Ruhun Barut izi l. CİLT

46. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Kırık Kutu ve Mektuplar Artık emindim; ben Aras'ı gerçekten de seviyordum. Bu duygu içimde derin bir kök salmıştı ve her geçen saniye daha da güçleniyordu. Duygularımı dışa vurmakta pek iyi olmasam da, Aras'a karşı her zaman şefkatli ve anlayışlı olmaya gayret edecektim. Kalbim de bu gerçeği biliyordu; sanki her atışı Aras'ın adıyla yankılanıyordu. Onun varlığı, hayatıma bambaşka bir anlam katmıştı. Sabah olmuştu. Güneşin ilk ışıkları odama süzülürken, mutfaktan gelen seslerle güne uyandım. Ayşen gelmişti ve mutfağım yine şenlenmişti. O hamarat halleriyle ortalığı baştan aşağı düzenliyor, neşe saçıyordu etrafa. Bir yandan da bana takılıyordu: "Hala hiçbir şey öğrenemedin mi mutfak işlerinden?" diye sitem ediyordu tatlı tatlı. Ama onun bu hallerine alışkındım, yıllardır süren bir dostluğun doğal bir parçasıydı bu şakalaşmalar. Beraber keyifli bir kahvaltı yaptık, sohbet ettik. Kahvaltının ardından işe gitmek için hazırlanmaya başladım. "Ayşe'nim, sen evde keyfine bak. Ben akşam inşallah gelirim," diyerek kapıya yöneldim. Tam çıkacakken Ayşen elinde eski, paslı bir Demir kutuyla çıkageldi. Gözleri merakla parlıyordu. "Kız, burada antika bir kutu var! İçinde ne saklıyorsun bakalım, böyle gizemli gizemli?" diye sordu, kutuyu bana doğru uzatarak. Kutuyu görünce içime bir hüzün çöktü. "Babamın valizinde buldum bunu, ama bir türlü açamadım," diye mırıldandım, parmaklarımla kutunun paslı yüzeyinde gezinerek. Ayşen'in merakı daha da artmıştı. "Merak ettim şimdi, ne var içinde? Sen hiç açmadın mı?" diye üsteledi. "Hayır, fırsatım olmadı. Aklıma geliyordu hep, bir ara açarım diyordum," dedim, omuzlarımı silkerek. Ayşen sabırsızca kutuyu eline aldı. "Dur açayım o zaman. Anahtarı var mı bunun?" diye sordu, kutunun etrafını incelerken. "Yok Ayşen, bana versene sen onu," dedim, içimden bir his kutuyu onun açmasını istemiyordu. Ama Ayşen'in gözleri parlıyordu. "Ya merak ettim bir bakacağım sadece, ne olacak ki?" dedi, kutuyu bırakmaya niyeti yoktu. "Olmaz, sonra ben bakarım. Ver bana Ayşen!" dedim kararlılıkla, ama onun inadını biliyordum. "Biliyorsun beni, huyum bu, bırakmam..." dedi muzipçe gülerek. "Yine çocukluk kavgası etmeyelim Ayşen?" diye uyarmaya çalıştım, ama çok geçti. Elimdeki kutuyu sıkıca tuttum. İkimiz de adeta birer çocuk gibi kutuyu çekiştirmeye başladık, bir sağa bir sola... Sanki içerisindeki sırların büyüleyici bir çekimi vardı. Bu anlamsız çekişmenin sonucunda, kutu birden elimizden kaydı ve gürültüyle yere düştü. Kutu, yere düşer düşmez ikiye bölündü. Galiba eski olduğu için dayanıklılığını yitirmişti, kırılması da bu yüzden normaldi. "Bak gördün mü yaptığını Ayşen!" diye sitem ettim, hayal kırıklığıyla. Sonra yere çöktüm ve kutunun parçalarını düzeltmeye çalışırken, yerden dökülen bir sürü mektup gördüm. Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. Babam, bu mektupları yanında taşıyacak kadar ne saklıyordu bizden? Bu düşünce içimi kemirmeye başladı. Mektupların bir kısmı rengârenkti, zarfların üzerindeki pullarda "Ankara" yazıyordu. Bir de "Sosyal Hizmetler" yazısı vardı. Babamın sosyal hizmetlerle ne işi olabilirdi ki? Aklıma türlü türlü senaryolar geliyordu. Bir mektubu elime aldım, kalbim hızla çarpıyordu. Okumaya korktum. İçinden çıkacak gerçekler beni incitir miydi? Mektubun üzerinde annemin adı yazıyordu: Bahar Öztürk. Annem babama mektup mu yollamış? Annem hakkında hiçbir şey bilmiyordum ki ben. Bu mektuplardaki gerçekler, anneme dair bilmediğim sırlar, canımı acıtır mıydı? Ayşen de mektupları görünce yaptığının iyi olmadığını anladı. Yüzündeki neşeli ifade kaybolmuş, yerini pişmanlığa bırakmıştı. Hiçbir şey söylemeden, sessizce yanımdan ayrıldı ve beni bu sırlar yığınıyla baş başa bıraktı. Dışarıda beni bekleyen ekip arkadaşlarım olduğu için mektupları toplayıp hızla çekmeceye koydum. Belki de bir tanesini merakıma yenik düşerek cebime atmış olabilirdim, emin değildim. Üzerime kalın askeri montumu giydim. Askeri botlarım, karlı havada tam anlamıyla bir kurtarıcıydı. Hemen arabaya koşup bindim. Kısa sürede askeriye varmıştık. K…

Bölümün tamamını WritePad'de oku