ezilme sesleriyle hızla arkasını döndü. Gördüğü manzara karşısında kaşları çatıldı, göz bebekleri şokla irileşti. Selim, Menesa'nın kafasına silah dayamış, onu b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku