Ruhun Barut izi l. CİLT

55. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Aras;Kâbusun Uyanışı Menesa gidiyordu. Ona kendi yaralarını sarması için zaman tanımaktan başka çarem yoktu. Sadece, uçsuz bucaksız bir denizde kaybolan bir gemiyi bekler gibi beklemek zorundaydım. Öyle bir girdabın içindeydik ki, sadece bir elini uzatsa tutup çıkaracaktım; ama o, dalgaların arasında kendi hakikatini arıyordu. İçimden sürekli, "Bırak nefes alsın, sorularına cevap bulsun," diye kendimi telkin ediyordum. Buraya geldiğinden beri başına gelmeyen acı, tatmadığı hayal kırıklığı kalmamıştı. Mutlu olsun yeterdi; varsın ben bir ömür bekleyeyim, varsın zaman dursun. Zaten yıllarca uzaktan sevmiştim onu; yüzüne bir kez dokunmuş olmanın verdiği o sarhoşluk, bir ömür boyu susuzluğumu gidermeye yeterdi. Menesa gideli iki gün olmuştu ama benim için sanki yıllar geçmişti. Koca lojman dar geliyor, nefes alamıyordum. İyi miydi, güvende miydi? Bilmiyordum. Yazamıyordum da... Yazsa ne diyecektim? Ya onu daha çok üzersem? Keşke bir emoji, bir nokta bile atsa, ona bile razıydım. Keşke o gün, o an, eliyle susturduğu dudaklarımın arasından o iki kelime dökülseydi. "Seni seviyorum, Menesa," diyebilseydim. İçimdeki pişmanlık, boğazıma düğümlenen bir yumru gibiydi. Lojmandayken bir anda kapı çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda Selin’i görünce şaşkınlığım katlandı. Beni büyüten ninenin evlatlık torunuydu Selin; beraber, kardeş gibi büyümüştük. Ben onun her daim abisiydim. "Aras Abi, ben geldim," dedi gülümseyerek. "Selin?" dedim, şaşkınlığımı gizleyemeyerek. "Hoş geldin, gel içeri, soğukta bekleme." Salona oturduk. Sohbet etmeye başladık ama içimdeki huzursuzluk geçmiyordu. "Keşke haber verseydin Selin. Burası lojman, biliyorsun; Utku, Demir ve Selim var. Senin burada kalman pek uygun olmaz." "Abi ya, ben geldim işte ne güzel," dedi neşeyle. "Tamam, bugünlük kalırsın, yarın bir çaresine bakarız," dedim, huzursuzluğumu belli etmemeye çalışarak. "Hemen gitmem bir yere abi ya, daha yeni geldim. 20 gün buralardayım," dedi, sanki evine gelmiş gibi rahat bir tavırla. "Abicim, haber verseydin... Şimdi olmaz ki böyle," diye üsteledim ama Selin’in yüzündeki düş kırıklığı beni durdurdu. "Tamam, tamam... Kızma, öyle demek istemedim. Kal tabii." Selin bir gün kaldıktan sonra, Ayşen’in ısrarıyla Menesa’nın evine yerleşti. Ben ise içimdeki o derin boşlukla, her an Menesa’dan bir haber bekleyerek on gün geçirdim. Selin bir akşam yanıma geldi; sohbet ederken ben kısa bir duşa girdim. O salonda Utku’yla Xbox oynuyordu. Suyun altına girdiğimde zihnim, Menesa’yla yaşadığım o ritmik, o nefes kesici ana geri döndü. Dudaklarına bir nefes kadar yakın olduğum o an... Gözlerindeki puslu bakışlar, üzerindeki o ıslak kıyafetler... İçimdeki ateş, soğuk suyla bile sönmüyordu. Özlemekten delirmek üzereydim. Bir hayale tutunmak kolaydı belki, ama gerçeğinin özlemini çekmek, her nefeste ciğerlerini dağlıyordu. Duştan çıkınca telaşla yatağın ortasına bıraktığım telefonumu aradım. Yatağın öbür ucuna kaymıştı. Aramalara, mesajlara baktım... Hiçbir şey yoktu. Yine aramamıştı. "Unuttu mu beni?" diye geçirdim içimden; yüreğimdeki sızı bir bıçak darbesine dönüştü. Eşofmanlarımı giyip saçlarımı kuruttum. Salona geçtiğimde Selin gitmişti. Yorgunluktan bitap düşmüş bir halde odama geçtim. Arasam mı, aramasam mı diye düşünürken uykunun karanlığına teslim oldum. Derken bir rüya gördüm; Menesa kucağımda, bembeyaz bir örtünün üzerinde baygın yatıyordu. Kan ter içinde, nefes nefese uyandım. Saat yedi olmuştu. Hemen ona sarıldım telefonu, aradım... Meşgule attı. Mesaj attım, cevap gelmedi. "Allah'ım, çıldıracağım!" diye bağırdım boş odaya. "Bu kadar mı vazgeçti benden?" Telefonu sinirle yatağa fırlattım ama içimdeki o kara bulut dağılmıyordu. Karşı daireye, Ayşen’in kapısına koştum. Ondan aramasını istedim. Ayşen aradı, sonra telefonu bana uzattı. "Menesa..." diye bağırdım, sesimdeki endişeyi gizleyemeyerek. "Cevap ver Menesa!" O an telefonun diğer ucundan o korkunç sesi duydum. "Ayşen... Bir şey oldu, telefon kapandı!" "Ne diyorsun sen Aras?" dedi Ayşen, sesi titreyerek. Bir daha aradı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku