Ruhun Barut izi l. CİLT

56. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Beyaz Kâbusun Ardından: Aras’ın sesini telefonda duyduğum an sol göğsümün altında amansız bir sızı hissetmiştim ama acımı yaşamaya fırsat kalmadı. Bir anda dağların doruklarından kopan, gökyüzünü siyaha boyayan beyaz bir fırtına yola doğru akmaya başladı. Çığ geliyordu. Hemen önümde ilerleyen Mercedes marka araç, saniyeler içinde o devasa beyaz kütlenin altında kalarak gözden kayboldu. Aynı kaderi paylaşmamak, o tonlarca ağırlıktaki karın altında ezilmemek için bütün gücümle frene asıldım. Lastiklerin asfalta sürtünürken çıkardığı o tiz çığlık, doğanın uğultusuna karıştı. Ani frenin etkisiyle savrulan Togg, yola çoktan düşmüş olan dev bir kar kütlesine büyük bir gürültüyle tosladı. Hava yastıkları hızla açıldı ama savrulmanın şiddetiyle başımı sağ tarafımdaki cama çok sert bir şekilde çarptım. Görüşüm bulandı, dünya etrafımda amansızca döndü ve bilincimi kaybetmeden hemen önce telefonum elimin içinden uçup arabanın zeminine savrulduğunu gördüm. Sonrası kapkaranlık bir boşluktu. Gözlerimi açtığımda aradan çok uzun bir zaman geçmediğini, en fazla beş dakika kadar baygın kaldığımı fark ettim. Burnumdan sızan sıcak kanı ve alnımdaki o zonklayan acıyı hissettiğimde kendime geldim. Arabanın ön tarafı karın yarısına kadar gömülmüştü. Sürücü kapısını zorladım ama tonlarca ağırlıktaki kar yüzünden milim kımıldamadı. Hemen eğilip yerdeki telefonumu aldım; ekranı kararmıştı, açılmıyordu. Çantamı da kaptığım gibi koltukların arasından arkaya doğru emekledim. Şans eseri aracın arkası kara denk gelmiyordu. Arka kapıyı açıp kendimi dışarı attım. Ucuz atlatmıştım; saniyelerle, belki de santimlerle ölçülecek bir farkla karın altında kalmaktan kurtulmuştum. Fakat bu mucizeye sevinemiyordum bile. Hemen önümdeki araba karların altındaydı. İçindeki masum insanları kurtarmak için titreyen ellerimle telefonumu açmaya çalıştım ama ekran tamamen kararmıştı; ya şarjı bitmişti ya da o sert darbeyle tamamen bozulmuştu. Çaresizlik içimi kemirirken arabamın önündeki karları çıplak ellerimle açmaya, yolu temizlemeye çalıştım ama kar çok yoğundu. O masum bebeği, pencereden bana bakan o tatlı küçük kızı düşündükçe deliye dönüyordum. Koşup arabamın bagajını açtım, alet kutusunu çıkardım ama içinden işe yarar hiçbir şey çıkmadı. Tekrar kara döndüm, tırnaklarım kırılana, parmaklarım donana kadar kazmaya devam ettim. Soğuk canımı yakıyordu ama pes etmiyordum. Yol kenarındaki bir ağaçtan kalın bir dal kırmak zorunda kaldım; onunla karı kazımaya çalıştım ama dal da baskıya dayanamayıp ortadan ikiye kırıldı. Benim tek başıma olan gücümle çözülecek bir şey değildi bu. Çaresizlik dalga dalga ruhuma yayıldı. Tam o sırada, uzaktan yankılanan o kurtarıcı siren seslerini duydum. Jandarma geliyordu. İçimden, “Aras haber vermiş olmalı,” diye geçirdim. Hemen ardından gökyüzünü yırtan bir helikopter sesi kulaklarımı doldurdu. Helikopter zemine oldukça yakın bir noktada sabitlendi ve içinden halat merdivenler sarkıtıldı. Askerler hızla aşağı indi. Aralarından biri, o tanıdık siluet, doğrudan bana doğru koşuyordu. Aras... Bir anda beni kollarının arasına aldı, öyle bir sıktı ki kemiklerimin birbirine geçeceğini sandım. Derin, titrek bir nefes alıp, "Çok şükür Allah'ım, çok şükür..." diye fısıldadı. Benim için o kadar çok korkmuştu ki kalp atışlarını göğsümde hissedebiliyordum. Geri çekilmeden, dudakları kulağımın hemen kenarında fısıldar gibi konuştu: "Aklım çıktı mor çiçeğim... Ne kadar korktum senin için." Sonra yavaşça geri çekilip yüzümü ellerinin arasına aldı, gözlerime baktı. "Burnun kanamış, alnın morarmış..." Benim ise gözüm hala arkadaki beyaz yığındaydı. "Aras, ben iyiyim! Lütfen... Karın altında bir araba var, içinde dört kişilik bir aile var. Kurtarın onları!" Aras ciddileşerek askerlerine döndü, ardından bana baktı: "Tamam, halledeceğim. Sen şimdi jandarma arabasına bin, orada bekle." "Hayır!" dedim inatla. "Onlar kurtulana kadar hiçbir yere gitmiyorum. Çabuk ol Yüzbaşım!" Çok geçmeden jandarma ekipleri ve kar küreme araçları da olay yerine ulaştı; çığ koca yolu t…

Bölümün tamamını WritePad'de oku